Tiamat'ı yazarın önceki romanlarından Amat'ı çağrıştırdığını düşünerek bir gecede okudum. Konunun denizaltıda gerçekleşmesi dışında hiçbir benzerlik yok arkadaşlar. Amat'taki derinlik, felsefe ve kurgu maalesef bunda yok. Ha, yine de klasik Anar romanları gibi detay çalışılmış. bir denizaltıda ne yaşanıyorsa onu aktarmak dışında hikayenin çok çekici olmadığını söyleyebilirim. Akıl ve nakil ikilemi üzerine kurulmuş ve sonunda aklın kaybettiği bir hikaye çıkmış ortaya. Sevmedim. Nerede o suskunlardaki mizah ve kurgu, nerede puslu kıtalar atlası'ndaki sürüklüyecilik... kendimi kandırılmış hissettiğim bir diğer roman daha.... siz yine de beklentinizi çok yükseltmeden okuyun geçin diyor, yazara da teessüflerimi iletiyorum.