Gönderi

eudaimonia
8/10
·240 syf.··
2025 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 18:09
İlk'lere neden sorulmaz, ilk yola çıkmaktır. Kendinden yola çıkmalı insan ancak o zaman geneli anlayabilir. Aristoteles kendinden yola çıkarak "ben ne istiyorum?" diye soruyor ve cevap olarak Eudaimonia kavramını ortaya koyuyor yani "mutluluk" "iyi bir yaşam" doktrin üzerine yoğunlaşıyor. Aristoteles'e göre insan mutlu ve iyi bir yaşam aramaktadır. Mutluluk en büyük amaçtır. Daha küçük amaçlar daha büyük amaçların bir aracıdır. Mutluluk iyi bir yaşam için en büyük amaçtır çünkü bir tanrı, tanrı olduğu için övülmediği gibi aynı şekilde bir insan da mutlu olduğu için övülmez en büyük şeyler övülmez bu yüzden mutluluk tanrısal bir şeydir. Tanrı adil olduğu için övülebilir, adil olmak da bir erdem olduğuna göre tanrısal bir amaç değil sadece bir araçtır. Mutlu olup iyi bir yaşam sürmek için kişi erdemli olmalıdır. Bir gitarcı sadece gitar çalar, erdemli bir gitarcı iyi gitar çalar. Böyle bir analoji kuruyor Aristoteles erdemli bir insan da hayatı iyi yaşayacaktır. Fakir bir insan zenginliği, güçsüz insan gücü mutluluk olarak görür. Zenginlik mutluluk değildir, mutlu olmak için bir araçtır. Onur da mutluluk olamaz çünkü onur denen şey kişinin kendisinde yoktur onurlu olandan çok onurlandırana bağlı bir şeydir. Mutluluğu tanımlarken bir kırlangıç ile bahar gelmediği gibi kısa anlık ya da günlük olayların da mutluluk demek olmadığını söylüyor. Mutluluk yaşamın geneline yayılmış bir şey olduğunun altını çiziyor. Erdemler ise tanrısal amaç olan mutluluğun bir aracı olduğunu söylüyor. Erdemli insan iyiyi ister ve iyiyi sever. Çünkü örneğin kedisever denilen bir insanın kedi sevmediği ne kadar saçmaysa erdemli bir insanın da iyiyi sevmemesi o kadar saçmadır. İyi tektir ve nettir. Yıllara meydan okuyan beyaz gün geçtikçe daha beyaz olmayacağı gibi iyi de gün geçtikçe ya da iyi kaldıkça daha iyi olmaz. Aristoteles kendine yeter olmak denen bir şeyden bahsediyor ona göre kendine yeter olmak yalnız yaşamak demek değildir. Aile arkadaşlar dostlar ile yaşamaktır çünkü insan doğası gereği toplumsaldır. O kendine yeter olmak derken şunu kastediyor kendi ve toplum için "yaşamı tercih edilecek kılan" anlamında kullanıyor. Yani Kendine yetmek demek ona göre mutlu ve iyi bir yaşamdır. Yaşamı tercih etmemizin ana sebebi budur. Yaşamak derken neyi kastediyoruz? Bunu açıklamamız gerekir. Biyolojik açıdan doğmak büyümek ve ölmek dersek bunu bitkiler de yapıyor. Hislerimizle ve duyularımızla hareket etmek midir yaşamak? Bunu hayvanlar yapar o halde biz yaşamak derken akla uygun yaşamak demeliyiz. Ancak bir insan akla uygun yaşayabilir. Akla uygunluk iyi bir yaşam isteyecektir. Erdemli insan da iyiyi sevip isteyeceği için. Erdemli bir insan yaşamının tamamına yayılan bir mutluluğu elde edebilir. O halde neden insan iyi bir yaşam ister sebebi nedir? Bunun sebebi yoktur çünkü yola çıkış yani ilk budur. İlklere neden sorulmaz. Yani Aristoteles'de yola çıkış ilk i budur. Teoria yaşamıdır bu. Tanrıların mutlu olduğunu hepimiz kabul ederiz. Yolu çıkış budur işte. Ancak herkes iyi bir yaşam yaşayamaz öncelikle iyi bir yaşam tacını alabilmesi için kişinin bu hayat yarışına katılıp mücadele etmesi gerekir. Olimpiyatlarda güzel bir kadına taç takılmaz, en güçlü şu kişi diye taç takılmaz, taç ancak yarışa katılanlara verilir. Aynı şekilde hayatta bu yarışa katılmayan insan da iyi bir yaşamı bulamaz. Aristoteles'in "Altın Orta" doktrin'ine gelelim. Ona göre erdemler olması gereken orta noktada olmalıdır. Örneğin aşırı ve gereksiz para harcayana savurgan denir ve savurganlık bir erdem değildir bunun tam tersi hiç para harcamayan da cimridir ve insanlar içinde bunların ikisi de kınanan bir şeydir. Ancak gerektiğinde iyilik için ve yapacağı şey iyi olduğu için akla uygun olarak insan iyiyi istediği için erdem de iyiyi sevdiği için para harcayan insan cömert bir insan olarak övülür işte erdemler bunun gibi orta noktadır. Ölçülü olmaktır. Diğer erdemler de kitapta tek tek ele alınıyor. İki yüzlü insanlar erdemli insanlar değillerdir. Filozofların dedikleri ile yaptıkları şeyler ayrı olabilir bu erdem değil iki yüzlülükten başka bir şey değildir. Arthur Schopenhauer buna en iyi örnektir. Ayrıca erdemlerde özgür olmak gerektiği belirtiliyor. Yani etiğin de değerlendirilebilmesi için eylemin özgürce yapılması gerekmektedir. Kafanıza biri silah dayayıp erdemsizce hareket etmenizi söylerse, sizin yaptığınız eylem özgür olmadığınız için değerlendirilemez. Bunun yanı sıra da aynı şekilde bilgisizce yapılan eylem de erdem açısından değerlendirilemez. Çünkü bilgisiz olduğu için kişi kötüyü ve kendine acı çektirecek bir şeyi istemeden yapabilir. Bilgisizce yapılan tümüyle isteyerek yapılan şeyler değildir, istenmeyeni bilmeyerek yapılandır. Kendine hakim olmak bu noktada önemlidir. Kendine hakim olan kişi arzuyla değil, tercihle davranır. Kendine hakim olmayan ise tersine arzuyla davranır. Bu akla uygun yaşamaya tamamen aykırıdır. Örneğin eğer sosyal medyada kendiniz vakit geçirmek istiyorsanız bu akla uygunluktur, ancak yanlış ve kötü olduğunu düşünüp, bilip, hala sosyal medyada oyalanıyorsanız bu kendine hakim olmadığınızı haz düşkünü olduğunuzu akla uygun yaşamayıp iyi bir yaşamı elde edemeyeceğiniz anlamına gelir. Peki herkes mutlu olabilir mi? Tercihler elimde olan şeylerle ilgilidir. İnsan mutlu ve iyi bir yaşamı tercih eder ancak mutlu olmak elinde değilse bir yıkım yaşayan insanın elinde mutlu olmak yoktur bu nedenle bunu isteyemez. Ancak bu Aristoteles'in öğretisini çürütmüyor. Çünkü tercihler elde olan şeylerle ilgiliyse elinde olan herkes mutlu bir yaşamı isteyecektir. Kimse geçmiş hakkında tercih yapamaz olmuş şeyleri olmamış yapmanın ya da değiştirmenin hatta tanrı bile olmuş şeyleri olmamış yapamayacağı gibi kişilerin de olmuş şeyler üzerine düşünmesi akla uygun değildir. Ancak yapılacak şeyler üzerine enine boyuna düşünülebilir. O halde kişi akla uygun olarak gelecek hayatı için enine boyuna düşünerek iyi bir yaşam deneyimine sahip olabilir. Öfke de bir erdemdir çünkü hiçbir şeye, haksızlığa öfkelenmeyen bir insan da kınanır aynı şekilde veren elin daha üstün olduğu alan elin borçlu kalacağını da belirtiyor. Kanunlara uyana adaletli deriz diyor ancak her kanun iyi olacak diye bir şey yoktur. Adaletin yine eşitlik olduğunu söylüyor bu da yanlıştır çünkü adalet eşitlik demek değildir. Bunlar eleştirilebilir. Alışverişin kendisi adaletsizdir. Çünkü taraflardan biri kâr sağlıyorsa elindekinin değerinden fazlasını istiyordur o halde bu tarz bir alışveriş istemeyerek yapılan bir şeydir. Dostlukta denklik öğretisi vardır. Dostlar mutlu bir yaşam için gereklidir. Kimse kötü biriyle dostluk etmek istemez. Kimse cahil bir insan ile dostluk etmek istemez. Aynı zamanda tanrı tanımı gereği mutlak iyidir ve insanlar tanrıya göre daha az iyidir yani tanrıya göre insanlar kötüdür o halde tanrıyla dost olamayız. Ben de eğer varsa bu kötülükler dolu dünyaya ve kötülük problemine bakarak tanrı varsa kötü olduğunu hatta hepimizden kötü olduğunu görüyorum. Bu nedenle bizden aşağıda olan tanrıyla dostluk edemeyiz. Sorma neden niçin Her şey yalnızlıktan Bak bak bak bak Güzel bir gün ölmek için.
Felsefe
Nikomakhos'a EtikAristoteles · Bilgesu Yayıncılık · 20071,459 okunma
·
582 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.