Rhys ve pasifliği…
8/10
·647 syf.··
2025 13. kitabı
Evet... Gelelim bence bu serinin tek güzel kitabına. Bu kitabı benim için en güzel kılan şeylerden biri Rhys-Feyre ilişkisinin yavaşça işlenmesi oldu. Birbirlerinin eşleri olduklarını biliyoruz ama yazar ikiliyi yazana kadar bizi kıvrandırdı ve kesinlikle bu kıvranma kitabı benim gözümde en çekici kılan detay oldu! Ancak eleştirim yok mu? Elbette var. Yazara çok sorum var keşke karşımda olsa da sorabilsem her şeyi. İlk kitabin sonunda Feyre ölümden dönüyor ve her lordun belli özelliklerini almış bir fey oluyor. Kısacası yazar kızımızın çok güçlü olduğu mesajını veriyor. Peki yazarcım, madem kızımız bu kadar güçlü; söylesene bana dört kitapta elle tutulur neden hiçbir şey yapmadı? Ablası Nesta'nın da güçleri vardı ve onun kitabında Nesta gayet de güçlü tasvir ediliyor ve bunun da altını dolduruyor ama ya Feyre? O kadar gücü var ama hepsi çöp ziyan bence. Yazarımız maalesef güçlü kadın karakter yazarken bunu kanıtlayacak çok az sahne yazmış. Feyre bu kitapta çok güçlüydü kendi başına çok zorlukların üzerinden geldi diyeceksiniz mesela, ve haklısınız da ama hadi biraz mantıklı olalım. Feyre daha yeni feye dönüştü, ne bir savaş deneyimi var ne de güçlerinin farkında. Şimdi bunlar Rhys ile beraberler değil mi, hani Rhys de güya Feyre'ye aşık. O zaman soruyorum Rhys, sen daha feye dönüşeli birkaç ay olan bir kızı nasıl ölümün pençelerine kolayca atarsın? Feyre kendi başının çaresine bakabilir diyenler olacaktır tamam arkadaşlar baksın tabii de bunun bir öğrenme süreci olur değil mi? Kızımız dersler alır, güçlenir öyle başının çaresine bakar. Ama her ne hikmetse Feyre Gece Sarayına geldiği andan itibaren her türlü zorlu görevi başarıyla üstleniyor. Aşkından ölen Rhys de kızımızla gurur duyuyor. Klişe. Resmen boş bir feminizm anlatımı olmuş. Ben güçlü karakter severim de altı da dolu olacak yani. Böyle değil. Rhys'in kızımızın kendini savunmasını istemesi dogal, tabii ki sevdiği kadının güçlü olmasını isteyecek ama Allah aşkına akıl var mantık var daha güçlerinin bile farkında olmayan biri bunu nasıl yapabilir? Feyre'nin her şeyin üstesinden gelebilecegini mi sandın? Aferin Rhys çok akıllıca bir hareket. Feyre'ye bir şey olsa hepsi senin suçun olurdu. Ama tabii bizim kızımız her şeyin üstesinden gelir çünkü bu yeteneklerle doğmuş... Şimdi gelelim kitaba... Tamlin dağın altından kurtulduktan sonra çok değişiyor. Daha kaba, daha baskıcı ve daha otoriter biri oluyor. İkilinin bir de yaklaşan düğünleri var. Feyre ise yaşananları atlatamamış ve travmalarla boğuşuyor. Bu süreçte kocası olacak Tamlin de kızımıza pek de yardımcı olmuyor. Aksine onu sürekli baskıladığı ve neredeyse ev hapsine aldığını bile söyleyebiliriz. Düğün gününde Feyre, uğruna dağın altına girip öldüğü sevgilisiyle evlenme konusunda tereddüt yaşıyor. Yani bak yine başka bir saçmalık! Kızım bu adam için öldün sen. Gerçekten öldün hani. Nasıl bir anda evlenmekten vazgeçtin anlamadım son güne kadar da emindin kendinden.Tam mihrabta yürürken kızımız bunu yapmak istemediğini düşünüyor ve o anda bir şey oluyor. Bam! Rhys gölgelerin arasından çıkarak Feyre'yi düğünden kurtarıyor. İlk kitapta ikilinin yaptığı bir anlaşma var, Feyre her ayın bir haftası Gece Sarayı'nda kalacak. Doğru hatırlıyorumdur umarım. Rhys bunu bahane ederek kızı düğünden alıyor ve böylece ikili evlenmiyor. Burada bir mantıklı bir mantıksız şey var. Mesela düğünde bir evet deseler her şey bitecek. Rhys de zaten Feyre'yi kaçırmaya gelmemiş. İki saniye bekleyemedi mi mesela? Burası saçma geldi ama tabii sonradan neden kurtardığını okuyunca çok hoşunuza gidiyor orası ayrı ahahah. Burası çok hoştu mesela. Rhys eşi olduğunu bildiği halde Feyre'nin mutluluğu için evliliğine göz yumuyor. İçimden demedim değil benim eşim olsa ne yapar eder karşısına çıkar ve onu kurtarırım ama sonra gerçekten aşık olan biri sevdiği insanın mutluluğunu ister diye düşündüm. Rhys'e helal olsun az da olsa yaptığı güzel şeylerden biri. Kızımızın aklından geçenleri duyup onu kurtarmaya gelmesi de ayrı romantik... Buralar güzeldi yalan yok. Bence genel olarak serinin fantastik yönü biraz zayıf kalmış, o yüzden okurlar kitaptaki aşka yöneliyor. Çünkü bu kitapta konuşulan hep Rhys ve Feyre. Cam Şato'da öyle değil mesela. Aelin konuşuluyor hep onun gücü ve mücadelesi. Burada öyle değil. Gelelim devamındaki olaylara… Feyre Gece Sarayından döndükten sonra Tamlin'in gazabına uğruyor ve kızımızın hapis dolu günleri başlıyor. Artık baskı giderek artıyor ve en sonunda Tamlin Feyre'yi eve kapatıyor ve bu kızımız için son dama oluyor. Burada Tamlin'e ben de çok kızdım. Eve kapatmak ne demek ya? Hala yaptığının yanlış olduğunu düşünüyorum ama olaya tarafsız bakarsak Tamlin burada sadece Feyre'yi korumak istedi. Yaşananlar malum. Amacı güzel olsa da yöntemi çok yanlıştı. Feyre eve kapatılmaya dayanamıyor ve kriz geçirirken Mor (Rhys'in kuzeni) gelip kızımızı kurtarıyor. Kurtarma emrini zaten Rhys vermişti çünkü zaten Feyre'nin iç sesini ve aklından geçenleri duyma gücüne sahip. Ve kurgu böylelikle açılıyor. Feyre artık hep Gece Sarayında. Yine aklıma yatmıyor bu iş, Feyre sen hangi akla hizmet Rhys'e güvenip onunla kalmayı kabul ediyorsun mesela? Tamam oğlanımız güvenli ama sen onu doğru düzgün tanımıyorsun bile. Ayrıca Tamlin ile de görüşmeyi hep reddediyor. Hani herif büyük bir hata yaptı da bir elveda demeyi de çok mu gördün? Gelelim bana cinnet geçirten kısma... Tüm seri boyunca tek bir şey okuduk neredeyse. Feyre ve özgürlüğü. Herkes özgür olsun ve kendi kararlarını versin bunda hiçbir sıkıntı yok ama kitapta bunu o kadar okuduk ki artık kusasım geldi neredeyse. Feyre'nin iki lafından biri ben özgür karar vermek istiyorum, kararlarımın her daim bana ait olmasını istiyorum falan filan... Anladık kanka. Hani Feyre öyle bir kafada ki, verdiği karar yanlış olsa ve sonunda ölecek bile olsa kararına karışıldığı anda herkesi silebilecek biri. Yani sabır taşı. Tamam Feyre özgürsün kanka yap istediğini. Rhys de ayrı bir komedi yani. Onun da iki lafından biri “Tabii ki Feyre'cim istediğini yapmakta özgürsün. Aman ne karışması tövbe haşa olur mu öyle şey!" Boş boş boş. Saygılı erkek karakter böyle olmaz. Rhys resmen pasif biriydi. Yazar yere göğe sığdıramadığı Rhys'e, en güçlü yüce Lord'a, savaşçı ve lord olan Rhys'i ancak kelimelere geçirmiş. Bu kadar özelliğin altını dolduracak tek bir sahnesi yok Rhys'in. Ne gücünü gördük ne lordluğunu. Varsa yoksa Feyre darling. Orada bile pasif. Kedi yavrusu gibi her şeye kafa eğiyor. Ben feminizm altında harcanan erkek karakterlere de karşıyım hocam. Herkes güçlü olsun ya. Feyre'nin şımarıklıkları bile çok haklı gerekçelere konularak önümüze konmuş. Bana geçmedi. Hiç. Onun dışında Rhys 500 yaşından büyük, bu adamın geçmişinde hiç mi biri olmadı? Yani eşini bulması için 500 yıldan fazla süre mi beklemek gerekiyor bu nasıl bir mantık? Feyre yirmi yıllık ömrüne kaç erkek sığdırmıştır Rhys hayatı boyunca Feyre’yi beklemiş gibi anlatıldı. Yani anlatabiliyor muyum bilmiyorum ama bence bir sürü hata ile dolu kitap. Rhys pasif, güçsüz, sadece ağzından Feyre darling çıkan bir adam. Bakın saygıda kusuru yok, centilmen de ama yani olmuyor… Benim aradığım savaşçı ruh yok onda. Varmış gibi anlatılıyor ama yok. Feyre de işte güçlü kadın yazalım diye yazılmış bir karakter. Bu kitapta en sonunda yan karakterler de araya girdi. Genel olarak hepsi iyi. Azriel diğerlerine göre daha sevdiğim biri oldu, belki de gizemli havasından kaynaklıdır bilmiyorum ahahah. Ben severim gizemli erkekleri. Yazık o da Mor’a aşık. Yüzyıllardır. Bu nasıl bir aşksa artık… Cassian komik. Bu kitapta yan karakterler okeydi bence diğer kitaplarda bozdu onlar da. İşte böyleydi yani… Son eleştirim de Rhys’in birbirini tutmayan tavırları. Sevgisinden ölüyor ama Feyre’ye bir yerde grup teklif etmişti. ABİ NE? Seven insan sevdiğini başka biriyle öyle bir pozisyonda görmekten nasıl zevk alır ya? Rhys sen ne yaşıyorsun abi? Kitapta geçen bir cümleydi bu, başka bir erkeği senin üzerinde görmek çok zevkli olurdu gibisinden bir cümle. Midem bulandı. Cassian Feyre’ye en ufak bir cinsel imada bulununca kıskançlıktan geberiyordu ama. Mesela bu da iğrenç, Cassian biliyor Feyre ve Rhys’in eş olduğunu. Sen arkadaşının eşine bu imayı nasıl yaparsın? Bu nasıl bir arkadaşlık kafası? Bu rahatlık değil başka bir seviye. Türkiye’de gavatlık diyoruz buna. Rhys Feyre’yi erkeklerle görüyor ama kıskanıyor mu yoksa kıskanmıyor mu anlamıyoruz. Ne saçma. Rhys ile alakalı tek bir şey var o da hep anlayışlı hep melek gibi… Feyre’nin karşısında aşk topuna dönüşüyor. Valla benim hiç hiç hiç zevk almadığım anlardı. Bu kitabın bende unutulmayacak tek bir sahnesi var. O da Rhys’in Feyre’ye kendini açtığı o uzun sahne. Bakın orası cidden çok güzeldi. Sonra Feyre, Rhys’e yemeği veriyor falan… Gerçekten güzeldi. Rhys’in o anlattığı andaki duygularını kendi içimde de hissettim. Öyle güzel anlattı ki kendini valla ben bile aşık oldum. Yine de serinin en iyi kitabı olmayı başardı bu kitap benim gözümde. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar. Kitaplarla kalın!!!
Roman
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,678 okunma
·
249 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.