·207 syf.····Okunma: 15 Nisan 2025 23:31 Burgazda gezdiğim bir yaz Sait Faik’in müze olan evinde Leyla Erbil, Sait Faik ve Ahmed Arif’in fotoğrafını antolojide gördüğümde şaşırmıştım ne alaka diye. Şaşkınlığımın sebebi Diyarbakır’da gezerken de Ahmed Arif’in müze olan taş evini ziyaret edip hatta gaza gelip Hasretinden Prangalar Eskittim şiirini de okumuştum. Her neyse sonuç olarak adam İstanbul’a yabancı değil gelip gidiyor diğerleriyle de okuldan ve sanat sepet tayfa muhabbetinden muhtemelen o dönem aynı kahveye meyhaneye falan takılmalarından dost olabilmeleri gayet normal. Anormali Ahmed Arif’in Leyla Erbil’e baya baya aşık olması.Durum platonik görünüyor evlilik tarihi ve son mektupta oğlu Filinta’dan bahsetmesi ise mektuplaşmanın baya uzun sürdüğünü gösteriyor. Leyla hanımda hem kendi hem de Ahmed Arif evliyken bile mektuplara cevap vermiş her ne kadar onun yazdıklarını okuyamasak da. Dönem bazlı bakarsak olaya adam şiirleri yüzünden yargılanmış. Yani düşünce suçunun her daim var olduğunu söylemek mümkün coğrafyamızda. Hatta bir şiiri yüzünden bambaşka bir hayatın kapılarını kapatmış kendine. Anlaşıldığı üzere baya da bi garibanlık çekmiş. Şiir yazarak Ahmed Arif olduğu gibi şiir yazdığı için de bambaşka biri olma fırsatını tepmiş baya İronik. Sonuç olarak mektup okumayı çok sevmem bana yazılanlar hariç! Bu kitabı da bitirmek zor oldu. Yanında 5 kitaba daha başlamışımdır. Ama romantizm falan sevenlere gider. Olmasa daha iyi bence. Şairin şiirini sevmek lazım. Şiirin sahibi ortaya çıkınca şiir biraz anlamını yitiriyor zannımca. Bu kitaptan şiir namına bir kelime alıyorum kendime. O da “Lahza”
‘Bir lahza gelirsin aklıma
Bölük pörçük parça parça
Melankolik bir hazla
Parçalanır zaman hızla
Senden bana kalır bir lahza.’