İnsan Olmayı Kaybederken
Puan vermedi·128 syf.··
2025 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 01:16
İnsanlığımı Yitirirken ciddi anlamda sarsıcı bir eser. Kitap boyu başkarakteri kınama, ondan iğrenme hatta nefret etme bir yerden sonra yorucu olmaya başlıyor. Yalnız bu okuma iştiyakınızı köreltmiyor. Olaylar ne kadar mide bulandırıcı olsa da kendine has bir merak unsuru vardı. Hâliyle bir sonraki sayfada ne gibi bir aptallıkla karşı karşıya olacağız diye merak ediyor insan. Aptallık diyorum çünkü Yozo'nun yaşamı ona karşı bir öfke doğurdu içimde. Kitap hakkında tartışılacak epey konu var. Çoğu eserde olduğu gibi İnsanlığımı Yitirirken'de de önce başkarakter Yozo'nun aile yaşantısını ele alıyor. Bir konuda anlaşalım, ailelerin çocuk yetiştirememesi tabi ki tramvalara sebep olur ve insan büyüdüğünde farkında olmadan bu tramvalar sebebiyle yanlış davranabilir ama bu da bir yere kadar. Ailem beni sevmedi, saymadı veya ilgi göstermedi diye hayatı mahvetmek bir yere kadar sonrası aptallık. Karşılıksız Bir Aşk eserindeki Petruşa da aynı hatayı işledi, yine de Yozo'dan daha masumdu. İki kitap art arda gelince karşılaştırma yapmadan edemedim ve daha kötü olan Yozo oldu. Yozo ailesi tarafından sevilmeyen, anlaşılmayan bir çocuk, kendini sevdirmek adına, özellikle bir çocuk için, şaklabanlık yapmak bir yere kadar eğlenceli ve tahammül edilebilir. Sevginin bir harekete veya bir çıkar ilişkisine bağlanması her insan için hayıflanılacak bir durum, Yozo da onlardan biri oldu. Yozo şaklabanlık yaparak kendi isteklerine değil, ebeveynlerinin, arkadaşlarının, komşularının ve öğretmenlerinin isteklerine ve beklentilerine göre yaşadı. Şu anne _ babaları ne kadar kınıyorum, hayatı yeni yeni keşfeden bir çocuğa sevginin bir karşılığı olmalı, şeklinde yetiştirmeleri... Peki tüm hayat sevgiden mi ibaret? Hayır, pembe rüyalara dalmak işimize yaramayacak. Bir insan araştırmadan, merak etmeden yaşamanın ne demek olduğunu öğrenemez. Yozo, sevgi açlığını doyurmaya çalışırken ruhunu öyle bir kaptırdı ki önce manevi sonra maddi ihtiyaçlarını kendi sorumluluğu değilmiş gibi insanlardan karşılanmasını bekledi. Büyüyen Yozo'nun hayatı içkiyle sarhoş olmak ve kadınlarla ilişki yaşamaktan ibaretti. Kadın konusunu açalım. Birincisi kitapta her yerde sadece kadına fahişe denilmesi asap bozucu çünkü günahın yüzde ellisi kadındaysa yüzde ellisi de erkektedir. Hatta eğer kadınları hayattan soğutup onları intihara ikna eden bir erkek başlatıyorsa bu ilişkiyi, suçun yüzde yetmiş beşi erkekte oluyor. "İlişki yaşamak ve içmek, sarhoş olmak nereye kadar?" diye haykırdım. Bir insanın hayatı nasıl bu kadar anlamsız olabiliyor. Eserde birçok yerde kadınların yaşanılası zor insanlar olduğunu, fahişeler olarak sınıflandırdığı kadınları da insandan saymadığını, deli bir varlık olduğu geçiyor. Madem öyle o zaman sen ne oluyorsun Yozo? Kadınlarla ilişki yaşıyor, paralarını sömürüyor ve en sonunda intihara ikna ediyorsun. Romanda geçen kadınların da sütten çıkmış ak kaşık olduklarını söylemiyorum. Bir erkeğe bu kadar hızlı kanabilmek, kendini kaptırmak, bu da bir aptallık. İçki konusuna gelince, gelecek hakkında zerre kadar fikri veya birikmiş düşüncesi olmayan bir varlığın nasıl yaşam sürdüğünü (süremediğini) görüyoruz. Belki bu illetten kurtulmaya çalışsaydın ve bu konuda ısrarcı olsaydın sağlığın bu kadar kötü olmazdı, buralara gelmezdin. Hayır bununla da yetinmedi, türlü ilaçlar ve morfine de kendini kaptırdı. İnsanlık iyi, erdemli insanlarda vardı, bu kitapta insanlığını değil, insan olmayı kaybediyor. Kitap boyu kasvetli bir hava vardı, kurgu ve dilde hiç kusur yoktu, zaten Osamu Dazai okumayı seviyorum. Yalnız bu kitap konusu bakımında kötü enerji kaynağı oldu. Sadece kendi hayatını mahvetseydi belki bu kadar etkilenmezdim ama bu kötülükle çevresinin tamamını sarmış, sarmalamış. Sonsöz'de 'ben roman' kavramıyla tanıştım, bu kavram yazar-başkahraman ve anlatıcının aynı edebi (veyahut gerçek) kişilik üzerine kurulu olmasından ibaret. Öğreniyoruz ki kitapta Osamu Dazai'nin yarattığı Yozo kişiliğini bir edebi karakter olarak tanıtılıyor sonrasında Dazai'nin kendi hayatından aynı denilecek derecede olaylar olduğu ortaya çıkıyor. Tüm olayların aynı olmaması sebebiyle otobiyografi diyemediğimiz kitaba 'ben roman' kavramı yakışıyor. Daha önce yazarın hayatını araştırmadım, bildiklerim kulaktan dolma bilgiler o yüzden Sonsöz'e hayran kaldım, sarsıcıydı. İnsanlığımı Yitirirken Osamu Dazai Daha fazla içerik için bloğumu ziyaret edebilirsiniz: akitapcicekcisi07.wordpress.com
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma
·
112 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.