Türk babasının anlam çerçevesi
Şimdi esas konuştuğumuz konuya dönelim. Sizin ve benim yetiştiğimiz ortağımda, üç yaşındaki bir oğlan çocuğunun; 1) kapısını vurmak, 2) içeriden ses gelinceye kadar beklemek, 3) on beş dakika sonra gidileceğine önceden haber vermek, 4) çıkarken dinlediği için teşekkür etmek. Büyüklerin aklına gelmez. Doğal olarak gelmez. Hatta çevrelerinde böyle yapanlar olursa ona gıcık olur, yanlış yaptığını, çocuğu şımarttığını söylerler. Neden bu şekilde tepki verirler? Çünkü o üç yaşındaki küçük insanın adam yerine konulursa, artık söz dinlemez biri haline dönüşeceğinden korkarlar. Timur, ama Türkiye'de çocuğunu adam yerine koymayan baba, gerekirse onu kurtarmak için canını tehlikeye atar. Bunu nasıl izah edeceksiniz, dedi. Evet, doğru. Türk babasının anlam çerçevesi içinde, çocuğunun bedenini korumak, babanın öncelikli bir sorumluluğudur. Ama gerektiğinde onu azarlar, tokatlar, utandırır, kovar. Bunları yaparken, çocuğa insan olarak ömür boyu sürecek ruhsal zarar verdiğinin farkında değildir. Bu baba kötü biri değildir. Bu baba, toplumunun anlam çerçevesi içinde çocuğuyla nasıl bir ilişki kurulacaksa, öyle bir ilişki kurmuştur. Kendisine kötü bir şey yaptığı söylense, inanmakta zorluk çeker, tuhaf tuhaf söyleyenin yüzüne bakar, muhtemelen öfkelenir. Gerçek Özgürlük Doğan Cüceloğlu
Kitap Alıntısı
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.