Gönderi

Çürümüşlük İçimizde
Puan vermedi·200 syf.··
2025 11. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 23:42
Marquez'in kitaplarında yüzü gülen, aydın insanlar bulmak her zaman zor olmuştur. Herhangi bir zaferini onuruyla kazanmış, bu bile muhtemeldir, karakterlerin gölgesinde hep bir pislik beraberinde gelir. Evli bir başkanın omuzları üzerinde gezinen hayat kadınlarının elleri, küçük bir çocuğun anne babasından gizlice çevirdiği müstehcen davranışlar veya adalet anlayışını gözden geçirmesi gereken papazlar. Her birinin sefil yaşamlarında, ya o anda ya da ilerleyen zamanlarda berbat bir değişim yaşanacağı bellidir. Daha ilk sayfalarından itibaren bir şeylerin ters gideceğini sezdiren yazar, samimi olmaktan çok kaygısız ve açıktır okuyucusuna karşı. Hiçbir ahlaki yasayı düşünmez, yanlış ya da onursuzluk her neyse olduğu gibi açıklanır. Gerekirse koca bir kasaba yanıp kül olmalıdır bu onursuzluk için; yine de bilinmezliğe kesinlikle karşı çıkar. Sonlar ise genellikle iyilerin de günahkârların da feci ölümleriyle çizilir. Bu açıdan ele alındığında yazarın okuyucuya mesajı nettir: Ölümün geçeceği yollarda iyi ya da kötünün bir önemi yoktur. Herkes için en büyük eşitlik, onun geçtiği yolda durduğumuz gerçeğinde yatar. Diğer bir önemli noktaya değinecek olursak Marquez kesinlikle bir koku uzmanıdır. Romanlarının her birinde çeşit çeşit kokunun yer aldığını ve bunun eserlere müthiş bir canlılık kattığını söylemeden geçmek kesinlikle yanlış bir adım olur. Bir hayat kadının sigara kokan parmakları, günlerdir yıkanmamış çamaşırlar, fırtına sonrası kasabanın dört bir yanına yayılan çamur, tezek, bir dolu hayvan leşinin keskin kokusu... Yazar tüm bunları ve daha fazlasını romanına inceden inceye yayar. Sayfalar arasında dolaşırken çürümüşlüğün kokusunu almamak mümkün değildir. Kendi ülkesinden de izler taşıyan bu tahammül edilemeyecek koku yelpazesi, insanı okudukça huzursuzluğa iter, bir suçlunun varlığını yanındaymışçasına hissettirir ancak kimin gerçekte suçlu olduğunu anlamak güçtür. Cezalandırılması gereken kaç kişi vardır? İnsanlar kime güven duyması gerektiğine nasıl emin olacaklardır? Bu soruların hiçbiri roman boyunca kesinlik kazanmaz. Bana kalırsa yazarın anlatımını etkileyici kılan asıl nokta da budur. Hiçbir müdahalede bulunma gücü olmayan okuyucu için de doğru- yanlış belirsizlik içinde kalır çünkü o da kendisine güven duyma konusunda huzursuz olur. Acaba sefilliğin, çıkarların kol gezdiği küçük bir taşra kasabasında işler bu kadar sarpa sarabiliyorken, dört bir yanını gürültünün, eğlencenin ve rekabetin sardığı şehir hayatında insan ne kadar huzurlu olabilir? Şer Saati, Marquez'e karşı ne kadar özlem duyduğumu anlamamı sağlayan, soluk aldıkça çirkin kokuların etrafımı sardığını hissettiğim derin bir kitap olarak yerini aldı.
Edebiyat
Şer SaatiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20161,291 okunma
·
71 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.