Karanlığın içindeki
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 16:36
Ingmar Bergman'ın yazdığı film senaryosu filmi izlemedim ancak bu kitap bana yetti. Kitabın girişinde aynı zamanda yönetmenliğini yaptığı senaryoya edebiyat sinema arasındaki farkı kendi düşüncesiyle yaptığı ayrım ve sanat üzerine yazdığı harika bir önsöz bulunuyor. Bu kitap hakkında yazılıp çizilecek çok şey var. Uygulama inceleme uzamaya başlayınca kasıyor umarım sinirlenip yarıda bırakmam. Haçlı seferinden yeni dönmüş şövalyemiz Antonius ve silahtarı jöns deniz kıyısında dinlenmekte iken var olduğunu bildiğimiz tek gerçek olan ölüm ün çıkagelmesiyle başlıyoruz. İnceleme diye özet yazanlardan değilim korkmayın. Epikür ün söylediği gibi "ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum" ancak burada ölüm gelince şövalyemiz de burada ve aslında şimdi hepimizin yaptığımız gibi ölümle satranç oynayamaya başlıyor. Epikür'ün dediği doğrudur ancak metafor olarak ölüm her zaman nicedir yanımızdadır. Satranç maçını kazanan daha çıkmamıştır. Eser tanrıyı yargılayan, tanrı arayışını sorgulayan, hayatın anlamını sorgulayan, kötülük problemi, gerçeklik nedir? Gerçekliği hayalden ayırt edebilir miyiz? Baştan sonra felsefi bir yapıt. Tanrıyı arayan bir şövalye karanlığa bakıyor ve karanlığın içindeki sessiz kalan tanrıya sesleniyor ama bazen orada yok gibi geliyor ona ve ölüm de cevap veriyor "belki de kimse yoktur" ölümü aldatmaya çalışıp satranç taşlarını dağıtsak yani buradaki metafor da ölümü kandırmak mümkün müdür sorusunun cevabını kitabın içinde bulacaksınız. Eser hakkında o kadar konuşulacak şey ve detay var ki düşüncelerimi toplayamıyorum. Her sayfa ayrı bir düşünce içeriyor. Tanrıyı yargılayan jöns karakteri kendi arkadaşının aslında şeytan olduğunu çünkü tanrının göklerde çok uzak durduğunu aslında şeytanın daima yanında olduğunu bir türküyle anlatıyor bize. Dini kullanarak insanları kandıran kişilere dersini veriyor. Sırf tanrı şan olsun diye verilen savaşlar ve kötülük problemini ele alıyor ve yine sırf tanrı şan olsun diye tanrının yarattığı kötülük denen bir şey ile kendilerinin günahkar olduğunu düşünerek kendilerini zincirleme kırbaçlayan insanların cahilligine tanık oluyor. Tanrıyı arayan şövalyemizin çarpıcı bir sahnesi şeytan ile ilişkiye girmiş birlik olmuş 14 yaşındaki bir kızın yakılma sahnesi insanın kanını dolduracak cinsten. Şeytanı gerçekten tanıyor musun diye soruyor kıza çünkü onunla tanışmak istiyor. Şeytan tanrıyı biliyor olmalı ona tanrıyı sorması gerekli çünkü inanç istemiyor Antonius bilgi istiyor. Sisler arkasında neden saklanıp belli belirsiz vaatler vermesine anlam veremiyor tanrının kendisiyle konuşmasını istiyor. Belki şeytan ona yardımcı olabilir. Toplumun bu daha 14 yaşındaki küçük kızın şeytanla birlik olduğunu düşünen halk küçük kızın kendisini bile inandırmış. Tanrıyı yargılayan jöns tekrar burada tanrıyı yargılamaktan geri kalmıyor. Kim gözetliyor bu kızı tanrı mı? Şeytan mı? Boşluk mu? Şövalyemiz hayatı boşa geçirdiğini ve ölümü oyaladığını sanarak hayatında bir anlamlı şey yapmak ve bulmak istiyor. Aslında zaten hayatın bir anlamı yoktur. Hayata anlam yüklemek isteyen insandır. Herkesin yüklediği anlam farklıdır. İşte antonius hayatın anlamını bir kısa mutlulukta ve huzurda buluyor. Her ne kadar Aristoteles'in söylediği gibi bir kırlangıç ile bahar gelmediği gibi kısa anlık hazların mutluluk demek olmadığı baskın gelse de bana fazla bir zaman kalmayınca tutunacak bir dal olarak görülebilir. Ölümün karşısında her şeyin anlamsızlasması da kitabın sorgu hedeflerinden biri. Daha fazlaca söyleyecek şeyler var ancak dini konusuna da değinmem gerek. Kutsal metinlerde kıyametin gerçekleşmesi için 7 mührün açılması gerekmektedir. İlk dört mühür mahşerin dört atlısıdır. Bunlar sırasıyla dini aldatmaca yani karakterlerimiz dini kullanarak kandırılıp haçlı seferlerine ikna edilip gönderilmesini temsil ediyor. İkinci olarak savaş karakterlerimiz haçlı seferinden dönmüş ve orda türlü zorlukları jöns ün ağzından duyuyoruz. Üçüncü muhur kıtlık tiyatro sanatçı karakterlerimiz geçimlerini sağlamanın peşindeler. Dördüncü mühür şeytanın öfkesi ihanetlere yol açması kitapta ihanetleri de görmekteyiz. Altıncı mühür yağmur fırtına ve karışıklığa yol açacaktır kitabın sonlarına doğru bu da olmaktadır. Ve son olarak en önemlisi 7. Mühür sessizlik ve 7 kaseyi temsil ediyor. Kitabın sonlarına doğru ormanda karakterlerimiz ilerlerken fırtınadan önceki sessizlik oluşur. Tabi bunlar üzerine de konuşulur falan kısa kesmek lazım. Ardından 6. Mühür fırtına kopar karışıklık olur. Ve ardından 7. Mühür 6 karakter ve 6 kase 1 kişi ve 1 kase eksiktir. Kitabın genelinde bahsedilen yargı gecesi gelmiştir. Son bir kişi de 7. Kaseyi yani mührü tamamlamak için oradadır. Bu kutsal metinlerden geçen 7. Mührü açacak olan isa mesihten başkası değildir. Ama benim adamım jöns yine onu da dünyadaki bütün bu kötülük ve acılar için onu yargılamaktadır. Ve sessizlik denir. "Susuyorum ama karşı durarak." Burada bitirmiştim ama bir nokta var kitabın hemen hemen başlarında bir kilise ressamı bir resim yapmaktadır ve bu resimde ölüm dansını resmettiğini dile getirmektedir. Kitabın sonu da bu dans ile bitmektedir. Kitabı okurken sonu için ipucu verildiğini kitabın son sayfasını anlamak ve büyük resmi görmek harika bir duyguydu. Ellerimin arasında dikkatle taşıyacağım bu kitabı..
Felsefe
Yedinci MühürIngmar Bergman · İz Yayıncılık · 2010303 okunma
·
1 +1'leme
·
2.002 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.