Sıfır Noktasındaki Kadın Kitap, bir psikiyatristin nevrozlu hastaları seçip çeşitli hastanelere ve hapishanelere gidip onları ziyaret etmesiyle başlıyor. Doktor bir arkadaşının aracılığıyla Kanatır Cezaevi'ne giriyor ve burada Firdevs adındaki Mısırlı bir kadının hikayesi onu kendine çekiyor. Firdevs önce görüşmeyi kabul etmiyor ve kısa bir süre sonra idam edilecek olması da psikiyatristin içine dert oluyor. Başka bir gün tekrar cezaevini ziyaret ettiğinde Firdevs görüşmeyi kabul ettiğini söylüyor ve onun konuşmasına dahi izin vermeden başından geçen her şeyi bir oturuşta anlatıyor.
Firdevs karakterinin yaşadığı şeyler gerçekten de insanda balyoz çarpmış etkisi yaratıyor. Bu yaşananların gerçek hayatta hâlâ bir yerlerde devam ettiğini bilmek bile kötülüğün içimizde gezdiğinin ve yok olmadığının bir göstergesi. Firdevs özgürlüğü, mutluluğu ve bir şeyler hissetmeyi arayan, bulmak isteyen bir kadın. Yaşadığı toplumda kabul gören değerler yüzünden de asla ulaşamıyor bu arzusuna. Kime güvenecek olsa sırtından bıçaklanıyor. Kadınlara değer verilmeyen bir toplumda resmen var olmaya çalışıyor.
Kitap, beklediğimden ağır unsurlara sahip derin bir kitaptı. Çoğu zaman hüzne boğup yeri geldiği zaman da düşündürdü.