Puan vermedi·268 syf.··
2018 5. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2018 21:00
Turne de olduğum için maalesef çok istesemde nefes almadan okumayı, okuyamadım ve elimden düşmesin desem de biraz fazla kaldı elimde. Neyse fazla uzatmayım ve... Başlarda açıkçası hem dili hemde konuyu işleyiş bakımdan benim pek tarzım olmadığı için kitabın içine girerken zorlandim. Ama sabırla sadece 20 sayfa kadar bekledikten sonra tekrar başa sardım ve daha sakin bir şekilde başladım o zaman fark ettim ki kitap anlatılan hikayenin altında ki anlatım da yani içinde asıl anlatmak istediği. Tuhaf ve gizemli çoğu zaman da kendi için de kendi kendimle konuşurken bulduğum konu veya konuları işlerken okudukça tuhaf oldum . Vapurda başlayan ve bazı zamanlar insanın tükenince ne denli boşluk yaşadığını anlatan ve devamında ki meyhane atışması ve sonra balıkçı çocuğu izlerken ki tuhaf ve sorgulayıcı düşündürücü anlatımı insanın içini gidikliyor yada ben onları görüyorum. " Hep böyle küçük şeyler yüzünden üzülürüm. Bayağı bir randevu alır gibi, falan saatte falan yerde buluşalım, demeye dilim varması. Şimdi burada garip garip bekliyor ve içeri girip çıkanlara eğlence oluyorum. Halbuki insan yalnız esas meseleleri halletmek için kafasını yormalı ve teferruat kendiliğinden iyi bir şekilde halledilmelidir. Hayatta mantık olsa böyle olur. Acaba dünya da benim kadar manasız şeyler düşünen var mıdır? Birde utanmadan akıllı geçiniyoruz!" Bu nasıl basit bir olaydan sorgulama gerçeğidir. İşte tüm kitap bu şekilde bir randevusuz beklemeden bile çıkabilecek sorgulama ve düşünemeye iten yazılarla dolu... Onun yanı sıra açıkçası tüm kitabı okurken devamlı -zaten kitabın geçtiği dönem doğrultusunda- eski İstanbul gözümün önünde o Türk filmlerindeki ki gibi masum ve günümüze göre eski, yabancı ve süslü sayılacak aşk sözleriyle akan bir film gibi okurken izledim. Yine izleme dürtüsü oluşturdu bende üstadın bu eseride -daha önce ilk kez okuduğum Kuyucaklı Yusuf eserinde de aynı şekilde bir tiyatro oyunu eseri gibi hissettim ve her sayfasında resmen sahneleri gördüm üzere- . Aşk üzerine ne kadar manası derin sözler üç yüz bin defa oluşan doyamam sanırım, "... Hiç bir insan seven bir insanın karşında alakasız olamaz. Dünyanın bu en harikulade hâdisesi karşında kimse hareket ihtiyarına (davranış özgürlüğüne) malik (sahip) değildir. Buna hakkı yoktur. Nasıl muhtaç olduğumuz havaya istemem demeye, mekan içinde bir yer işgal etmekten vazgeçmeye kuvvetimiz yoksa bize verilen bir aşkı almamaya da iktidarımız yoktur..." İlerleyen sayfalarda (sayfa 93 ile 94 de Ömer'in konuşması) karakterlerin insanın doğa ile nasıl küstüğünü dünya ile daha doğrusu dünyanın boş dertlerine yanıp dünyanın güzel doğasını unuttuğunu çok hoş serzeniş ile aktarıyor. Hele bir noktada tespitinde yüzümde tebessüm oluşturdu " ... Onlar güneşi, ayı, falanca büyük tepeyi veya filan bulutu ve yıldırımı babalarının hayrına mı Allah yaptılar?.." Ve bitmeye yakın yine diğer kitabında olduğu gibi içimi alan hüzün neyse ki bu sefer finale doğru yavaş yavaş dağılsa da felaket bir sorgulama ve her sayfasında kendimi bulma çabasına düştüğüm gerçek... Kitap kurtları, kitabın derinliklerinde ki mesajları bulup bu kitabı Kesinlikle okumalı...
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
·
5 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.