“Bir halkı susturmak için önce dilini alırsın. Sonra kültürünü... En son hafızasını.”
Karketya, sadece bir fantastik kurgu değil; köklerinden koparılmak istenen bir halkın direniş hikayesi. Mezopotamya mitolojisiyle harmanlanan bu evrende; tanrılar , kehanetler , iblisler , iskelet adamlar ve kadim tılsımların gölgesinde bir uygarlığın yok oluşla yeniden doğuş arasında salınışına tanık oluyoruz.
Kral Neresama ve oğulları, Bremaslıların asimilasyonuna karşı sadece topraklarını değil, kimliklerini de savunuyor. Casuslar , halk oylamaları , gizli görevler , mezarlardan uyanan iblisler derken kitap sizi içine çekiyor.
Başta karakter isimleri karmaşık gelse de o dünyanın diline alıştığınızda sayfalar su gibi akıyor
Savaş , ihanet , kardeşlik ve inanç la yoğrulmuş bu hikâye, özellikle mitolojiye ve detaylı kurguya ilgi duyanlar için muazzam bir başlangıç
Kitap bitti ama zihnim hâlâ Karketya bozkırlarında...