·120 syf.····Okunma: 09 Mart 2025 00:00 Sadık Hidayet'in diğer bir romanı olan Kör Baykuş'a kıyasla bu roman daha anlaşılır tarzda yazılmış. Anlaşılırdan kastım Kör Baykuş'ta daha içe dönük, psikolojik tahlillerin olduğu, melankolik ve derin bir anlatım söz konusu. Okurken ister istemez bir durup düşünüyorsun. Ama Hacı Ağa daha akıcı bir anlatıma sahip.
Konusuna gelince; Hacı lakaplı bir adamın hayatı üzerinden eleştirilerin yapıldığı hatta yer yer göndermelerin olduğu bir kitap. Dinin insanlar üzerindeki etkisi kullanılarak kendine pay çıkarma, makam ve mevkide yükselme konu ediliyor. Hacı Ağa aslında sanıldığı gibi dini bütün bir adam değil. Üçkağıtçılık, yalan, hile ve türlü düzenbazlıklarla kendisini bulunduğu bölgede hatırı sayılır bir kişi gibi göstermeyi başarmış biri. Aklı fikri yemekte ve uçkurunda olan dindarmış gibi gözüküp her türlü günaha gözü kapalı atlayan iğrenç herifin teki. Birden fazla karısı olmasına rağmen siga evliliği yaptığı başka kadınlar da bulunuyor evinde. 80'li yaşlarında beli bükük dolanmasına rağmen hala daha dünyalık peşinde koşup, nereden çalsam kardır diyen kendi nefsine bol keseden olup ev halkına zırnık koklatmayan bir bunak.
Gelen konuklarının dünyaya bakış açısı, siyasi görüşü neyse ona göre konuşan rüzgar nereden eserse oraya yönelen bir fırıldak. Yalakalıkta bir dünya markası. Hırsızlıkta tam bir başrol. Bu konuma gelmesi ise halkın tamamen cehaletinden beslenerek süregelmiş bir durum. Kurduğu düzen bozulmasın diye gözünü budaktan sakınmayacak biri. Kısacası bugün din kisvesi altında halk nasıl sömürülüyorsa o dönemde de aynı şekilde sömürülmüş. Bu şekilde devam ederse gelecekte de pek farklı olmayacak bir düzen söz konusu. Okurunu çileden çıkartacak, gerçekliği rahatsız edici diyebileceğim bir kitaptı. Sadık Hidayet'in her kitabından sonra bir otel odasında intihar edişini anlayabiliyorum.