Puan vermedi·196 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Dikkat ! Spoiler Kitabın anlatıcısı, asıl mesleği bankacılık olan sıradan biri. Adaya gelişi, sevdiği kadınla içinde bulundukları bazı durumlardan kaçma isteğiyle başlıyor. Kendisini bir yazar olarak görmeyip olanları kitapta bahsi geçen ‘yazar’ adlı karakter için kaleme alma ihtiyacı duyan anlatıcı, bu yeri ’ son ada, son sığınak, son insani köşe’ olarak nitelendiriyor. Anlatıcının tabiriyle bu son ada; 40 evden oluşuyor. Toplumsal yaşamın statü çizgisiyle bölünmediği, bireylerin ben değil de biz düşüncesiyle hareket ettiği, herkesin elinden geldiği kadarını yaptığı, kazancın ortak olduğu bir ütopya burası. İnsanlar doğaya müdahale etmeden, sınırlarının martılarla iş birliği içinde çizerek, barışçıl bir politikanın eseri olan hayatlarına uzun vadeli bir düşünceyle devam ederken adaya eskiden başkan olan siyasi bir liderin gelmesiyle düzen bozuluyor. Doğanın atar damarı olan ağaçların oradaki insanlara sunduğu güzellikler, martılarla paylaşılan koylar, sözde ‘başkan’ sıfatlı bu adamın ‘çevre düzenleme’ adı altındaki müdahalesi ile yavaş yavaş yok olmaya başlıyor. Akabinde çoğunluğun isteği diyerek yürüttüğü politikalar bireyleri bu ütopyadan distopyaya sürüklüyor. İlk müdahaleler insanlara hissettirilmeden, çoğunluğun arzusu doğrultusunda başlasa da zamanla kurulan meclis, çoğunluk oyları, başkanın kurulu dünya düzeni ideolojisi, adanın asıl sahibi diye nitelendirilen martılara kadar her bireyi etkileyip bu huzur ortamını yakıp yok ediyor... Yıkımı anlayamayan insanlar sessiz sedasız olayları izlerken sevgili anlatıcı, eşi ve yazar adlı karakter olaylara baş kaldırıyor fakat ne kadar ve ne şekilde... Zülfü Livaneli var olmayan, kurgusal bir açıyla ele alırken bu yaşananları, her satırda daha çok sinirlendiğimi ve –başkan karakteri için- ‘’birileri bu adama artık dur desin !’’ diye sitem ettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Öte yandan Zülfü Livaneli’nin cümle yapısındaki sadelik ve akıcılık olayların hızlı ilerlediği hissi ile müdahale edememe tutsaklığını da yaşatmıştı bana. Geniş betimlemeleri ise kitabın bazı noktalarının tasavvur edilişini kolaylaştırıyor, fakat betimleme konusunda olmasa da yaşanan olaylar hakkında eksik bulduğum bazı hususlar var. Karakterler ve hayatları hakkında daha ayrıntılı bilgiler, karakterlerin olaylar karşısındaki eğilimini anlamama ya da anlamamıza daha çok yardımcı olurdu diye düşünüyorum. Bunun yanında romanı bitirdiğim zaman bir şeylerin anlatılmaya devam etmesi gerektiği konusunda da bir beklentim oldu. Bu da romanın çözüm noktasından önce bitirilişinden kaynaklanıyor sanırım. Daha farklı bir bakış açısı ile ele alırsak belki de Livaneli tekerrürden ibaret olan bu olayın sürekli oluşunu böyle dile getirdi, kim bilir ? Genel olarak bakıldığında romanda işlenen bu meselenin dünya üzerinde pek çok örneği olduğunu her bireyin kavrayabileceği şekilde anlatması, romanı okuyan her okuyucuya tekrar tekrar düşünme olanağı tanıması bundandır. Biz insanlar doğayla ne kadar barış içindeyiz? Yok oluşumuz bizim elimizden mi? Toplumların düzenleri ne halde? Bizi yönetmesine müsade ettiğimiz insanlar aslında kim? gibi sorularla bizi yüz yüze getirdiğinden kitap hakkındaki genel düşüncem olumlu. Olur da bu kitabı okumaya niyetlenirseniz bahsedilen hadisenin ne kadar evrensel ve ne kadar acı olduğunu göreceksiniz. Çünkü her adanın sonunu hazırlayan bir başkan, buna sesini çıkarmayan lal insanlar ve baş kaldıran martıları var. Martılar zeki hayvanlar.
Edebiyat
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
·
8 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam, elinize sağlık. Sayenizde eseri okumuş oldum. :) İncelemenin başına "spoiler" yazarsanız, eseri okumayan arkadaşlara karşı büyük bir iyilik yapmış olursunuz. :)
yağmur
Gönderi Sahibi
hadi bakalım :)
Elinize sağlık lakin bu inceleme zannımca bir spoiler uyarısını hak ediyor.:)
yağmur
Gönderi Sahibi
teşekkür ederim ve de haklısınız :)
''Yok oluşumuz bizim elimizden mi?'' Dik duran yıkılmaz düşmez kazanır, eğilene ise binerler, yani böyledir bu dünyada işler, güçler, neticeler..
yağmur
Gönderi Sahibi
insan bazen kendi sonuna bile isteye gitmez mi ?