Dracula... Vampir türü denince akla gelen o kitap, türünün en etkili eserlerinden biri.
Sarımsaktan, kutsal ekmekten, haçtan uzak dururlar... Gün ışığına katlanamaz, geceleri ortaya çıkarlar. Bu gibi klişeleri hayatımıza yerleştiren Bram Stoker kitabı yazarken Osmanlı tarihinde de adından çokça söz ettirmiş eski Eflak Prensi Vlad Dracula (Kazıklı Voyvoda) ve pek çok Doğu Avrupa halk hikâyelerinden esinlenmiş.
Akıcı bir eser olduğu söylenebilir. Gazete küpürleri ve karakterlerin günlükleri şeklinde bir anlatım mevcut. Kitap genel olarak gerici bir atmosferde seyrediyor ancak çok fazla korku öğesi içerdiğini düşünmüyorum. Belki de artık vampir denince herkesin aklında belli başlı klişeler oluştuğu içindir ama umduğum kadar korku, gerilim ve aksiyon yoktu. Sonu da çok hızlı bağlandı gibi oldu, detaylar üzerinde pek çok farklı açıdan yorum barındıran bir kitap için fazla aceleye getirilmiş, kitabın genel ağırlığına pek ayak uyduramamış olduğunu düşünüyorum
Her şeye rağmen zamanına göre oldukça başarılı ve akıcı bir kitap. Kitabı okudukça önümüze çıkan vampir özelliklerinin günümüzde de aynı canlılığını koruması hatta klişeleşmesi kitabın yayımda olduğu tüm bu zaman boyunca toplum üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunu gösteriyor. Bu bile kitabı kendi başına başarılı yapmaya yetecek bir şey bence.
Bram StokerDracula