Okuduğum en uzun fantastik serinin sonuna geldimm:))
İncelemem cam şato serisini genel hatlarıyla değerlendirmek üzerine olacak. Hangi uygulamaya girsem cam şato serisi hakkında bir sürü yorum görüyordum, yabancı ve yerli booktok’ta en popüler seri olabilir. Sarah’ı tebrik ederim, game of thrones’u çok güzel okumuş. Aelin okurken çok fazla Dany’i hissettim, keza Manon da. Ama bu iddiamı bir kenara bırakıp serinin başarılı olduğunu söyleyebilirim. Yazarın ilk kitabı 18 yaşında yayınladığını ve seriyi 10 yıldan uzun bir sürede yazdığını biliyorum, bence de yazarın her kitapta üstüne koyarak ilerlemesini okurken bunu hissettik. Her kitap bir öncekinden daha iyi gitti.
Cam Şato ve Karanlık Taç zaten seriye giriş kitaplıkları gibiydi, 2. kitabın son 200 sayfasında olaylar anlam kazandı ve en sonunda başından beri beklediğimiz sonu okuduk. Ateşin Varisi ve sonrası ise serinin tadını aldığımız kitaplardı. Rowan’a tek sinir olduğum kitap da buydu. Çoğu ana karakter de seriye 3. kitapta dahil oluyor, favorim Manon da dahil.
Sevmediğim nokta Aelin karakterinin çok kusursuz yazılmış olması oldu, ve hikaye hep onun etrafında dönüyor. Hep Aelin günün kahramanı olur, savaş olur Aelin herkesi kurtarır, 500 yaşında feyler Aelin’in eline su dökemez vs… O kadar çok Aelin odaklıydı ki kitap bir yerden sonra sinirim bozuldu, o zaman diğer karakterler niye var? Mesela Manon’un hikayesinde yaptığı hataları, mücadelesini, tacına giden yolu okumak… Asıl karakter gelişimi böyle yazılırdı. Bence Aelin’da bu olmadı, en başından beri mükemmel biriymiş gibi yazıldı. Bu da seveceğim bir karaktere karşı önyargı beslememe sebep oldu, yine de onu ve zekasını çok seviyorum. Hele de Fırtınalar İmparatorluğu sonunda ağzım açık kaldı, önceki kitaplarda ne okuduysam sustum ve Aelin’ı ayakta alkışladım