İskender PalaAşk Hikâyesi
“10 Haziran 1617 sabahı, Kulaksız Kabristanı’nda hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı: aşk yüzünden…”
Hikâye Sultanahmet Camii’nin temellerinin atıldığı gün başlar. İlk Cuma namazının kılındığı açılış gününde biter. Sultan I. Ahmed Dönemi’nden bir kesit sunar okura. Peki sadece tarihî bir dönemi mi anlatır bu roman? Kitaba adını vermiş bu “Aşk Hikâyesi” nedir?
Bir gün tekrar kavuşmak ümidiyle bir ömür tüketen iki âşığın hikâyesi… Matrakçı Müslüman Bahşı ile bir papazın kızı Kaknusia’nın hikâyesi…
Kırım Bahçesaray’da yaşayan gençler çaresiz kaldıkları için kaçarak evlenirler. Ancak bir günlük vuslatın ardı ayrılıktır.
Genç âşıklara aman vermezler. Kaknusia, köle tacirlerinin eline düşer ve İstanbul’a giden bir gemiye bindirilir. Durur mu Bahşı, o da Kaknusia’nın özgür bir kadın ve eşi olduğuna dair belgeyi alarak aynı gemiye biner. Yolda gemi batar. Ve sevdalılar bir anda başka mekânlara savrulurlar.
Her ikisi de sonunda İstanbul’a ulaşır. Birbirlerinden asla vazgeçmezler. Kaknusia’nın yolu İshak’la, Bahşı’nın yolu Gunala ile kesişir. İshak Kaknusia’ya, Gunala Bahşı’ya vurgundur. Ancak sevdiklerinden bir karşılık alamazlar. Her ikisi de dokunamadan da olsa bir ömrü sevdiklerinin yanında geçirmeye razıdır.
Yazar, okura “sevgi” ve “aşk” kavramlarını sorgulatır. “Cihânı hiçe satmaktır adı aşk / Döküp varlığı gitmektir adı aşk.” der Eşrefoğlu Rumî. Can Yücel “Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.” der. Ernest Hemingway karamsar bir tanım yapar: “İki insan birbirini seviyorsa, buna mutlu bir son yoktur.”. “Aşk bir uçurum.” diyerek aşkın zorluğunu anlatır Sezai Karakoç. İnsanı yoran bir durum olarak bakan İlhan Berk “Bir yokuştur aşk.” der. Ve Cahit Zarifoğlu da katılır ona: “Aşk bir yorulmadır.” Ya siz, size göre nedir aşk?
Ve bir de hikâyedeki gerçek âşık kimdir, sorusu okurun zihninde yankılanır. Çeyrek asır boyunca eşini arayan Bahşı mı, Bahşı’ya söylediği gibi onun olmadığı dünyada hiç konuşmayan, lâl olan Kaknusia mı, Kaknusia’nın da onu seveceği günü beklemekten hiç vazgeçmeyen İshak mı yoksa âşık olduğu Bahşı’dan umudunu hiç yitirmeyen Gunala mı? Sahi, gerçek âşık hangisidir?
Usta kalemden çıkan bu “Aşk Hikâyesi” gerçekten okunmaya değer. Tavsiye ederim.