Beni siz delirttiniz, diyor bir Cem Karaca şarkısında. Ve Cahit Irgat, “Beni siz şair ettiniz!” “Toplum içindeki bir kız, bir çiçek, fakir bir sıra arkadaşı, yalınayak bir ihtiyar, fenersiz bir sokak…” Dünyanın derdini kendi derdi, insanın yarasını kendi yarası bilen şair. Dünyadaki savaşla kendisi kanayan:
“Dünyamızda beş yüz milyon insan aç
Harp eden aç, etmeyen aç
Galipler aç, mağluplar aç...” Ve yokluklar dünyasında insana umut aşılamaya çalışan:
“Her gün daha başka açıyor çiçek
Gökyüzü daha mavi gittikçe
Güneş daha rengarenk!”
Nazımı getirdi aklıma:
“Ve ben ömrümde ilk defa
gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.”
“Beklerim yolunu aylar boyunca. Yeterki gel bana. Senede bir gün, senede bir gün…”
Tanıdık geldi mi sözleri? “Senede Bir Gün” filmini izlemiş miydiniz? Kartal Tibet, Hülya Koçyiğit, Cahit Irgat… Evet ta kendisi! Aynı zamanda bir tiyatro, sinema oyuncusu, yönetmen… Seven Ne Yapmaz, Dudaktan Kalbe, Ömercik Babasının Oğlu gibi burada sayamayacağım onlarca filmde oynuyor. youtube.com/watch?v=NdqvSW6... Yine kendisi gibi dünyanın derdini kendi derdi bilen kadın Mina Urgan’ın eşi: “Böyle bir dünyada, bunca felaket, bunca yoksulluk, bunca haksızlık ortasında, ancak inekler kadar kafasız ve duyarsız olanlar kişisel açıdan mutlu olabilirler.” Şiir aşığı Cahit Irgat gibi… “Çünkü ancak şiir okunarak unutulur bu tür tatsızlıklar,” diyor. “Ama şiir söylüyor, yaşadığı besbelli,” diyerek şiiri nefes almakla eşdeğer tutuyordu Cahit Irgat da.
“Çıldırmak işten değil
Ağzımızdan dilimizi çaldılar
Cebimizden paramızı
Alnımızdan terimizi
Ve renk renk ayırmadan
Gözlerimizi.”
“Toplumcu gerçekçi” edebiyatımızın moda kelime grubu. Her yerde geçiyor, hepimiz kullanıyoruz ama çok az insan ne anlam ifade ettiğini biliyor. Öyle uzağız ki kendi edebiyatımıza. Oysa ne insanlar yetişmiş aynı anda hem şair-yazar hemde tiyatro ve sinema ile alakadar. Kafamızı Batıya çevirmekten kendi değerlerimizi göremez olmuşuz. Gençken okusaydım Franz Kafka’dan etkilenirdim diyor şair. Tiyatroda William Shakespeare oynamak isterdim. O da Batı’ya hakim, kendini yetiştimiş, geliştirmiş. Peki kaçımız Cahit Irgat’a hakimiz? Çok değil sohbet ortasında bir dizesini olsun söyleyebiliriz? Kendi hazinelerimizi kendi topraklarımıza gömdük, bir edebiyat öldü, seyreylemek kaldı bize. Rilke’ye övgüler dizeriz de bir Cahit Irgat’ı bilmeyiz işte. Onun dizeleriyle açıklayayım: “Şimdi yabancısıyız
Yaşadığımız toprağın.”