En sevdiğim, en sevdiğim!!
Sonunda bu serinin son ve en sevdiğim kitabı hakkında yazabileceğim. Keşke çevrilseydi de daha düzgün bir şekilde okusaydım ama şimdilik internetteki çevirisiyle idare edeceğiz. Ki o haliyle bile harikaydı!
Başlamadan önce belirtmek isterim ki bu ikilinin bende çok ayrı bir yeri var. O yüzden onları anlatırken her daim ayrıcalıkları olacak. Gerek bu kitap gerekse serinin diğer kitaplarında. Çünkü harikalar, Rina'nın diğer kitaplarının aksine duygu yoğunluğunun da işlendiği bir kitaptı. Her iki karakter için de. Bunu hissetmek çok güzeldi. Cole-Silver çiftini ilk duyduğumda çok şaşırmıştım çünkü başlarda Silver'ı sevmiyordum ve Cole gibi sessiz birinin onu nasıl sevdiğini merak etmiştim. Lafımı geri alıyorum, en iyi çift onlar. Bu arada ikilinin beraberliğini okudukça diğer kitaplarda özellikle Aiden ve Elsa'nın kitaplarında anlamsız gelen bazı noktaları çözüyorsunuz. Hadi konuya geçelim:
Silver daha çok küçükken anne ve babası boşanıyor ve bu Silver'ı inanılmaz etkiliyor. Parkta ağlarken Cole bunu görüyor ve yanına gidip konuşuyorlar. Henüz çocuklar tabii. Bu konuşmanın ardından ikisi de birbirlerine ilklerini verme sözünü veriyorlar. Ama her anlamda. İlk öpücük, ilk dans, ilk deneyim... Her şey yani. Cole'un Silver'a karşı olan takıntısı da bu yaşta başlıyor ve günümüze kadar artarak devam ediyor. Cole'un babası ise annesine şiddet uygulan bir adam ve bir gün kafasını çarpıp havuza düşüyor ve ölüyor. Cole bu ana şahit olduğundan beri içine daha çok kapanıyor. Öncesinde de kaçırılma durumu vardı serinin diğer kitaplarını okuyanlar bilir.
Kitabın ilk kısmı günümüze kadar olan anılarını anlatıyor. Uzun bir kısım değil zaten. Serinin son kitabı olduğu için öncesinde geçen tüm olayları yazacağım, kitapları okumayanlar için spoi olabilir. Cole