Yabancılaşmanın Acımasız Yüzü
7/10
·264 syf.··
2025 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 09:50
Jerzy Konsinski’nin 1965 tarihli “Boyalı Kuş” romanını bir arkadaşımın armağanı olarak okudum. II. Dünya Savaşı yıllarına denk gelen “Ay ve Şenlik Ateşleri”nden sonra yine aynı savaş temalı bir kitabı bitirmiş oldum. Fakat bu kez yazarın tercihi, savaşı arka plan olarak kullanmak değil. Kanlı canlı bir savaş anlatımı, romana damgayı vuruyor. Kanlı canlı demem boşuna değil. Kosinski, yazarı tanıtan giriş yazısında belirtildiği gibi, “şiddetin şiiri”ni yazmaya ant içmiş. Savaş zaten bu tavra hizmet eden genel bir tema. Ancak yazar sınırları zorluyor: İki gözü çıkartılan adamlar, gözlerinin önünde karılarına işkenceler yapılan kocalar, dinamitlenen ve her bir parçası bir yana savrulan insanlar, cinselliğin abartıldıkça abartıldığı sayfalar… neler neler. Bazı sayfaları okurken midemin kalktığını söylemek zorundayım. Gençlere göre uygun bir kitap değil. Hatta çoğu yetişkin bile kitabı bir noktadan sonra elinden bırakacaktır. *Temalar ve Anlam Katmanları* Romanda, İkinci Dünya Savaşı sıralarında ailesinden ayrılmak zorunda kalan çocuğun köy köy dolaşarak hayatta kalma mücadelesini anlatır. Çocuk, her gittiği yerde dışlanır. Bunun temel sebebi görünümüdür. Gittiği köylerdeki yerel halka benzemeyen görüntüsü onun Çingene ya da Yahudi sanılmasına neden olur. Bu durum her yerde başını belaya sokar: Psikolojik ve fiziksel olmak üzere şiddetin her türlüsünü yaşar. Dayak yer, dışlanır, işkence edilir. Fırsatını bulduğu ilk anda da çocuk başka bir köye kaçar. Ardından macera şekil değiştirerek yeniden başlar. “Yabancılaşma” ve “ötekileştirme”, romanın en genel temasıdır. Kitabın adı da bu temaya vurgu yapar: Kitabın adı, bir sahnede anlatılan alegorik bir hikâyeden gelir: Bir adam bir kuşu yakalayıp rengârenk boyar ve sürüsüne geri salar. Ancak sürü, bu farklı görünen kuşu kabul etmez ve onu gagalayarak öldürür. Bu, romandaki ana temalardan biri olan yabancılaşma ve dışlanmayı simgeler. “İnsan doğası” romanda öne çıkarılan temalardan başka bir tanesidir. İyiliğin de kötülüğün de insanda sınırı yoktur. Adı romanda hiç söylenmeyen çocuk, tüm çocukların hikâyesini bu adsız olma durumuyla vurgular, kendisine çok kötü davranan insanları sıklıkla görse de iyilere de denk gelir. Temel tema ise “savaş” / “savaşın doğası”dır. İnsanlar zor anlarında test edilir. Savaşsa sadece bir grup insanı değil, tüm toplumu etkiler. Fırınlarda yakılmaya götürülen Yahudilerden bazıları trenden atlayarak canlarını kurtarır. Ancak bu kez de köylülerin zulmüne uğrarlar. Tüm toplum bir çıldırı halinde yaşar. *Karakter Analizi* Romanın başkişisi çocuktur. Çocuğun temel motivasyonu ise hayatta kalmaktır. Hizmetini gördüğü köylülerin verdiği yemekle karnını doyurur. Bazen bir demircinin, bazen bir çiftçinin, bazen bir değirmencinin, bazı da bir rahibin yanındadır. Besleme muamelesini sonuna kadar görür. Yaşadığı her zorluk onun hayatta kalma mücadelesinde yol katetmesini sağlar. Masum ruhu zamanla yara alır. O yaşta bir çocuğun yaşamaması gereken olayları yaşar ve kötülüğe bulaşır. Bunun dışında kalan karakterler yan karakterlerdir. Çocuğun hayat dersleri öğrendiği kişiler bile bir sonraki bölümde artık yer almazlar. Yan karakterlerin çoğu kötülüğün temsilcisi konumundadır. *Anlatım Tekniği* Kosinski, II. Dünya Savaşı yıllarına denk gelen çocukluğunu romanlaştırmaya sonradan karar vermiştir. Cümleleri kısa ama etkileyicidir. Yine bu ay okuduğum Yu Hua’nın “Kanını Satan Adam” romanındaki gibi bir tarz yakaladım romanda: Gerçekliğin yalın anlatımı yapılırken betimlemelerden uzak, mesajını direkt veren, yer yer etkileyici bir üslûp tercihi romanda göze çarpar. Olaylar birinci kişili anlatımla çocuğun gözünden verilir. Bu durum, zaman zaman bir çocuğun yapamayacağı kadar derin analizlere yer verilerek inandırıcılığı sarsar. *Tarihi ve Kültürel Bağlam* Roman, II. Dünya Savaşı yıllarında Avrupa’nın yaşadığı travmayı anlatmayı hedefler. Özellikle Yahudilere yapılan işkencelerin korkusuzca verildiği sahneler, romanın bir yüzleşme amacıyla yazıldığını sezdirir. Kosinski’nin romanı kendi ülkesinde bile yıllarca yasaklı kalır. Özellikle Avrupa’da romanı savunan kadar eleştiren de olmuştur. Kosinkski, romanın yayımlanışının onuncu yılında yayımladığı ve romanın sonuna eklediği yazısında bununla ilgili detaylara yer verir. Romanı abartılı bulan da vardır, etkileyici bulan da. Roman, tartışmaların göbeğindedir. *Romanın Etik Tartışmaları* Romana etik bağlamda yaklaşıldığında da söyleyecek çok söz vardır: İlk olarak, bunca şiddet sahnesine lüzum var mıdır? İnsanın kıyımsızlığı bu kadar sert anlatılmalı mıdır? Romanın cinsel sahneleri, romanın temasına gereken hizmeti vermiş midir? Bir çocuğun başından bunca şeyin üç dört yıl içinde geçmiş olması mümkün müdür? Bu ve buna benzer sorular romana ve yazara sorulabilir. Son söz kıvamındaki yazısında yazar, romanın birebir otobiyografik olmadığını yazar. Bununla beraber otobiyografik özellikler taşıdığı da rahatlıkla söylenebilir: Yazar da romanın kahramanı çocuk gibi küçük yaşta savaş nedeniyle ailesinden ayrılmış, bir süre sonra konuşma yeteneğini yitirip sonra tekrar kazanmıştır. Fark, detaylardadır. *Son Söz* Romanı ne sevdim ne sevmedim. Orta uzunluktaki bu romanı 11 günde bitirebildim. Oldukça akıcı başlayan roman, yer yer beni çok bunalttı. Ardından tekrar akıcılık kazandığı bölümleri oldu. Şiddetin bu kadar sert verilmesine ben de bir tepki veriyorum. Biraz daha yumuşak geçişlerle verilebilse bence daha iyi bir roman olabilirdi. Ancak yine de II. Dünya Savaşı trajedisini anlatan bu tartışmalı romanı okumak değerliydi.
Edebiyat
Boyalı KuşJerzy Kosinski · E Yayınları · 20185,6bin okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.