Gönderi

Yoruma bir Ş. Erbaş şiiri bırak, okumadan ölmemiş olalım!
9/10
·80 syf.··
2025 44. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 08:31
Okuduğunuz ilk kitabı hatırlıyor musunuz? Peki ya "ölmeden" okuyabileceğiniz son kitabı tahmin edebiliyor musunuz? Her ölüm beklenmedik değil mi? Her ölüm biraz ani, her ölüm biraz erken. Ama hayatın kaçınılmaz gerçeği. Peki ya şairler öleceğini hisseder mi? Yaş 35, yolun yarısı eder diyen şair 46'sında gitmişken. "Bugün oturdum ölümü düşündüm, yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken," diyen Ahmet ErhanAhmet Erhan 55'ini görmüşken... Zor değil mi tahmin etmek, ama insan yaş aldıkça ve yaşarken sevdiklerini yitirdikçe hissediyor olsa gerek... "İnsanın en büyük trajedisi öleceğini bilerek yaşamaktır." O kadar zordu ki okumak, Birkaç dize okuyup ara verdim, Birkaç sayfa okudum rafa kaldırdım. Her incelememde kitabı yanımda tutarım, şu an nerede onu bile bilmiyorum. Veda eder gibiydi şiirleri, ölüm kokar gibi, Haticesini arar, hâl hatır sorar gibi. "Bir boşluk yontucusuyum senden sonra Hatice." "Büyümek nasıl bir incinme böyle..." İnsan en çok sevdiklerini yitirince büyüdüğünü anlıyor belki de. Ona kimse çocuk gibi hissettirmeyince. Ne diyordu Mustafa amca, "Haticem dünyadan göçeli 1918 gün oldu." youtu.be/JipV-J2TtbY?si=... "Biliyor musunuz Konuşarak geçmiyor." Yarasaların AvlusundaYarasaların Avlusunda, ne farklı bir kitap ismi değil mi? "Yarasalardan çıkan ses dalgaları bir nesneye çarptığında yansıyor. Yarasalar yansıyan sesi duyduklarında nesnenin yerini, büyüklüğünü ve hatta şeklini belirleyebiliyor." Yarasalar varlıklarını seslerine borçlular. Yönlerini ve çevrelerindeki besinleri bulmaları ancak yine o sesle mümkün oluyor. "Konuşarak geçmiyor," belki ama konuşarak hayatta kalıyorsun. Varlığını konuşarak sürdürebiliyorsun. Oysa ne çok içimize atıyoruz değil mi? Mezarlığa döndü içimiz, gömüp sık sık ziyaretine gittiğimiz. Ne diyordu Ayna grubunun bir şarkısında: "Haykırıp dağlara taşlara, anlatmalıymış meğer." Anlatsan da olmuyor anlatmasan da: "Sussam yara, söylesem yara Geçmiş kimi iyileştirmiş ki..." Bugün kimi iyileştiriyor? Ya gelecek? Daha gelmeden "yara". "İnsandan başka cehennemim olmadı. İnsandan başka cennetim olmadı." İnsana mühürlü insan. İnsanla huzurlu oluyor, yine onunla tadıyor acının en büyüğünü. Yeri geliyor ondan kaçıp hayvanlara sığınıyor: "Sizi seven bir hayvanınız yoksa Sizi seven kimseniz yoktur." Yeri geliyor başka kaçacak bir yeri kalmıyor, "güzelliği bile ağlayarak seviyor." En çok gidenleri özlüyor, gidenlerin geride bıraktığı boşluk dolmuyor: "İnsan, Ölülerin bıraktığı inceliklerin Hiç olmazsa birazını Yaşayanlarda görmek istiyor." En acısı da giden gelmiyor: "Kapılarımız Gidenlerin yeni şarkılarla döndüğü Zamanlara açılmıyor artık." Zordu vesselam, Okuması, üzerine düşünmesi... Günlerce süründü elimde. Kıyıp mı bitiremedim, içime mi sindiremedim bilemedim. Şu an yazarken de oldukça zorlanıyorum, eserin rayihası hâlâ burnuma gelirken. Yine de sıcağı sıcağına gelmek istedim size. Bir kere ertelersem bir daha gelemem. Tıpkı ertelenen kitaplar gibi, ölmeden sıranın kendisine gelmesini bekler durur. Ertelemeye gelmiyor bazı şeyler. Hele şiirler HİÇ.
Şiir
Yarasaların AvlusundaŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024442 okunma
·
9,5bin Gösterim
13 Yorum
Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu; Toprağı rüzgârı denizi göğü O her zaman bir insanla anlamlı Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların Ve ucuz korkuların kör kuyularına Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan Koşaradım gidiyorsunuz işi
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Gittikçe yalnızlaştık...
Yalnızlığımın annesi İnsan ölünce yalnız kendisi ölmüyor Ne diyordu Metin Abi Yani benim gözlerimin bunca yıl gördükleri Bir gün benimle birlikte Yok olup gidecekler, öyle mi?
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Öyle haklı ve anlamlı ki...
Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar?
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Öyle haklı ki...
Ey ıhlamurların çınarlarla söyleştiği bahçe Geç okudum yapraklarının açık defterini Senin bağışınmış gövdemde çiçeklenen hayat Senmişsin sonsuzluğu canımdan taşıran aşk. Sevgilim... Tanrının beşiğiymiş koynun diye uyuduğum rüya.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Anlamlı...
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı, yüzüm ömrümün atlası, düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür Hanım?
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Ne çok severim şu satırları...
Çocukların uçurtmalarına benziyorsun Biliyor musun… Rüzgârı hiç dinmeyen bir mavilikte Güneşli sular gibi gülümsüyor yüzün. Ve ben çok aşağılarda Katı ülkesinde toprağın Tutulmuş heyecanına Titreyerek izliyorum süzülüşünü… Bir hazin hızla uzaklaşıyor her şey…
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Ne güzel benzetme...
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.