Cosmere evrenine giriş
7/10
·510 syf.··
2025 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 04:17
Hellolar Günümüzde epik fantastik türünün en iyi yazarlarından biri olan (belki de birinci) Brandon Sanderson'ın çıkış romanı olan Elantris'in incelenmesiyle geldim. İnceleme için dün gece aklıma çok havalı bir giriş cümlesi gelmişti ama unuttum o yüzden bununla idare edin lütfen:)). İncelemede spoiler olmayacak. Eğer konuyu okumak istemeyip direkt incelemeye geçmek istiyorsanız noktalar arasındaki paragrafları atlayabilirsiniz. •••••••••••• Önce size Elantris'ten bahsedeyim. Elantris; Aerlon krallığının başkenti ve içinde büyülü, iyi kalpli, güzel ve kelimenin tam anlamıyla tanrısal varlıklar olan Elantrian'ların yaşadığı şehir. Bir de Shaod var. Shaod'u ilk başta bir tanrı sanmıştım ama değilmiş hsshhs. Mistik bir değişim çağrısı diyebiliriz. Kitapta sürekli geçen bir 'Shaod aldı' ifadesi var. Bunu okuyunca anlayacaksınız zaten, sıradan insanların Elantrian'a dönüşmesini ifade ediyor. Eskiden bir lütuf olan Shaod, 10 yıl önce bir lanete dönüşmüş Shaod'un alıp Elantrian'a dönüştürdüğü insanlar artık yarı tanrı değil, cüzzamlı gibi, buruşuk, bozuk bir bedene bürünüyorlar. Elantris'te artık eskisi gibi parlak ve ihtişamlı değil, yıkık dökük bir hapishane gibi. Kitabımız 3 ana bakış açısına sahip ve kitap bunlardan ilki olan prens Raoden'in (umarım doğru yazmışımdır) Elantrian'a dönüşüp Elantris'e hapsedilmesiyle başlıyor. Diğer ana karakterimiz prenses Sarene, Raoden'in nişanlısı, ama kanunlara göre nişanlı çift, ikisinden biri nişanlılık sürecinde ölürse evli sayılıyor ve bundan dolayı Sarene artık dul. Bir de 3. ve sanırım en sevdiğim karakter olan Hrathen, Aerlon'a halkı kendi dinine döndürmek için gelmiş bir çeşit misyoner -sanırım. Kitabın tüm olay örgüsünü anlatmamak için kısa kesiyorum buraları çünkü okumak daha keyifli. Raoden'in bakış açısından Elantris ve Elantrian'ları okuyoruz. Raoden'in kendince Elantris'te kurmaya çalıştığı düzen ve bununla birlikte Elantrian'ların çektiği acılar... (Ay onlara o kadar üzülüyordum ki, özellikle de yitikler.) Sarene'nin bakış açısından krallığın politik çekişmelerini okuyoruz ve bu kısımlar inanın hiç sıkıcı değil. Hrathen ise inandığı dini zorla insanlara dayatmaya çalışan bir rahip (ama göründüğü kadarıyla mı sınırlı) •••••••••••• İncelemeye Hrathen ile başlamak istiyorum ( ama her 3 karakter için de son sayfalar hariç, son sayfalar için ayrı konuşacağım) Hrathen ilk başlarda 'pislik, ama iyi yazılmış bir pislik' bir karakter. Adam tam olarak yobaz kelimesinin vücut bulmuş hali ama o kadar karizmatik bir yobaz ki sadece onun bakış açısından olsa okurdum:)) 500 sayfada yazılabilecek en iyi karakter gelişimi yazılmıştı onun için ve beni incelemelerimden bilenler varsa, ben iyi karakter gelişimi severim. Hrathen'in içinde yaşadığı çelişkileri okumak çok güzeldi. İnsanlara duyduğu sevgi beni çok duygulandırdı. İstediği tek şey olası bir katliama engel olmak ve bunun için kendinden bile taviz verdi. Ve yazar Hrathen ve cemiyeti üzerinden din gibi hassas bir meselenin nasıl da krallıkların sonunu getirildiğine çok iyi değinmiş. Yani yazar diyor ki insanları kendi doğrularıyla bırakın. Raoden'i de çok sevdim. Aslında ilk başlarda onunla bütünleşemedim pek çünkü çok soğuktu ama sonra dedim ki kendine gel adam daha yeni lanetlendi. Gerçekten de öyleydi, kitap ilerledikçe o soğukluğu üzerinden attı. Hamleleri çok akıllıca ve tam bir krala yakışır şekildeydi. Elantris'te kurduğu mükemmel düzen, vahşi görünümlü Elantrian'ların aslında ne kadar da kocaman yüreklere sahip olduğunu bize kanıtladı. Raoden'in yönettiği o haliyle bile orada yaşardım. Sarene'ye pek bayılmamakla birlikte nefret de etmedim. Nötr bir karakterdi. Aslında yazar onun da çelişkilerini anlatmış olabildiğince ama Hrathen ve Raoden gibi iki güçlü karakterin yanında onun gelişimi sönük kaldı. Ama onu da takdir ettiğim çok kısım oldu. Politik zekâsı sorgulanamaz, erkeklere kurduğu üstünlük beni çok mutlu ediyordu. En çok da diğer karakterlerle - özellikle Raoden'le etkileşimlerini beğendim. Atışmaları çok tatlıydı, her ikisinin de birbirine bakış açısı çok güzeldi ama özellikle Raoden'in (⁠~⁠ ̄⁠³⁠ ̄⁠)⁠~ 3 ana karakter dışında pek çok yan karakter de vardı ve hikâyedeki rollerini beğendim. İsimlerini karıştırmasam eminim daha iyi olurdu ama bu haliyle de olabilecek en iyi şekilde sevdim onlari. Galladon,Karata ve Kiin'in çocukları favorilerim. Galladon'ı yan karakter olarak belirtmem aslında ona ayıp oldu çünkü onun da serideki rolü büyüktü (biraz sonra bu konuyla ilgili sorunlarımı belirteceğim) Kitabın dünya inşaası çok güzel. Garip bir tabir olacak ama size gerçekten fantastik kitap okuyormuş gibi hissettiriyor. Aslında fantastik öğeleri yetersizliğinden ve politikanın daha ön planda olmasından dolayı ne kadar fantastik diye nitelendireceğiniz değişir ama ben sıkılmadım ve keyifle okudum. Son kısımlara kadar temposu gayet yerindeydi. Son kısımda bir anda hızlandı maalesef. Şimdi kitapla ilgili sorunlarıma gelelim. Öncelikle yukarıda belirttiğim gibi isimler. Kitapta çok fazla karakter olmasının yanı sıra çok fazla farklı ırk, farklı krallıklar ve farklı din var. Kitabı bitirmeye yakın yavaş yavaş oturuyor ama kitabı açtığınızda tüm bu isimler tokat gibi suratıza çarpınca neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Bir de telaffuzları da zor. Yani ben çoğunu hololo diye okuyup geçtim. Bu isim sorunu aslında bir diğer büyük sorunla bağlantılı. Kitabın kısalığı. Şimdi kitap 3 bölümden oluşuyor ve puntoları inanılmaz küçük. Mesela 3 bölüm değil de bu 3 başlıkla 3 ayrı kitap olsaydı, hem isim karmaşası sorunu giderilirdi hem de daha iyi otururdu kurgu ki bu da 3. sorun. ↓ Kitabın olay örgüsü bir yere kadar gayet orantılı ilerliyor ama bu orantı sonlara doğru göze batacak sekide bozuldu. Her şey olması gerekenden o kadar hızlı ve karmaşık bir şekilde ilerledi ki normalde günde zar zor 50 sayfa okuyordum ama son 100 sayfayı tek seferde bitirdim. O son 100 sayfada yaşananlar en az 300 sayfalık olaydı ve eğer 300 sayfa olsa tadından yenmezdi cidden. 1 bölümde anlatılacak olay kısacık bir paragrafta oldu bittiye geldi. Yine güzeldi tabi ama okudukça evet bu yazarın ilk kitabı diyebiliyorsunuz çünkü iyi anlatımı ve iyi dünya inşaasına rağmen sonlara doğru o acemilik fark ediliyor. Beni en çok üzen durum önemli olabilecek iki olayın tekdüze geçilmesiydi. Bunlardan ilki Kiin'le ilgili. Kiin Sarene'nin amcası ve yillar önce Sarene'nin babasının krallığından sürgün edilmiş (bu spoiler değil) Sarene sebebini sorduğunda Kiin söylemedi ama kitabın sonunda bize üstten bahsettiler ve o kadar üsttendi ki bahsetmemiş sayıyorum. Bu kadar basit bir şekilde kapanmamalıydı bu konu. İkincisi Galladon. Ben hâlâ Galladon'ın çok büyük bir sır saklandığını ve rolünün herkesten daha önemli olduğuna inanıyorum (oysa görünürde sadece bir yan karakter). Sanırım onun bakış açısından 1 ya da 2 paragraf okuduk ama asla yeterli değildi, son bölümler hak ettiği gibi uzun yazılsaydı Galladon'ın bakış açısından daha uzun bölümler okuyabilirdik. Sondaki katliam hazırlık sahneleri de çok kısa ve üsttendi. (Okuyanlara bir sorum olacak , sizce de bu kısımlar holocoust'u çok hatırlamıyor mu? Kel kafalı tek parça kıyafetler içinde insanlar, onları katletmek için odun ve insan yığını oluşturan askerler ve ateş. Hatta kötü adam görünüş olarak olmasa da karakteristik olarak Hitler gibi betimlenmişti. Ya da belki bana öyle gelmiştir...) Sondaki savaş ve kurtuluş sahneleri de yine çok yüzeyseldi. Bu haliyle bile tüylerimi diken diken eden sahneler okudum tabi ama keşke KEŞKE daha uzun yazılsaydı. Yeteri kadar üzerinde durulmadığını düşünsem de bir kaç tane duygusal ve beni ağlatan sahen de vardı. Özellikle 'aşkımı başarısızlığa uğrattım' yitiklerin mantrası... Allah'ım dünyayı yok et. (⁠ ⁠⚈̥̥̥̥̥́ ⚈̥̥̥̥̥̀⁠) Yazmak istediğim daha çok şey var ama aklıma gelmiyor hiçbiri:( keşke not alsaydım. Ama iki şey daha ekleyeyim; Galladon'ın sürekli kullandığı 2 kelime 'sule' sanırım dostum, arkadaşım demek. 'kolo' da anladığım kadarıyla cümleye göre değişiyor. Bazen 'değil mi' bazen 'tamam mı' bazen 'anlıyor musun' ya da durduk yere kolo? diye soruyorsa 'her şey yolunda mı' İnceleme beklediğiniz kadar iyi değilse kusura bakmayın sanırım oruçluyken sadece bu kadar yazabiliyorum. İyi okumalar gözlerim kapanıyor.
ElantrisBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2014789 okunma
·
2.018 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ayy ben de bu incelemeni bekliyordum:) Bence de Brandon Sanderson son zamanların en iyi fantastik yazarladan bir tanesi... Tüm eserlerini toplamaya çalışıyorum ki Cosmere evrenini keyifle okuyabileyim... Sissoylu'dan sonra Elantris'e devam edeceğim bu yüzden. Yazarın ilk kitabı olduğu için muhtemelen ben de 7-9 civarı bir puan veririm diye düşünüyorum ama bakalım... Şu Mart ayını atlattıktan sonra Sissoylu son kitaptan başlayarak yazarı okumaya devam ederim...
Pınar ay umarım 🫶