Bir önceki kitapta Maeve’nin başına gelenleri biliyoruz. Bunlardan kaynaklı olarak yıpranmış ve ruhsal olarakta dengesiz bir konumdadır. Kitap, öldürülen bir doktorun cesedinin bulunması ile başlıyor. Fakat kitabın asıl konusu bu cinayet değil. Buralarda biz Maeve’in işine tam anlamıyla konsantre olamadığını okuyoruz. Derwent şahin gibi onu izliyor ve Maeve’in durumunun farkında. Bu sırada özel bakıma ihtiyaç duyan bir yetişkinin ölümü ile ilgili Jellicoe Çıkmazı’nda gözetleme görevi için Maeve ile bir çift rolünü oynayacaklar. Bu davayı çözmek için Maeve’in problemlerini çözmesi gerekmekte.
Serinin genelinde polisiye olaylar daha heyecanlıdır. Bu kitapta biraz da yazarın duygu durumundan kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir içsel sorgulama hali ön planda. Özellikle de Maeve’in Derwent ile olan ilişkisinin durumu. Derwent’in gelgitli halleri okurken bana, yeter artık dedirtti. Kitabın sonuna kadar nedenini tam olarak kavrayamadım. Oysa ki, yapmak istedikleri ile yapmak zorunda oldukları arasına sıkışmış bir Derwent varmış karşımızda.
Polisiye kısmına gelirsek ise, tahmin edilebilmesi yüksek ve şaşırtmayan bir olay örgüsüydü. Zaten arada ki duygusal durumlar, mahallede ki insanlar derken fazla yüzeysel kaldı bence. Son yüz sayfaya hariç ki, kitabın en heyecanlı yeri de orasıydı.
Genel olarak kitapta üç ayrı vaka ve bolca da kişisel sorunlar vardı. Maeve bir anlamda kendine geldi, Derwent beni deli etti.
ÇıkmazJane Casey