Kırmızı ve Siyah yüzeysel anlamda yarattığı yasak aşk konusunun yanı sıra 19.yüzyıl Fransız toplumunun yaşadığı yozlaşmayı, alt ve üst kademedeki insanların birbiri ile girdiği çatışmaları ve dönemin yönetimini ustalıkla eleştirdiğini kitabın ilk sayfasından, hatta abartı kaçmayacaksa ilk cümlesinden itibaren okuyucuya hissettiriyor. Bu yüzden olsa ki henüz kitabın 120.sayfasında iken düşüncelerimi söylemekten geri duramadım. Kitabın içindeki gece, ateş ve karakterlerin fiziksel özelliklerine kadar bir çok sembol barındırması da kitabın sürükleyiciliğini arttırıyor. Örneğin; romanda -gece- karakterlerin içindeki erdemin kaybolduğu, tamamen ahlaksal bir çöküşe geçtiği bir zaman dilimidir. Çok benzerdir ki Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu romanında da gece, Bihter ve Behlül’ün girdikleri ahlaksal yozlaşmayı ve günahlarını temsil eder. Yine aynı benzerlikle Halid Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah romanında gece Ahmet Cemil’in karakteri ile başbaşa kaldığı, hayallerinin hakikate döndüğü bir zaman dilimidir. Halid Ziya’nın, Fransız yazar Stendhal’den etkilendiğini kuşkusuz görebiliriz. Aynı zamanda kendi kalemine has özgünlükle gerek benzerlik açısından daha yoğun olan (alt-üst ilişkisi ve karakterlerin içsel ihtirasları bakımından) Mai ve Siyah romanı gerekse Aşk-ı Memnu romanında bunu açık bir şekilde görebiliriz.
Kırmızı ve Siyah romanı dönemin yönetimdeki adaletsizliğinden, para ve makama duyulan isteğin bir insanı nasıl yozlaştırabileceğinden, alt ve üst tabakadan insanların birbirleri ile iletişimini ve birbirlerini zihinlerinde koydukları konumu muazzam bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Halid Ziya UşaklıgilStendhal
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,6bin okunma