"Yol yakınken dönmedin
Daha da dönemezsin."
Dünyanın en eski türü şiir, en yılgın, en yorgun... Hiç durduk yere çalmamışlar insanlar kapısını, dara düşünce, unutmak isteyince. Ama şiirin ortaya çıkma nedeni zaten henüz daha yazı yokken akılda kalıcılığı sağlamak: Unutturmuyor, daha çok hatırlatıyor. Kim ne derse desin birçok ilaçtan iyi geliyor. Kul sıkışıyor, şiir yetişiyor. Ne zaman kendimi kötü hissetsem iki şiir kitabı alırım kitapçıdan. Kullanım dozunu falan sormam, onda yitene, onda bitene kadar!
"Hakkını helal et dedim kendime
Çok yordum seni."
Bir helallik de kitaptan almalıyım sanırım. Alırken "günde birkaç şiir okur bir süre kitapla yaşarım," demiştim. Olmadı. Bir şiir daha derken zaten kısacık olan kitap aynı gün kayıp gitti ellerimden. Güzel şeyleri ne kadar hızlı tüketiyor insan. Oysa İbrahim Tenekeci her zaman yeni kitap çıkarmıyor, oysa okunacak çok az şiir kitabı kaldı içimize işleyen.
"Ah İbrahim
Uzak görünüşlü dağlardan baktın,
Yağmuru yazarsın yağsın yağmasın,
Dünyanın tenine el sürmedin ey
Hayattan kalmış gibi yaşadın."
"Yeniden başlamak mümkün mü Rabbim?"
Daha isminde vuruldum kitaba: Sesin Üzgün Geliyor Alelade basit bir cümle ama son zamanlarda duymaya o kadar alışmışım ki... Hatta şımarmak gibi olmayacaksa bunun için kendimi mutlu bile hissediyorum. Zira çok az insan başkalarının sesindeki duyguya değer verir oldu çağımızda. Dinlemiyor insanlar, yalnızca duyuyorlar. Dinlenince bir mutluluk yayılıyor içime: Üzgün ama mutlu, ne tuhaf değil mi? Her şey tuhaf, gitmek isteyip kalan, kalmak isteyip giden sizin gibi. "Bir sabah sahiden gitmek istersin." Yeniden başlamak, en azından yaptığın hatalı başlangıçtan kaçbilmek için. Ne der Şebnem Ferah, "Sil baştan başlamak gerek bazen!" youtu.be/2xWXEQ7dIlQ?si=... O "Sil baştan sevmek gerek bazen," de diyor ama oraya girmeyelim.
Yılın şairi seçilmişti daha önce İbrahim Tenekeci,
Yılın yazarı.
Bu kitap da sizlerin oylarıyla "yılın şiir kitabı" seçilmiş. O kadar sade geldi ki gözüme, her şeyin olanca karmaşıklığıyla üzerimize geldiği çağda en çok sadeliğe ihtiyacımız var. Belki de bu yüzden bu kadar sevdiniz. Sadeliği, inceliği için. Ne der Şükrü Erbaş: İncelik, sensin bütün zamanların açık yarası. Yarası yaramıza denk şiirlerin...
Tam orta yerinden kırılmış bir ağaç var eserin kapağında. Dalıp dakikalarca onu izledim. Bana iyi geldi, size de iyi gelsin isterim. Şiirden iyi yoldaş olmuyor insanın ruhuna. Şiirden anlayan bulunmuyor, ne gelir elden okumaktan başka?