OBLOMOV'UN AĞIR ZİNCİRLERİ
Puan vermedi·622 syf.··
2024 28. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2024 01:23
Not: Kitap hakkındaki kişisel yorumum yazının son bölümünü oluşturur, dilerseniz direkt oraya bakabilirsiniz. Kitabın Tanıtımı Gonçarov'un en ünlü eseri olan "Oblomov", ilk olarak 1859 yılında "Otechestvennye Zapiski" (Vatan Notları) adlı edebiyat dergisinde yayımlandı. Daha sonra aynı yıl içerisinde bir kitap olarak basıldı. Bu roman, yazarın olgunluk döneminin bir ürünüdür ve Rus edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Gonçarov Rusya’nın 19. yy.nın önemli toplumsal ve ekonomik değişimlere karşı olan direncin bireysel ve toplumsal boyutunu aktakmak istemiştir. Örneğin köleliğin kaldırılması , Batılılaşma çabaları ve geleneksel yaşam tarzının sorgulanması gibi konular yanı sıra insani ilişkiler Oblomov eserinde işlenmiştir. Gonçarov, "Oblomov" aracılığıyla bu değişim sürecindeki Rus toplumunun bir kesimini, özellikle de toprak sahibi soyluluğun tembelliğini ve değişime karşı direncini eleştirmek istedi. "Oblomovluk" tipinin yaratılması, kaynaklarda belirtildiğine göre Gonçarov'un Rus toplumunda yaygın olduğuna inandığı bir "hastalığı" veya "tipi" somutlaştırmak ve bu soruna dikkat çekmek istemesiyle ortaya çıktı. Gonçarov kusursuz edebi bir başyapıt yaratmak arzusundaydı, bu uğurda Oblomov'u tamamlamak için hayatının on yılında bu esere efor sarf etmiştir. Nitekim yavaş ama etkili bir anlatımla dünyaca ünlü bir eser yaratmıştır. Kitap boyunca bizi Oblomovluk havası sarıyor ve yer yer sarsıyor. "Oblomovluk" kavramı, tembellik, hayattan kopukluk, iradesizlik, sürekli erteleme ve potansiyelini gerçekleştirememeyi ifade eder. Oblomovluk hayalperestliği de işler. Her şeyin kendi kendine gerçekleşeceğine inanma, gerçek hayattan kopukluk ayrıca insanı ihtiyaçların ayağına kadar geleceğine inanmaktır. Bu tür özellikleri o dönemdeki Rus aydın ve soyluların değişime karşı direncindeki ruh hallerini de yansıtır. Yazarın Hayatı İvan Aleksandroviç Gonçarov (1812-1891), 19. yüzyıl Rus edebiyatının önemli ve saygın figürlerinden biridir. Realist akımın önde gelen temsilcilerinden olan Gonçarov, derinlemesine karakter analizleri ve Rus toplumunun çeşitli katmanlarını yansıtan eserleriyle tanınır. Bu yazıda, Gonçarov'un Simbirsk'te başlayan yaşam yolculuğunu, edebi kariyerinin yükselişini, dünya görüşünü şekillendiren deneyimlerini ve Rus edebiyatına bıraktığı kalıcı mirası, Oblomov’u inceleyeceğiz. 1812 yılında Simbirsk'te varlıklı bir tüccar ailesinde dünyaya gelen İvan Gonçarov, iyi bir eğitim alarak Moskova Üniversitesi'nde filoloji öğrenimi gördü. Üniversite yılları, onun edebiyata olan ilgisinin filizlendiği dönem oldu. Mezuniyetinin ardından devlet hizmetinde çeşitli görevlerde yer alan Gonçarov, bu memuriyet hayatı boyunca Rus bürokrasisi ve toplumunun farklı kesimlerini yakından gözlemleme fırsatı buldu. Bu gözlemleri yazdığı eserlerde, özellikle okumuş olduğum Oblomov’da göreceğiz. Gonçarov'un edebi kariyeri 1840'larda başladı ve ilk önemli eseri olan "Sıradan Bir Hikaye" (1847), romantik idealizmin eleştirisiyle dikkat çekti. Ancak, onun edebi dünyada kalıcı bir yer edinmesini sağlayan asıl eseri, 1859'da yayımlanan "Oblomov" oldu. Bu roman, yarattığı unutulmaz karakter İlya İlyiç Oblomov ve "Oblomovluk" kavramıyla Rus edebiyatında bir dönüm noktası oldu. “Oblomovluk” Türk okuyucularda da bir figür olup kullanılmaya başlandı. Gonçarov'un hayatındaki önemli bir dönüm noktası ise 1852-1855 yılları arasında katıldığı dünya turuydu. Bir Rus gemisiyle yaptığı uzun yolculuk, yazarın dünya görüşünü genişletti ve "Pallada Fırkateyni" adlı değerli bir gezi notları eserinin ortaya çıkmasına vesile oldu. "Oblomov"un ardından Gonçarov, 1869'da "Uçurum" adlı romanını yayımladı. Bu eser de Rus toplumunun farklı kesimlerini ve ideolojik ayrılıklarını ele alarak yazarın toplumsal gözlem yeteneğini bir kez daha ortaya koydu. Hayatının son yıllarını edebiyatla iç içe geçiren Gonçarov, 1891 yılında St. Petersburg'da hayatını kaybetti. İvan Aleksandroviç Gonçarov, eserleriyle 19. yüzyıl Rus edebiyatına derin izler bırakan bir yazardır. "Oblomov" romanı ve yarattığı "Oblomovluk" kavramı, Rus düşünce dünyasında uzun süre tartışılmış ve günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Gonçarov'un eserleri, sadece dönemin Rus toplumunun bir resmini çizmekle kalmaz, aynı zamanda insan doğasının karmaşıklığını, bireysel potansiyelin kullanımı ve toplumsal değişimlerin birey üzerindeki etkilerini evrensel bir dille ele alır. Derinlemesine karakter analizleri, gerçekçi betimlemeleri ve etkileyici anlatımıyla Gonçarov, Rus edebiyatının ölümsüz isimleri arasındaki yerini korumaktadır. Kitap Özeti Oblomov dört bölümden oluşan ağır romanlardan biridir. Bölüm bölüm olarak olayları inceleyeceğiz. Bu dört bölüm boyunca “Oblomovluk” havasının okuma zekimizi etkilediğini düşünmek mümkün yalnız Gonçarov ustalığını burada konuşturuyor. Sakin, yavaş ama nitelikli geçen bir okuma serüveniydi. Bölüm I: Roman, St. Petersburg'daki dairesinde sürekli yatağında uzanarak günlerini geçiren İlya İlyiç Oblomov'un tanıtımı ile başlar. Otuzlu yaşlarındaki bu soylu adam, hayalleri ve potansiyeli olmasına rağmen hiçbir iş yapmaya istekli değildir. Hizmetkarı Zahar, onunla ilgilenir ancak Oblomov'un pasifliğine ve sürekli erteleme huyuna o da alışmıştır. Oblomov, ara sıra gelen ziyaretçileriyle ilgilenmekte zorlanır ve onların aktif yaşam tarzlarını anlamakta güçlük çeker. Onunla zaman geçirmeyi bile güç bulan Oblomov bu iletişimi gereksiz de bulur Oblomov, sürekli olarak malikanesi Oblomovka'daki huzurlu çocukluk günlerini özlemle anar. Orada, ailesinin ve çevresindeki insanların sevgisiyle büyümüş, hiçbir sorumluluk almamış ve sürekli bakılmıştır. Bu idealize edilmiş geçmiş, onun yetişkinlikteki tembelliğinin temel nedenlerinden biridir. Yetişkinlikteki davranışlar çocukluk yıllarımıza dayandığını hep savunurum. Sorumluluk bilincine sahip olmadan yetişen İlya’nın yetişkinlikte de sorumluluk alamamasını gayet makul bir sebep olarak bağlayabiliriz. Oblomov, malikanesinin kötü yönetildiğine dair bir mektup alır ve bu durumu çözmek için harekete geçmesi gerektiğini bilir. Ancak bu düşünce bile onu yatağından kaldırmaya yetmez. Arkadaşı Andrey İvanoviç Stolz, enerjik, pragmatik ve Batılı değerlere bağlı bir adam olarak Oblomov'u sık sık ziyaret eder ve onu bu uyuşukluğundan kurtarmaya çalışır. Stolz, Oblomov'u sosyal etkinliklere dahil etmeye, işlerini düzene sokmaya ve hayata katılmaya teşvik eder. Bölüm II: Upuzun bir durağanlık ardından Stolz'un çabaları sonuç verir ve Oblomov, Olga Sergeyevna adında genç, güzel, zeki ve idealist bir kadınla tanışır. Olga, Stolz'un arkadaşıdır ve Oblomov'un içindeki potansiyeli görmeye başlar. Oblomov da Olga'nın canlılığı ve entelektüeliğinden etkilenir ve aralarında bir aşk ilişkisi başlar. Olga, Oblomov'u kitap okumaya, doğada yürüyüş yapmaya ve genel olarak daha aktif bir yaşam sürmeye teşvik eder. Oblomov, Olga'nın etkisiyle kısa bir süreliğine de olsa tembelliğinden sıyrılmaya başlar ve hayata karşı yeniden bir umut duyar. Ancak Oblomov'un derinlere işlemiş tembelliği ve hayata karşı duyduğu korku, bu ilişkinin ilerlemesini engeller. Olga'nın beklentileri ve Oblomov'un eylemsizliği arasındaki uçurum giderek büyür. Oblomov, Olga'nın enerjisine ve beklentilerine ayak uyduramayacağını düşünerek geri çekilir. İlişkileri, Olga'nın hayal kırıklığı ve Oblomov'un çaresizliğiyle sona erer. Bölüm III: Olga ile ayrılığın ardından Oblomov, daha da içine kapanır ve eski pasif yaşamına geri döner. Taşındığı yeni evde, basit ve gösterişsiz bir dul olan Agafya Matveyevna ile yakınlaşır. Agafya, Oblomov'a annelik şefkatiyle yaklaşır, onun yemeklerini yapar, ev işleriyle ilgilenir ve onun rahatını her şeyin üstünde tutar. Oblomov, Agafya'nın bu koşulsuz ilgisi ve beklentisiz sevgisiyle huzur bulur. Aralarındaki ilişki, derin bir duygusal bağa dönüşür ve sonunda evlenirler. Oblomov'un yaşamı, Agafya'nın yanında sakin ve olaylardan uzak bir şekilde devam eder. Stolz, zaman zaman onu ziyaret etse de, Oblomov eski yaşam tarzına tamamen dönmüştür. Stolz, arkadaşının bu halinden üzüntü duysa da, onu değiştirmek için artık çabalamaz. Bölüm IV: Romanın son bölümünde, Oblomov'un sağlığı giderek kötüleşir. Hareketsizlik ve sağlıksız yaşam tarzı, onu fiziksel olarak zayıflatır. Bir süre sonra Oblomov, hayata veda eder. Ölümünden sonra, Agafya onun anısını büyük bir sevgi ve bağlılıkla yaşatır. Oblomov ve Agafya'nın oğlu, Stolz ve Olga tarafından evlat edinilir ve iyi bir şekilde yetiştirilir. Romanın sonunda, Oblomov'un yaşamının trajik bir sonla bittiği görülür. Onun potansiyeli, tembelliği ve hayata karşı isteksizliği yüzünden gerçekleşmemiştir. Ancak Oblomov karakteri, "Oblomovluk" olarak adlandırılan bir yaşam tarzının ve insan tipinin sembolü olarak edebiyat tarihinde kalıcı bir yer edinir. Stolz ve Olga'nın aktif ve idealist yaşam tarzları ise, Oblomov'un pasifliğine bir tezat oluşturarak romanın tematik derinliğini artırır. Karakter Tahlili İlya İlyiç Oblomov Oblomov, otuzlu yaşlarında, soylu bir adamdır. Fiziksel olarak iridir ancak sürekli yattığı için hareketleri ağırdır. Ruhsal olarak ise hayalperest, nazik, dürüst ve zekidir. Ancak derin bir tembellik, iradesizlik ve hayata karşı isteksizlik içindedir. Her türlü sorumluluktan kaçar, sürekli erteler ve pasif bir yaşam sürer. Oblomov'un karakterinin temelinde, büyüdüğü yer olan Oblomovka'nın etkisi büyüktür. Orada, her türlü sorumluluktan uzak, sürekli bakılan, sevilen ve hiçbir zorlukla karşılaşmayan bir çocukluk geçirmiştir. Bu idealize edilmiş geçmiş, onun yetişkinlikteki pasifliğinin ve hayata uyum sağlayamamasının temel nedenidir. Oblomovka, onun için huzurlu bir sığınak ve gerçek dünyadan kaçış noktasıdır. Oblomov etrafında neler olup bittiği fark eden, içinde değişme ve harekete geçme arzusu vardır ancak bu arzuyu eyleme dökmekte zorlanır. Bir yandan hayata katılmak, sevmek ve sevilmek isterken, diğer yandan konfor alanından çıkmakta ve sorumluluk almakta zorlanır. Olga ile olan ilişkisinde bunu açıkça görebiliriz. Oblomov'un değişme potansiyelini kısa bir süreliğine de olsa gösterir. Ancak onun derinlere işlemiş tembelliği ve korkuları, bu ilişkinin yürümesine de engel olur. Agafya ile olan ilişkisi ise, daha çok bir sığınma ve rahatlama arayışının sonucudur. Bu ilişki kadını bir eş değil bir anne yerinde tutmaktadır. Agafya'nın koşulsuz sevgisi ve beklentisiz ilgisi, Oblomov'un pasifliğini daha da pekiştirir, ona istediği sorumluluk almasını gerektirmeyen hayatı sunmuştur. Olga Sergenyena Olga, genç, güzel, zeki, enerjik ve idealist bir kadındır. Çevresindeki dünyanın farkındadır ve hayata aktif bir şekilde katılmak ister. Oblomov'un içindeki potansiyeli görür ve onu bu tembelliğinden kurtarmaya çalışır. Olga, iyi eğitim almış ve entellektüel ilgi alanları olan bir kadındır. Kitap okur, müzikle ilgilenir ve düşüncelerini açıkça ifade eder. Bu özellikleri, onu dönemin aydın ve ilerici kadın tipinin bir temsilcisi yapar. Oblomov'a olan ilgisi, onun içindeki iyi niyet ve potansiyele duyduğu inançtan kaynaklanır. Ancak Oblomov'un değişime direnci ve pasifliği karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İlişkilerinin sona ermesi, Olga için acı verici bir deneyim olur ancak bu durum, onun güçlü karakterini daha da pekiştirir. Tüm çabalarının karşılığını bulmaması ancak buna rağmen hayata karşı inancını kaybetmemesi Olga’ya büyük bir hayranlık beslememi sağladı. Oblomov'un acısına rağmen yaşamına daha güçlü bir şekilde devam etmesi takdire şayan. Olga, dönemin Rus toplumunda kadının rolüyle ilgili beklentileri sorgulayan bir figürdür. Kendi ayakları üzerinde durabilen, düşünen ve aktif bir yaşam sürmek isteyen bir kadındır. Stolz ile olan evliliği, benzer değerlere sahip iki insanın bir araya gelmesi olarak yorumlanabilir. Ki bu davranışıyla mantık evliliğin ne kadar doğru bir hamle olduğunu ve insanı yıpratmadan mutluluğa götürdüğünü okuyuculara ulaştırmıştır. Andrey İvanoviç Stolz Stolz, Oblomov'un tam zıttı bir karaktere sahiptir. Çalışkan, enerjik, yararcı, dakik ve işkoliktir. Batılı değerlere bağlıdır ve sürekli hareket halinde bir yaşam sürer. Alman disipliniyle yetişmiş, iyi eğitim almış ve başarılı bir kariyer inşa etmiştir. Maddi başarıya önem verir ve sürekli yeni projelerle ilgilenir. Oblomov'un çocukluk arkadaşı olan Stolz, ona karşı derin bir sevgi ve sorumluluk duygusu besler. Onu tembelliğinden kurtarmak için sürekli çaba gösterir. Ancak Stolz'un rasyonel ve aktif yaşam tarzı, Oblomov'un kişiliğiyle tamamen zıt olur ve bu durum arkadaşlıklarının sınırlarını ve farklı dünya görüşlerini ortaya koyar. Stolz, dönemin Rus toplumunda Batılılaşmayı temsil eder. Ancak onun aşırı rasyonelliği ve duygusal derinlikten yoksunluğu, bazı eleştirmenler tarafından ideal bir insan modeli olup olmadığı konusunda tartışmalara yol açmıştır. Fikrimce böyle işkolik ve yine hayattan kopuk bir insanın idealle örtüşmeyeceği doğrudur. Zahar Zahar, Oblomov'un uzun yıllardır hizmetkarıdır. Efendisine sadık olmasına rağmen, Oblomov'un tembelliğine ve dağınıklığına o da alışmıştır. İkisi arasında tuhaf bir bağımlılık ilişkisi vardır. Zahar'ın kendi tembelliği ve beceriksizliği, Oblomov'un pasifliğini daha da kolaylaştırır. Romanda geçtiği üzere Zahar da Oblomovka’da çalışırdı, Oblomov gibi geçmişe, Oblomovka'daki eski günlere özlem duyar. Yeni düzene ve değişimlere ayak uydurmakta zorlanır. Zahar, Oblomov'un tembelliğinin ve eski dünyaya bağlılığının bir yansıması olarak görülebilir. Zahar çoğu zaman Oblomov’u suçlayıcı konuşsa da onun tembelliğini, hayattan kopukluğunu anlamlandırabilen biridir. İkisi de değişime direnir ve geçmişin konforunda yaşamayı tercih eder. Agafya Matveyevna: Agafya, Oblomov'un taşındığı yeni evin dul sahibidir. Gösterişsiz, pratik, fedakar ve sevgi dolu bir kadındır. Oblomov'a annelik şefkatiyle yaklaşır ve onun tüm ihtiyaçlarını karşılar. Agafya'nın Oblomov'a olan sevgisi, beklentisiz ve koşulsuzdur. Onun iç dünyasını veya entelektüel derinliğini tam olarak anlamasa da, ona bakar ve rahatını sağlar. Agafya'nın yanında Oblomov, huzur ve rahatlık bulur. Onun basit ve sakin yaşam tarzı, Oblomov'un tembelliğini daha da pekiştirse de, ona bir nevi sığınak olur. İlişkileri, daha çok bir bakım veren ve bakıma muhtaç arasındaki ilişkiye benzer ne yazık ki! Tematik İnceleme Oblomovluğun Ağır Zincirleri "Oblomovluk" olarak geçen bu kavram, yalnızca fiziksel bir eylemsizlik değil, aynı zamanda ruhsal bir uyuşukluk, iradenin zaafı ve hayata karşı kayıtsız bir duruştur. Oblomov'un yatağı, adeta onun dünyasının merkezi haline gelmiş bir sığınaktır. Bu tembellik, kahramanın bireysel tembelliğinden öte, belki de bir dönemin soylu sınıfının yozlaşmışlığını, değişime direncinin bir portresidir. Zira, Oblomov'un eylemsizliği, modern çağın hızlı temposuna ve beklentilerine karşı bilinçaltı bir başkaldırı, belki de o idealize edilmiş Oblomovka'nın huzurlu sükunetine duyulan derin bir özlemdir. İdeal ile Gerçek Arasında Bir Salıncak Oblomov’da aşk, bir kurtuluş umudu olarak belirir. Olga'nın zekası, enerjisi ve idealizmi, Oblomov'un tembellik bataklığından çıkışına ideal bir ilişkidir. Bu ilişki, aşkın dönüştürücü gücüne, bir insanın sevgi sayesinde değişebileceğine dair bir inancı taşır. Lakin, Oblomov'un ruhuna sinmiş olan derin tembellik, bu hayata dönüşe keskin bir sed örer. Aşkın her derde deva olmadığı acı bir şekilde izleriz. Böylece aşk, romanda hem birleştirici hem de ayrıştırıcı, hem umut vadeden hem de hayal kırıklığına neden olan çifte bir karaktere bürünür. Bundan daha üzücü olan da Oblomov’un onda anne şefkatini aradığı, bulduğu kadını eşi olarak sayması. Agafya ile olan evliliği tamamen bir hayal kırıklığı ancak bir Oblomov için tam yerinde bir hareket olmuştur. Toplumsal Muhasebe 19. yüzyıl Rus toplumunun köklü değişimleri hissedilir. Oblomov ve onun temsil ettiği toprak sahibi soyluluk, geçmişin yavaş ve konforlu ritmine sıkı sıkıya bağlıdır. Ancak zamanın ruhu değişmekte, Stolz gibi yeni nesil, aktif, yararcı ve Batılı değerlere yönelmiş bir yaşam tarzını benimsemektedir. Oblomov'un tembelliği, bu değişime ayak uyduramayan, geçmişin gölgesinde yaşayan bir sınıfın melankolik bir portresidir. Gonçarov, bu toplumsal dönüşümü, hem eleştirel bir gözle hem de yitirilen değerlere duyulan bir hüzünle çizer. Yazarın Üslubu ve Teknikleri Üslup Yazarın kendine özgü üslubu ve kullandığı edebi tekniklerle Rus edebiyatının zirvesinde yer alan bir eserdir Oblomov. Gonçarov, okuyucuyu 19. yüzyıl Rus toplumunun atmosferine ustaca taşırken, karakterlerinin iç dünyasını incelikle yansıtır. Bu yazıda, "Oblomov"un edebi dokusunu oluşturan betimlemelerden anlatım tekniklerine, ironiden mizaha kadar çeşitli unsurları, romandan çarpıcı örneklerle birlikte başarılı bir şekilde sunmuştur. Gonçarov, eserinde betimlemelere büyük bir önem verir. Mekan tasvirlerinden karakterlerin fiziksel ve ruhsal durumlarına kadar her detay, okuyucunun zihninde canlı bir tablo oluşturur. Teknikler Roman genellikle üçüncü kişi anlatıcı bakış açısıyla sunulsa da, zaman zaman karakterlerin iç dünyalarına odaklanılarak onların düşünceleri ve duyguları okuyucuya aktarılır. Bu, karakterlerin motivasyonlarını ve iç çatışmalarını daha iyi anlamamızı sağlar. Özellikle Oblomov'un düşünceleri aktarılırken iç monologlara sıkça başvurulur. Bu teknik, karakterin zihnindeki dağınık ve akışkan düşünceleri doğrudan deneyimlememizi sağlar ve onun tembelliğinin altında yatan karmaşık iç dünyayı açığa çıkarır. Geriye dönüşler Oblomov'un geçmişine, özellikle Oblomovka'daki çocukluk yıllarına yapılan geriye dönüşler, karakterin bugünkü halini anlamak için kritik öneme sahiptir. Karakterler arasındaki diyaloglar, hem olay örgüsünü ilerletir hem de karakterlerin arasındaki ilişkileri ve farklı dünya görüşlerini ortaya koyar. Olga ve Oblomov arasındaki tartışmalar, onların zıtlıklarını ve ilişkinin geleceğini gözler önüne serer. Bunların yanı sıra mizah ve ironi de ustaca kullanılmıştır. Oblomov'un kendisiyle alay etmesi, toplumu eleştirirken veya toplumun ona olan eleştirilerinde kullanılmıştır. Sonuç olarak, İvan Aleksandroviç Gonçarov'un "Oblomov" romanı, zengin betimlemeleriyle okuyucuyu dönemin atmosferine taşır, realist yaklaşımıyla toplumsal gerçekliği yansıtır, ustaca kullandığı anlatım teknikleriyle karakterlerin iç dünyasına derinlemesine inmeyi sağlar ve ince ironi ile mizahıyla hem güldürür hem de düşündürür. Yazarın kendine özgü üslubu ve edebi teknikleri, Oblomov’u sadece okunması gereken bir roman olmaktan öte, edebi bir şölen haline getirir. Bu unsurların bütünü, Oblomov’u Rus edebiyatının ölümsüz eserlerinden biri yapar. Kişisel Yorum Dünya klasiklerinden Oblomov okunması gereken temel baş yapıtlardan biridir. Oblomov kolay ve hızlı bir şekilde ortaya çıkmış bir eser değildir, uzun bir hazırlık, yazım ve olgunlaşma sürecinin ardından çıkan bir üründür. Rus toplumunun aydın ve soylu kesiminin başta Batılılaşma olmak üzere değişimin her türlüsüne, kendini gerçekleştirememek olarak tanımladığım tipi çok yakından izliyoruz. Tabi ki sadece o dönemi değil, geçmişini yaşamayı sürdürmek isteyen, değişimden korkan hatta belki de mutluluktan bile korkan tiplerin nasıl bir hale büründüklerini de anlatır. Bu kitabı, Oblomov olma halini okurken kendimi ve çevremdeki olan insanların Oblomov olup olmadıklarını veya bu tipin hangi aşamasında bulunduğumuzu epey tartıştım. Ne yazık ki günümüz insanı mutlu olmaktan korkan, bunun için harekete geçemeyen, potansiyelini gerçekleştirmeyi hep erteleyen bir varlığa dönüşmüştür. Oysa zaman değişimin ta kendisidir, dün ile bugünün aynı olmasını beklemek kendimize yapacağımız çok büyük bir kötülüktür. E mutluluğu yakalayan, hayatın peşinde koşabilen insana da başarıları dileyebiliriz. Oblomov’un yatağından ayrılmayan, işini ve sorumluluklarını yerine getirmeyen, ataletini, kendi çorabını giymeye üşenen aciz bir insan olmasını kitabın başlarında izliyoruz. Kitabın özetinde bahsetmiş olduğum Oblomovka’daki gördüğü sevgi veyahut şımartılmışlık Oblomovluğun temelini oluşturur ancak bu otuzlu yaşlarına gelmiş bir adamın bu derecedeki pasifliğini, tembelliğini kesinlikle açıklamaz. Hatta istediği geçmiş hayatın arkasına saklanması onu gülünç duruma bile düşürür. Sonrasında arkadaşının yoluyla Olga ile tanışır. Bu durum okuyuculara aydınlık bir kapı olarak görünür. Olga gibi güçlü, ilerici, akıllı ve hayatı tat almak için yaşayan bir kadının romana giriş yapması beni gerçekten çok mutlu etti. Güçlü kadın tiplemesinin kitapta olması karakter tahlillerinin sağlamlığı ve edebi değer için birer avantajdır. Oblomov’un derinlerinde sakladığı potansiyelini gören Olga bu potansiyeli hayata geçirmek için elinden gelenin fazlasını yaptı. Birbirine âşık olan bu çift için çabalayan Olga oldu. Oblomov’u geçici de olsa değiştirdi. Kitap okuyan, işleriyle ilgilenen, plan kuran bir adam olmaya başladı. Bu süreci okurken gelecek pişmanlık için ne kadar hayıflanacak olsam akıcı ve güzel bir okuma oldu. Romantizm sevenlerin Oblomov ve Olga arasındaki bu ilişkiyi okurken zevk alacağına eminim. Şayet ben başarılı ve eğlenceli buldum. Ah Oblomov yine tembelliğine yenilip nasıl bu kadar değerli bir mücevheri elinden kaçırırsın anlamıyorum. Kitabın anlatmak istediği ile örtüştüğü için bunu eleştirmek doğru olmaz ama Oblomov’a sinirlenmemek elde değil. Oblomov’un hayattan kopukluğu yüzünden Olga ile arasında olan o ilişki ardından Olga’nın getirmiş olduğu alışkanlıklar tek tek veda etti. Ardından Oblomov kiraladığı evin sahibi Agafya’da anne şefkatini ve hizmetini onda bulmasıyla evlenirler. Oblomov kabuğundan çıkamadı, Olga hakettiği o güzel yaşamı aşk acısının da üstesinden gelerek dengi olan adamla sürdürdü. Oblomov kişiliğinin altında yatan derin sosyolojik ve psikolojik bozukluklar var. Gonçarov başarılı bir şekilde o dönemin sosyal ve psikolojik yapısını Oblomov’u yaratarak hayran olunacak bir biçimde eleştirdi. Her tür tipi ele alarak derin kişilik tahlili barındırması ve bunları sıkıcı olmadan ince ince işlemesi kitabın edebi zevkini zirveye çıkardı. Doğu-Batı çatışması, geleneksellik ve modernlik arası çatışma, geçmiş gelecek arası kalmışlık, aşk ve anlamsız hayat sürmek arasındaki çelişki konularını ve çok daha fazlasını ele alan Gonçarov'un kaleminden bizlere ulaşan bu eseri okumak gayet zevkli bir deneyim. Karakter tahlili yapabildiğim, edebi değeri yüksek bu eserde yazarın üslubu ve anlatım teknikleri gayet kıvamındadır. Okunması gereken bir romandır. Kitaplarla kalın, iyi okumalar. İvan Gonçarov Oblomov Daha fazla içerik için bloğuma göz atabilirsiniz: akitapcicekcisi07.wordpress.com
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
··
282 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.