Gönderi

10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 23:05
Yakın zamanda Doğan Avcıoğlu'nun "Türkiye'nin Düzeni" kitabı uzun bir aradan sonra yeni bir baskı yaptı ve dikkatleri üzerine çekti. İlk kez 1968 yılında yayınlandığı popüler romanlardan bile fazla baskı yapmıştı. Emrah Sefa Gürkan yakında zamanda kitaptan ve Doğan Avcıoğlu'ndan da bahsetti. Ülke olarak 23 yıllık AKP iktidarının her alanda ülkeyi kaosa sürüklediği bir ortamda arayış içerisindeyiz. Bir lider, bir parti, sosyal bir hareketlenme bekliyoruz. Yön-Devrim hareketi de tam olarak 1950'li yılların ortasında Demokrat Parti'nin otoriterleştiği bir dönemde oluşmaya başlıyor. Bugünle o gün arasında çok fazla benzerlikler var. 1961 yılında yayın hayatına başlıyor Yön dergisi. Kadrosunda çok önemli isimler var: "Sadun Aren, Aziz Nesin, Mahmut Makal, Yaşar Kemal, Asım Bezirci, Kemal Tahir, Hasan Hüseyin Korkmazgil, İlhan Selçük, Mümtaz Soysal" akla ilk gelen isimler. 1965 yılındaki seçimlere giderken Türkiye İşçi Partisi ile işbirliği yapıyorlar. Özellikle 27 Mayıs darbesinden sonra Türkiye'de sol hareket daha görünür ve sesini yükseltir olmuştu. Gerek dergiler ve kitaplarla, gerekse siyasi oluşumlarla sosyalizm mücadelesi yükselişe geçmişti. O dönemde dünyada Sovyet kalkınmacılığının takdir edildiğini, Cemal Abdülnasır'ın Arap dünyasında popüler olduğunu da hatırlayalım. Doğan Avcıoğlu'nun ve Yön hareketinin düşünceleri 1961 ile 1971 yılları arasında çok değişti. Değişti derken arzuladıkları ülküyü gerçekleştirmek için başvuracakları yöntem açısından söz ediyorum. 1961 Anayasası ülke tarihinin belki de en iyi anayasasıdır. Bundan dolayıdır ki; kimi kesim 27 Mayıs darbesine, darbe yerine devrim der. İşte böylesine bir ortamda sendikacılık, üniversiteler, sol yayınlar, dernekler, öğrenci hareketleri arasında bir türlü beklenen atılım yapılamamıştır. Darbe sonrası yapılan ilk seçimde yine en çok oyu sağcılar almıştır. 1965 seçimlerinde Adalet Partisi %50,2 oy almıştır. Türkiye İşçi Partisi'nin 15 milletvekili çıkardığı bu seçimden sonra, bir daha meclise giremesinler diye seçim sistemi değiştirilmiştir. İşte böylesine bir ortamda Doğan Avcıoğlu demokrasiden ümidini kesip, askerlerle beraber bir darbe yaparak milli ve bağımsız bir devrim yapma hayalinin peşinden koşuyordu. Cemal Madanoğlu'nun başarısız girişimi sonrası yargılandılar ve aklandılar. Fakat 12 Mart 1971 tarihindeki muhtıradan sonra Yön hareketi fiilen son buldu. Yaptıkları tahliller, çok satan dergileri, ülkenin en aydın insanlarını bir araya toplayabilmeleri, önemli konuları tartışmaya açmalarıyla tarihimizde kalıcı bir şekilde yer almayı başardılar. Gökhan Atılgan'ın bu kitabı yüksek lisans tezi olarak yazdığına inanabiliyor musunuz? Mümtaz Soysal, Ertuğrul Kürkçü gibi isimlerle röportaj yapıyor. Bugün böyle yüksek lisans tezi yazabilecek olan öğrenciler yetişiyor mu üniversitelerimizde! Son olarak kitabı okuyacaklar için şunu söyleyebilirim. 50 yıl önce konuşulan sorunlar bugün hala geçerliliğini koruyor. Eğitim, sağlık, bağımsız dış politika, ekonomik kalkınma, gelir dağılımı adaleti gibi konularda her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Halbuki bu sorunları 50 yıl öncede konuşurken çözümler bulabilseydik bugün belki de çok farklı bir Türkiye'de yaşıyorduk. Doğan Avcıoğlu'nun nokta atış tespitlerinden kimse payına düşeni almamış. O çok eleştirdiği dinci ve işbirlikçi sağ partiler gücüne güç katıp, demokrasiyi arkasına alarak halkı kandırmaya devam ediyor. Muhalefet ise Atatürkçülük'ten uzaklaşıp seçim kazanma uğruna gericilerle, tarikatlarla, köy ağaları ile işbirliği yapıyor. Milletvekili listelerine onlar yazılıyor. Bu durum dün de böyleydi bugün de öyle. 50 yıl önce halkın geneli ile mutlu bir azınlık arasındaki uçurum açılıyor deniliyormuş. Teknik okullar ve iyi liseler yerine fakir köylü çocuklarına imam hatipler dayatılıyor diye eleştiriliyormuş. Doktorların yurt dışına gitmesinden şikayet ediliyormuş. Bugün nüfus azalıyor ve yaşlanıyor diye şikayet ederken, 50 yıl öncesinde hızla artan ve gençleşen nüfusa neler verebiliriz diye kara kara düşünüyormuşuz. Doğan Avcıoğlu 1965 yılında şu cümleleri yazıyordu: "Demokrasi, her şey önce, insan haysiyetine dayanan ve insanı üstün değer sayan bir rejimdir. Açlığa, işsizliğe, evsizliğe çare bulamayan bir rejimin, ne kadar üzerinde titrersek titreyelim, demokrasi olmaktan çıkması ve bir gün çökmesi doğaldır." İşte biz 2025 yılında hâlâ daha insan haysiyetine yaraşır bir demokrasi inşa edememiş durumdayız. Ülkeyi 75 yıldır sağcıların yönettiğini de unutmayalım. En çok şikayet ettiği şey de şuydu: "Halk, onların hakkını savunan aydınları değil, onları sömüren gericileri destekliyordu." Dinle kandırılıyor, sosyal yardımlarla oylarına el konuluyor, yalanlarla ve iftiralarla beyinleri yıkanıyordu. Halkın hayatındaki ufacık iyileşmelere karşılık, ülkeyi yönetenler ve destekçileri servetlerine servet katıyordu. Bu düzen Demokrat Parti iktidara geldiği günden beri böyle. Türkiye 75 yıldır enerjisini, gençliğini, gücünü boşa harcadı. Uygarlık yarışında geride kaldı. Bugünü anlamak için geçmişi iyi okumak gerek. Bugünlere gelirken defalarca uyarıldık fakat dersimizi almadık. Gökhan Atılgan Yön-Devrim Hareketi
Araştırma-İnceleme
Yön-Devrim HareketiGökhan Atılgan · Yordam Kitap · 201836 okunma
··
1.107 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yetişiyor efendim, böyle çalışmalar yapılabiliyor hala. Nadide oldukları için okuyup desteklemek de bizlere düşüyor. 🫡
yine güzel bir kitap tanıtımı olmuş 🙌🏻🙌🏻cidden günümüzde bu şekilde bir tez çalışması yapılabilinir mi?