Üç Yolun Biri: Türkçülüğün Manifestosu
10/10
·126 syf.··
2017 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2017 18:24
Boklu Türkiye gündeminden izole olmak için çabalarken önemli şeyleri kaçırdığımı fark ettim. Dün, Türkçülük için önemli bir yere sahip Yusuf Akçura'nın vefat yıl dönümüydü. Her Türk'üm diyenin mutlaka hafızasında olması gereken biri ve önemi asla yadsınamaz. Hele ki böyle buhranlı zamanlarda Akçura gibi büyükleri iyi tanımalı ve anmalıyız. Akçura ve Gökalp özellikle Osmanlı'nın son dönemleri ve yeni Türk devletinin ilk adımları atılırken ki süreçte Türk millyetçiliğinin temellerinin atılmasında önemli bir yere sahiptir. Her ikisi de ideolojik ve sosyolojik açıdan Türkçülüğün öne çıkmasına ve sonrasında gelen Türkçü, Turancı düşüncelerin ortaya çıkmasına ve gelişmesine katkı sağlamışlardır. Yusuf Akçura’nın 1904’te yayımlanan Üç Tarz-ı Siyaset makalesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e giden fikrî hattı anlamak için mihenk taşıdır. Eser, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde ortaya çıkan üç ana siyasi akımı karşılaştırır: Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük Osmanlıcılık: Akçura’ya göre Osmanlıcılık, Tanzimat’tan beri devletin gayrimüslim teb’ayı da Osmanlı kimliği altında toplama hayaliydi. Ama Balkan milletleri bağımsızlığını almış, Rumeli elden çıkmış, kalan Hristiyan teb’a da Avrupa devletlerinin müdahalesiyle Osmanlı’dan kopmaya hazırlanıyordu. Yani “Osmanlı milleti” yaratmak için tarih çoktan geçilmişti. Akçura burada, “Bir kere dağılmaya başlayan çok uluslu devletleri tutmak mümkün değildir” der. Yani Osmanlıcılık fikri, temelden çökmüş bir hayaldi. İslamcılık: II. Abdülhamid’in en sevdiği panzehirdi. “Halifelik” otoritesini öne çıkarıp tüm Müslümanları bir araya getirme iddiası vardı. Akçura, bu fikrin içindeki çelişkiyi net biçimde gösterir: Osmanlı Devleti’nin içinde gayrimüslimler vardı; onları dışlayarak devleti kurtaramazsın. Dahası, çağ milliyetçilik çağıydı, “ümmet” kimliği artık siyasî birleştirici olamazdı. Üstelik Araplar bile Osmanlı’dan kopmaya başlamışken İslamcılık, günü kurtarma adına kullanılan ama uzun vadede çözüm üretmeyen bir yoldu. Türkçülük: İşte Akçura’nın “üçüncü yol” dediği esas fikir bu. Türkçülük, önce Osmanlı’daki Türk unsurunu birleştirmeyi, sonra da sınırların ötesindeki Türkleri içine almayı hedefliyordu. Bu fikir, o dönemde en radikal seçenekti çünkü Osmanlı’nın çok uluslu yapısını reddediyordu. Ama Akçura’ya göre tek gerçekçi çıkış buydu. Devleti yaşatmak için değil, Türk milletini kurtarmak için yeni bir yol çizmek gerekiyordu. Ve o yol, millî devlet yoluydu. Eserin değeri, yalnızca Türkçülüğü savunmasında değil, aynı zamanda Osmanlıcılık ve İslamcılığın niçin başarısız olacağını bilimsel bir üslupla göstermesinde yatar. Yani Akçura sadece “Osmanlıcılık hayal, İslamcılık çağa aykırı, Türkçülük en doğrusu” demiyor; her birini tarihsel bağlam içinde tartıyor. Osmanlıcılığın “gecikmiş bir ütopya” olduğunu, İslamcılığın “ümmet fikrine dayalı ama pratikte imkânsız” olduğunu, Türkçülüğün ise “tarihin ruhuna uygun bir çıkış” olduğunu söylüyor. Akçura, bir ideolog gibi değil, adeta bir tarihçi gibi akımların artılarını ve eksilerini sıralar. Bu objektiflik, metne hâlâ tazelik kazandırmaktadır. Elbette bugünden bakıldığında, Akçura’nın Türkçülüğü Pan-Türkist bir hayal mi, yoksa reel-politik bir çözüm mü olduğu tartışılabilir. Ama tartışılmaz olan şey, onun tespitiyle Osmanlıcılığın ölü doğduğu, İslamcılığın ise devleti kurtarmaya yetmeyeceğidir. Netice itibari ile Türkçülük akımının hem milli hem siyasi gücü birleştiren en önemli fikir olduğunu öne sürmüş ve kendisinden sonra gelen büyük Türk düşünürlerini ve Türkçüleri ziyadesiyle etkilemiştir. Cumhuriyet’in “ulus-devlet” fikrini önceden haber veren bir metin olduğu kadar, Türkçülüğün ilmî manifestosu niteliğini de taşır. Osmanlı’nın son döneminde bir çıkış arayışının samimi ve cesur ifadesidir. Bugün Türkçülük konuşabiliyorsak bu Yusuf Akçura sayesindedir. Küçük adımlarla yerinden doğrulmaya çalışan bir milletin kimlik arayışına ışık tutan bu Türk evladını yattığı yerde toprak incitmesin. “Türkiye Cumhuriyetinin kurulması, Türkçülük idealinin gerçekleşmesi demektir. Bu ideal, bir Türk dehasının kudretiyle gerçek oldu.” Yusuf Akçura
Siyaset
Üç Tarzı SiyasetYusuf Akçura · Ötüken Neşriyat · 20182,915 okunma
·
2 +1'leme
·
524 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.