Bir öğretmen: Hasan Hüseyin Korkmazgil
"Nâzım Hikmet'in şiirlerini okuduğu için tutuklanıp görevine son verildi."
"Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
-lıklar
aydın-
-lığa."
Diyordu Nâzım... Öyle insanlar vardı ki hayatta diğerleri için yanmaya gönüllü. Ve yine öyle insanlar vardı ki hayatta kendileri için yanıp giden insanları unutmaya meyilli. Kaçımız biliyoruz Hasan Hüseyin Korkmazgil'i? Kaçımız bir şiirini ezbere söyleyebiliriz? Görevine son verildikten sonra inşaat işçiliği dahi yapıyor, hangimiz taş taşıdık inandığımız değerler için?
"Soğuktu yeşillerim
soğuktu temmuzlarım en bayram gülmelerimde bile
kar yağardı sabah çaylarıma - sen yoktun."
"Bir oğlum olacak adı temmuz
uykusuz
korkusuz," diyor bir şiirinde. Ve bir oğlu oluyor, adı Temmuz. O kadar inanıyor aydınlığa, inancı tam gelecek günlerin sıcaklığına oysa "soğuktu temmuzları en bayram gülmelerinde bile". Kar yağıyor sabah çaylarına. Ah, ne şiirdi, iliklerime kadar işledi.
"Belki bir şiir
bir şiir kırıntısı
çalar kapımızı umutsuz karanlıkta."
"Kavgayı
şiiri
ve seni çok seviyorum."
Mücadelenin diğer adı,
Ömrünün bir yılını bitkisel hayatta geçiriyor.
Ölümle bile kavgalı...
"Ölümden ötesini aklım almıyor," onun bir şiiri... Belki de ondan bu direnişi. Oysa yorgun, oysa vurgun, çokça kırgın:
"Yoruldu yüreğimde ağlayan çocuk kucağımdan
ölüyü
yere
bıraktım."
Toplumcu gerçekçi şiirin önemli isimlerinden. Toplumcu gerçekçilikse şimdilerde edebiyat derslerinin bir konusu olmaktan ibaret. "Aşk yok gayri memlekette Cemal Süreya beri gideli," diyordu Can Yücel Şiir yok gayri memlekette o güzel şairler göçeli.
Onun sesiyle vedalaşalım mı?
youtu.be/qi5dPaZxorw?si=...
"Hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana?"
Nasıl kıyıyor insan insana?
Şu günlerde cevabına en çok ihtiyaç duyduğumuz soru...
Ve neden insanlar bu kadar sessiz bütün bu kıyımlara?
Vedalaşmıştık değil mi,
Yeniden konuşmak niye?
Bol şiirli gecelerden,
Güneşli sabahlara...