Gönderi

8/10
·300 syf.··
2025 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 02:22
Fransız yazar Honore de Balzac ismini yıllardır bilmeme rağmen herhangi bir eserini okumamıştım. Önce yazarın hayatına dair minik bir merak baş gösterdi. Merakın peşinden giderek yazarın yaşamı ile ilgili yüzeysel bilgiler edindim. Edindiğim bu bilgiler bana, en azından bir eserini okumalıyım dedirtti. Ben de çocukluğumdan bu yana ismini duyduğum fakat içeriğine, konusuna dair en ufak bir bilgim olmayan Vadideki Zambak eserini seçtim. MEB 100 temel eserinden biriymiş. Kitabı okumaya başlamadan önce de içeriğiyle ilgili herhangi bir araştırma yapmadan alıp direkt okudum. Okumaya başlar başlamaz eserin roman değil de otobiyografi olduğu hissine kapıldım. Bu sebeple daha da ilgiyle çevirdim sayfaları. Baş kahraman Felix’in kendi ağzından, çocukluğundan itibaren aile yaşantısıyla başlayan hayat hikayesini dinlemeye/okumaya devam ettim. Yazarımız çocukluk öyküsüyle, Felix’i yaşantısında başına gelenlerle ilgili haklı çıkaracak ve onu savunacak argümanları belgeler gibiydi. Aynı zamanda anlaşılma çabasıyla yer yer yakınıyordu. Amacına ulaşmıştı, Felix’i anlamaya çalışarak okuyordum. İçeriğini kısaca özetleyecek olursam Felix; ebeveyn ve kardeş sıcaklığından uzak, görünmez duyulmaz bir çocukmuşçasına dışlandığı bir aile yaşantısına sahip. Öğrencilik yıllarında yurtlarda kalıp ailesiyle de çok sınırlı görüşmekte. Paris’te hukuk okumaya gidip ardından siyasi hareketlenme sebebiyle tekrar ailesinin yanına dönüyor. Dönmesiyle birlikte ailesi bir baloya katılmasını söylüyor ve gittiği baloda bir kadına aşık oluyor. Eve döndüğünde aşkın sarhoşluğunun hâlâ etkisinde olan Felix’in durumunu gören ailesi, iyi olmadığına kanaat getirip toparlaması için Felix’i çiftliğe aile dostlarının yanına gönderiyor. Ve baloda aşık olduğu fakat ismini bile bilmediği kadının da o çiftlikte yaşadığını öğrenmesiyle asıl hikaye başlıyor. Tesadüfün böylesi :)) Eseri kendimce iki parçaya bölecek olursam ikinci yarısında çok etkilendim. Özellikle mektuplar çok hoşuma gitti. Dikkatimi çeken bir diğer nokta da İngiliz kadını ile Fransız kadınının uzunca karşılaştırmasının yapılmasıydı. İngilizler,birkaç sayfa boyunca eleştirilmişti. Eserde Fransa’da dönemin toplumsal yaşantısı ve politik durumundan da söz ediliyor. Ama asıl üzerinde durulan tema aşk. Bir aşk romanı diyebiliriz. Honore de Balzac aşkı ve iç dünyasında yaşadıklarını öyle güzel betimlemiş ki bol bol alıntı yaptığım bir eser oldu. İfadelerini sevdim. Örneğin; “Aşk kendisi olmayan her şeyden ürker.” (s.92) “Gülebildiğinde ne hoş bir kırlangıç ötüşü!” (s.31) “Aşk içimizde sürekli olarak pişmanlık dolu düşüncelere ve günah işlemenin endişelerine karışmadı mı?” (s.283) “Zavallı çocuk, demek sadece sevmeyi seviyor, yaşamayı bilmiyorsun?” (s.239) “Bizim bağlılığımız, mantığa aykırı bir çaba, yüreklerini, insanları ve Tanrı’yı tatmin etmeye çalışan iki saf çocuğun çabası oldu.” (s.230) “Aşk uçup gittiğinde, âşıkların birbirlerini bir daha görmemelerinin ne denli korkunç bir zorunluluk olduğunu anladım. Her şey olduğun yerde bir hiç olmak! Yaşamın neşeli ışıklarının parıldadığı yerde ölümün sessiz soğukluğuyla karşılaşmak!” (s.223) …
Edebiyat
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202552,9bin okunma
·
120 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.