SOKAKLARIN BİLGE ÇOCUĞU: “NELİO”
9/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2024 15:03
Muhtemelen daha önce bu kitabın adını da yazarını da hiç duymadınız.! Kulağınıza çok aşina gelecek bir kitap değil çünkü kitap henüz kitapçıların çok satanlar reyonunda kendisine bir yer edinebilmiş değil :( Henüz diyorum çünkü ileride bu kitabın hakettiği okur kitlesine sahip olabileceğine neredeyse eminim. Eğer siz de bir kitabın kalitesinin popülerliğiyle doğru orantılı olmadığını düşünenlerdenseniz ; bu kitaba , 10 yaşındaki küçük bir çocuğun rüzgarların uğultusuna karışmış o cılız sesine kulak vermek ister misiniz? Adım adım ilerleyeceğiz önce kısaca yazarı tanıyalım: ^İsveçli yazar Henning Mankell 1948’de Stockholm'de doğdu.Annesi tarafından terk edilen yazar babası tarafından büyütüldü(Romandaki çocuk karakterlerin terk edilmişliğini bu kadar gerçeki ve canlı anlatabilmesinin kaynağını güçlü kaleminin yanı sıra çocukluğundan da aldığı aşikar).Kariyerine on yedi yaşında bir tiyatroda yönetmen yardımcısı olarak başlayan yazar daha sonra yönetmenlik yanında yazarlığa da geçiş yaptı.Yazar dünya çapında asıl ününü kahramanı komiser Wallander olan polisiye romanlarla sağlamıştır.(Bizdeki başkomiser Nevzat’ın İsviçre versiyonu).Polisiye olmayan tek kitabı şu an incelemekte olduğumuz Rüzgarlara Söyleyen ‘dir. 1985'te Maputo'da bir tiyatro topluluğu kurmak üzere aldığı davet sonucu gittiği Mozambik(Afrika ülkesi)artık hayatında büyük yer kaplayan yılın altı ayını geçireceği bir yer olacaktı. Rüzgarlara Söyleyen kitapta adı geçmeyen bir afrika ülkesinde geçiyor.Yazarın ülke adı vermeyip yalnızca Afrika’da geçen bir hikaye olduğunu belirtilmesini kitapta anlatılan sorunların belli bir bölgeye has yerel bir sorun olmayıp bu kıtanın tümümün makus talihi olarak gördüğüne bağlayabiliriz. =Mekan ve Zaman= Mozambik demişken biraz ülkenin tarihinden bahsedeceğim çünkü kitapta geçen ülkede de bir devrim dönemine tanıklık ediyoruz.Bu tarihi bilip kitabı okuduğunuzda aradaki büyük benzerlikler gözünüzden kaçmayacak. ^Vasco de Gama'nın 1498 yılındaki seyahatinin ardından Portekizliler 1505'te bölgeyi sömürgeleştirme sürecini başlattılar. Mozambik dört asırdan uzun süren Portekiz hakimiyetinin ardından 1975'te bağımsızlığını kazandı ve Mozambik Halk Cumhuriyeti'ne dönüştü. Daha bağımsızlığın üzerinden iki yıl geçmemişken 1992'ye kadar 16 yıl sürecek olan uzun ve kanlı bir iç savaş başladı. 1994'te ülkede ilk çok partili seçim yapıldı ve göreceli bir istikrar sağlandı. Ancak halen düşük yoğunluklu çatışmalar sürmektedir. (Kaynak:Vikipedia) Daha detaylı bilgilere sahip olmak isterseniz: youtu.be/ls7iG8kBf0w?si=... İzleyebilirsiniz Bu kitapta geçen dönem muhtemelen Mozambik’te yaşanan iç savaş dönemidir.Yazar ordaki halktan edindiği veya şahit olduğu bilgi ve tecrübeleri bizlere harika bir kurgu üzerinden aktarmıştır. Artık kitabımıza gelebiliriz. ”Peki bu kitap ne anlatıyor?” ^Kitap ,Afrikadaki başı boş kalmış,terk edilmiş ya da terk etmeye mecbur bırakılmış tek ve ortak gayeleri hayatta kalabilmek olan sokak çocuklarını oldukça yumuşak,masum ve basit bir dille 10 yaşındaki bir çocuğun “Nelio’nun” gözlerinden bizlere anlatıyor.Nelio’nun hikayesi ama bu hikayeyi bize aktaran kişi o değil. Bu hikayenin anlatıcısı ; Nelio’yu ölmek üzereyken bulup çalıştığı fırının çatı arasına götüren ve dokuz gün boyunca ona gerekli bakımı yapıp iyileşmesi için elinden geleni yapan o yüreği iyiliklerle dolu adam “ Jose Antonio Marie Vaz “ Bu karakter kitabın genelinde bir dinleyici rolünde olsa da son kısımlarına yakın yaşadığı o içsel aydınlanmalar ve sorgulamalar, buna dayanarak hayatında yaptığı değişikliklerle romana oldukça güzel katkıları olan bir karakter oldu… 𝑳𝒆𝒊𝒃𝒏𝒊𝒛: “𝑩𝒖 𝒅ü𝒏𝒚𝒂 𝒎ü𝒎𝒌ü𝒏 𝒅ü𝒏𝒚𝒂𝒍𝒂𝒓ı𝒏 𝒆𝒏 𝒊𝒚𝒊𝒔𝒊𝒅𝒊𝒓.” 𝑽𝒐𝒍𝒕𝒂𝒊𝒓𝒆: “𝑴ü𝒎𝒌ü𝒏 𝒐𝒍𝒂𝒏 𝒅ü𝒏𝒚𝒂𝒍𝒂𝒓ı𝒏 𝒆𝒏 𝒊𝒚𝒊𝒔𝒊 𝒃𝒖𝒚𝒔𝒂 𝒅𝒊ğ𝒆𝒓𝒍𝒆𝒓𝒊 𝒏𝒂𝒔ı𝒍𝒅ı𝒓 𝒌𝒊𝒎 𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓.” ^Köyünde saldırıya uğradığından dolayı tüm ailesinden ansızın kopmak zorunda kalan,küçük bebek kardeşi gözlerinin önünde annesinin sırtındaki sepette havanda tokmakla öldürülen, Bu zulme karşı çıkan bir köylünün kafasının gözleri önünde kesilmesine şahit olan,sadece aile fertlerini değil,yerini yurdunu tüm çocukluğunu kaybeden Nelio’nun sahip olabileceği en iyi yaşam bu muydu? ~Masum çocukların yaşama haklarının elinden alındığı bir dünya gerçekten mümkün dünyaların en iyisi midir?~ #256033199 ^Kitapta sadece Nelio yok. Canavarlardan korkan Nascimento,cebinde sebze yetiştiren Mandioca,evden kaçmış Pecado,Algısı biraz ama hayalleri büyük Tristeza,Tek kol Alfredo be daha sonra da değinecek olacağım albino Deolinda var…Yaşantıları,geçmişleri,travmaları farklı ancak acıları ortak olan yedi minik yürek .Ve hepsinin hayatta kalmak için birbirlerine ihtiyacı var.Hayattan pek bir beklentileri yok.Tok bir karın ve uyuyacak küçük bir alan dışında…Ama sanırım dünya bazen bu küçücük yüreklere bi sığınak olabilecek kadar büyük olamıyor. ^Nelio onlardan farklı,çünkü her biri onlarca kez dayak yemiş bu çocukların arasında hiç buna maruz kalmamayı başarmış.(Bu sokak çocukları arasında onun çok farklı bir yere konumlandırılmasına neden oluyor)Onda farklı bir şeyler olduğu,yaşına göre çocuk olgun olduğu ve her meseleye çok yapıcı yönlerden bakabildiği ve çözebildiği, bu çocuk çetesini yönetirken aldığı yerinde kararlarla yazar bize çok iyi aktarmış.Henüz 10 yaşında olsa da konuştuğunda 100 yaşındaki bir bilgecan dedeye dönüşüveriyor.Büyülü,hayat dersi dolu ve yol gösteren cümleler… Kitapta bu konu ile alakalı şöyle bir alıntı geçer: “𝑌𝑎𝑠̧𝑙ı𝑙𝑎𝑟ı𝑛 𝑏𝑎ℎ𝑠𝑒𝑡𝑡𝑖𝑘𝑙𝑒𝑟𝑖 𝑏𝑖𝑟 𝑠̧𝑒𝑦𝑖,𝑏𝑖𝑟 𝑖𝑛𝑠𝑎𝑛𝑎 𝑛𝑎𝑠𝑖𝑝 𝑜𝑙𝑎𝑏𝑖𝑙𝑒𝑐𝑒𝑘 𝑒𝑛 𝑏𝑢̈𝑦𝑢̈𝑘 𝑚𝑢𝑐𝑖𝑧𝑒𝑦𝑖 𝑔𝑜̈𝑟𝑚𝑢̈𝑠̧𝑡𝑢̈ 𝑔𝑎𝑙𝑖𝑏𝑎: 𝑂𝑙𝑚𝑢𝑠̧ 𝑜𝑙𝑎𝑛ı 𝑣𝑒 𝑔𝑒𝑙𝑒𝑐𝑒𝑘 𝑜𝑙𝑎𝑛ı 𝑎𝑦𝑛ı 𝑎𝑛𝑑𝑎 𝑔𝑜̈𝑟𝑚𝑢̈𝑠̧𝑡𝑢̈.” (s:138) ^Nelio’da en çok dikkatimi çeken özelliklerden bir diğeri yüksek dirayeti ve sabrı oldu.Yaralı olarak fırının çatısında ölümü beklediği(spoiler değil ilk sayfalardan bunu öğreniyorsunuz).Canı yana yana hikayesini anlattığı bu dönemdeki acılara karşı bu metanetli duruşu,isyan etmek yerine aldığı kabullenici tavır (stoacı felsefe izleri var gibi)bu yaşı küçük ama ruhen yaşlı çocuktan bizlere büyük dersler verir nitelikte… ^Yazarın ele aldığı masalsı anlatım biçimi ve kitapta yer yer geçen olağanüstü ögeler kitaptaki kurguya öyle güzel yedirilmiş ki kitabın sayfalarını çevirirken adeta kitap okuduğunuzu unutuyor hikayedeki dinleyici rolüne bürünüyorsunuz.Siz de artık kitabın ayrılmaz bir parçası oluyorsunuz. Kitapta buna örnek olarak kertenkelenin Nelio’ya önemli bir yol ayrımında konuşarak yol gösterdiği kısım gösterilebilir. Mini bir bilgi notu: Mitolojik açıdan kertenkele ^Bantu kültürünün ölümün kökenine ilişkin efsanesine göre, insanlara asla ölmeyeceklerini duyurmak için bir bukalemun gönderilir. Bukalemun görevine başlamış ama yavaş yürüyormuş ve yol boyunca yemek yemek için mola veriyormuş. Bukalemun gittikten bir müddet sonra insanlara öleceklerini duyurmak için bir kertenkele gitmiş. Bukalemundan daha hızlı olan kertenkele ilk önce varmış ve böylece insanın fani olduğunu ortaya çıkarmış. ^Kertenkele yine hızlı davrandı.Ve bu yaşamla mücadele eden onca zorluklarla mücadele ederek baskına uğramış köyünden kaçabilmeyi başaran yaşam arzusuyla dolu küçük çocuğa öleceği yer olan kasabayı göstererek hayatın geçiciliğini hatırlattı ve hikayedeki görevini tamamladı… Kitapta dikkatimi çeken hususlardan bir diğer nokta: =farklı olanı dışlama= Size albino Deolinda’dan bahsedeceğimi söylemiştim. Nelio,Deolinda’yı arkadaş grubuna dahil etmek istediğinde çoğu arkadaşı şaşırır ve karşı çıkar.Çünkü Deolinda kızdır üstelik de xidjana(albino)’dır.Nascimento bunu duyunca şu şekilde karşılık verir; “𝐵𝑢 𝑥𝑖𝑑𝑗𝑎𝑛𝑎’𝑛ı𝑛 𝑏𝑢𝑟𝑎𝑑𝑎 𝑛𝑒 𝑖𝑠̧𝑖 𝑣𝑎𝑟? 𝑈𝑔̆𝑢𝑟𝑠𝑢𝑧𝑙𝑢𝑘 𝑔𝑒𝑡𝑖𝑟𝑑𝑖𝑘𝑙𝑒𝑟𝑖𝑛𝑖 𝑏𝑖𝑙𝑚𝑖𝑦𝑜𝑟 𝑚𝑢𝑠𝑢𝑛? (s:145) Ben Afrikalıların albinolara karşı sahip olduğu bu bağnaz bakış açısına ilk kez bu kitapta şahit oldum.Bu konuda ulaştığım bilgiler neticesinde: -Afrikanın bazı ülkelerinde büyücülüğün çok yaygın olduğunu (Tanzanya,Malavi gibi) -Albinoların her bir uzuv parçalarının büyülü olduğunu ve bu parçalara sahip olanlara bunun şans,kısmet ve para getirdiğini -Albinoluğun bir pigment eksikliği hastalığı olduğunu bilmemelerinden dolayı bunu olağanüstü ve anormal algılamaları ve bu yüzden çocuklarını terk eden birçok ailenin olduğunu öğrendim. Kitaptaki küçük kız karakterimiz hayat hikayesini anlattığı bölümde maruz kaldığı davranışlardan söz etmesi beni bazı sorgulamalara itmiş oldu: “Yüzyıllardır sırf koyu ten renginden dolayı farklı bir görünüme sahip olduğu için ne yazık ki alt tabaka olarak görülen, sömürülen ,ötekileştirilen ,ırkçılığa maruz kalan bir millet olan Afrikalıların sadece ten renkleri farklı ve azınlık oldukları için albinolara olan bu batıl ve dışlayıcı yaklaşımı sizce ne kadar doğru? ^Vee incelememi sonlandırmadan önce kitapta önemli olan son bir konuya daha değinmek istiyorum: =Afrika’daki ruhani inanç= “𝑅𝑢ℎ𝑙𝑎𝑟 𝑐̧𝑒𝑣𝑟𝑒𝑚𝑖𝑧𝑑𝑒 𝑑𝑜𝑙𝑎𝑛ı𝑟,ℎ𝑒𝑝 𝑏𝑢𝑟𝑎𝑑𝑎𝑑ı𝑟𝑙𝑎𝑟 𝑎𝑚𝑎 𝑜𝑛𝑙𝑎𝑟ı 𝑔𝑜̈𝑟𝑒𝑚𝑒𝑦𝑖𝑧.𝐵𝑖𝑧𝑖𝑚 𝑖𝑐̧𝑖𝑛 𝑜̈𝑛𝑒𝑚𝑙𝑖 𝑜𝑙𝑎𝑛 𝑜𝑛𝑙𝑎𝑟ı𝑛 𝑏𝑖𝑧𝑖 𝑔𝑜̈𝑟𝑑𝑢̈𝑔̆𝑢̈𝑛𝑢̈ 𝑏𝑖𝑙𝑚𝑒𝑘𝑡𝑖𝑟.” (s:144) Yaptığım bazı araştırmalardan edindiğim bilgilere göre özellikle Bantu kültürlerinin de dahil olduğu çoğu Afrika toplumunda “atalara tapınma” önemli bir rol oynamakta. Ölmüşlerin ruhlarının etrafta dolaştığına ve yaşayanların dünyasına etki ettiğine inanılır. Bu ruhani varoluş genellikle ebedi olarak kabul edilmemektedir; ölmüşlerin ruhları, kendilerini hatırlayan birileri olduğu sürece yaşamaktadır. Bu metindeki anahtar nitelikte nokta “kendilerini hatırlayan birileri olduğu sürece” cümlesi.. Nelio’nun bilgece tavırlarının kaynağı bana kalırsa hayattaki her şeyini kaybetmiş gibi görünse de öyle hissetmediği..Ailesi hayatta kalabilmiş mi kalamamış onu dahi bilmiyordu.Ancak emin olduğu tek bir şey varsa o da eğer hayatta değilseler dahi onları ruhen hep yanında hissediyordu.Aldığı kararlarda onları kızdırmadan onlar yanındaymışçasına birlikte hareket ediyordu. ^Ve Nelio yaşamıyla sonsuzluğa yazı yazan her insan gibi asla “unutulmak istemiyordu”…Bu yüzden dokuz gün boyunca yaşama tutunmaya çalıştığı o zaman diliminde hikayesini Jose Antonio Marie Vaz’a anlattı..Bitirmeden ölmeyeceğini hissediyordu.Yarım kalmışlıklarla dolu gözüken bu hikaye anlatılınca onu sonsuzluğa ulaştıracaktı. Jose Antonio Marie Vaz ise bu hikayeyi rüzgarlara anlattı..Denizden esen rüzgarlar her esişinde bu küçük çocuğun ruhunu sonsuzluğa uzatacaktı… Not: Minik Nelio seni asla unutmayacağım…Bir de son kısımda bir kedi vardı.Şey o bence ,neyse…:( << Kapanışı yapalım artık >> Aklıma şu kızılderili atasözü geldi : “Seni hatırlayan son kişi de öldüğünde, hiç yaşamamış olacaksın..” ℳ𝒶𝒹ℯ𝓂 ℴ̈𝓎𝓁ℯ… ~ℬℯ𝓃𝒾𝓂 𝒹ℯ 𝒶𝓇𝓉ı𝓀 𝓇𝓊̈𝓏ℊ𝒶𝓇𝓁𝒶𝓇𝒶 𝒶𝓃𝓁𝒶𝓉𝒶𝒸𝒶ℊ̆ı𝓂 𝒷𝒾𝓇 𝒽𝒾𝓀𝒶𝓎ℯ𝓂 𝓋𝒶𝓇..~
1000Kitap
Rüzgarlara SöyleyenHenning Mankell · Metis Yayınları · 200577 okunma
··
1 +1'leme
·
1.250 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Detaylı incelemeniz için teşekkürler 🙏🪄✨
Bahar keskin
Gönderi Sahibi
🌸🙏
Her zaman ki gibi harika bir inceleme olmuş Bahar keskin emeğine sağlık 👌🏼 Ah Nelio ,güçlü çocuk, hiç unutulmayacaklardansın 🥹🥹. Az bilinen sarsıcı kitaplardan🥇
Bahar keskin
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 🌸🙏✨🧚‍♀️Beraber ne de güzel konuşmuştuk🫶🏻