·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Nisan 2025 12:22 Üstad Necip Fazıl, Büyük Doğu dergisinin sürekli kapanıp açılma sürecinden sonra, ömrünün son demlerinde Büyük Doğu dergisi yerine Rapor serisini çıkarmıştır. Bu seri, Üstad’ın düşünce hayatında bir kapanış değil, aksine bir muhasebe ve hesaplaşma mahiyetindedir. Adeta bir bağlama jübilesi niteliğindeki bu eser, siyasetin göbeğinden yaptığı tahlillerle dikkat çeker.
Üstad, Allah'ın rahmetiyle sonradan hidayet bulmuş bir zat olmakla beraber, aşkını ömrünün son demine kadar muhafaza etmiş bir mütefekkirimizdir. Kalemini —ki bu onun için bir silah hükmündedir— ve ömrünü bu davaya adamıştır. Bu dava için herkesi hâdim kılmak uğruna çaba göstermiş, adeta kalemiyle cihad etmiştir. Bu uğurda ilk uğrağı Adnan Menderes olmuştur. Sonrasında Erbakan Hoca, Türkeş, Demirel ve sivil toplum kuruluşları derken, birçok isme selam çakmıştır. En baştan sonuna kadar bir arayışı ve hedefe ulaşmak için strateji değişimlerini izleyebiliyoruz bu kitapta.
Üstadın düşmanı bellidir: CHP. Onun karşısında duran herkese, kendi davasına hizmet edecekleri ümidiyle yaklaşmış, siyasi ittifaklar kurmuş, kalemiyle yön vermeye çalışmıştır. Çünkü ancak böylece İslam’ın hâkim olacağına, ümmetin Türkiye öncülüğünde eski şaşaalı günlerine ereceğine inanmıştır.
Üstadın bu kitaptaki belki de en dikkat çekici çarpışması, rahmetli Erbakan Hoca ile olandır. Üstad, siyaseti bir iman cephesinin parçası olarak gördüğünden, Erbakan Hoca’nın bazı tutumlarını yeterince net bulmamış olabilir. Bu yüzden, Erbakan’ın kendi söylediklerini uygulamaması, onu Üstad’ın nezdinde büyük bir hayal kırıklığına dönüştürmüştür. Üstad, hiç kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği sözleri kaleminden dökmüş, sevgisini ve öfkesini her zaman ifrat ve tefrit uçlarında yaşamıştır.
Ne var ki, Erbakan Hoca bu saldırılara cevap vermemiştir. Siyasi bir vakar ve basiret örneği sergileyerek, “Üstad ne derse desin cevap vermeyin. O bizim Üstadımızdır. O umman gibidir, leke tutmaz.” demiştir. Belki de Üstad’ı yok sayarak tartışmayı büyütmemeyi tercih etmiştir. Zira bu kavgada galip gelmek mümkün değildir. Ben, ikisini de ayrı ayrı seven birisi olarak acizane böyle gördüm. Bu münakaşa, her iki büyüğe olan hürmetimi ve sevgimi zedelemedi, aksine her birinin büyüklüğünü kendi mecrasında daha iyi kavramama vesile oldu.
Rabbim Üstad’a bu vesileyle gani gani rahmet eylesin. Ve Erbakan Hocamıza da rahmet ve mağfiretiyle muamele eylesin. Âmin.