İyinin ve Kötünün Zemini
Puan vermedi·256 syf.··
2025 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2025 18:43
Friedrich Nietzsche düşüncelerini her okurun anlayabileceği basit bir şekilde aktarmıyor felsefi bir dille ifade ediyor, kendi kesimine hitap eden bir üslubu var. Bu yüzden ben onun anlayışını ve düşünce sistemini sizin için basitleştirdim. Daha fazla yer verdiği görüşlerini toparlayıp kısaca açıklamaya çalıştım. İnsanca, Pek İnsanca 1 kitabında olduğu gibi bu kitabında da genel olarak başka filozofların görüşlerini çürütmeye yönelik düşünceler öne sürülmüştür. Düşünürlerin bazı düşünce sistemlerini alaylı bir biçimde eleştiriyor. Bazı filozofların temel düşüncelerine karşı çıkarken ortaya tam olarak bir antitez koyduğu söylenemez. Evet bir düşünceye/teze karşı çıkıyor ve neden karşı çıktığını da anlatıyor ama buna karşılık kendinin neyi savunduğu çok net bir biçimde belirttiğini söyleyemiyorum. Bu kitabındaki üslubu bana daha samimi geldi. Düşüncelerini daha dolaylı değil de biraz daha doğrudan aktarıyor ve önceki eserine kıyasla çerçevesi daha belirgin. Ama yine de çok rahat anlaşılır olduğunu söyleyemiyorum. Bu eserini de okurken anlamak için üzerine düşünmek gerekiyor. İnsanca, Pek İnsanca 1 kitabındaki okuyucuyla arasında olan o duvar bu kitabında yok, okuyucuya üst perdeden konuşan o alaycı hava yerini biraz daha samimi daha sohbet havasına bırakmış gibi geldi bana. Yine kendinin farkında fakat daha mütevazi bir tutum sergilemiş ve bunu sevdim. Bu eserinde de yine kadınlarla ilgili eleştirileri mevcut (özellikle 7. Bölüm, Erdemlerimiz, 232. paragrafta kadınlara nefret kusmuş, çok sert ve aşağılayıcı sözleri mevcut) 162. sayfadan sonra yazanlara okurken zor katlandım. Bu ne hırs, bu ne öfke, bu ne kibir, bu ne nefrettir kadınlara!.. Bu konuda kendine gelen eleştirileri şu sözleri ile göğüslüyor; "Kendi kendime gösterdiğim bu zengin nezaket üzerinden, belki de 'kendinde kadın' hakkında bazı hakikatleri telaffuz etmeme izin verilir: bunların ne kadar da yalnızca - benim hakikatlerim olduğunun - daha en baştan bilinmesi koşuluyla" Neyse bunları erkek bakış açısıyla ve 'kendi hakikatleri' olarak yazdığı için üzerine daha fazla konuşmama gerek yok.Kadınlarla ilgili çoğu tezi zaten feminist düşünürler tarafından çürütülmüş. Mesela 'kadınların ikinci rolde olma içgüdüsüne sahip olduğu için süslenme dehası olduğu' savı; Nietzsche süslenmeyi ikinci rolde olma içgüdüsüyle bağdaştırıyor fakat feminist filozoflar buna karşılık: 'kadın doğulmaz, kadın olunur' tezini öne sürüyorlar. Yani kadının bu içgüdü ile doğduğunu değil toplumun onu buna yönelttiğini savunarak bu tezine karşı çıkıyorlar. Ahlakın doğa tarihî üzerine bölümünde ahlâk üzerine olan düşüncelerinin temelini atmış diğer filozofların ahlak anlayışlarını tek tek ele almış. Ahlâk anlayışının doğru ele alınmadığını düşünüyor. Ona göre ahlak bencillikten uzak olmalıdır. Fayda veya yararlılık üzerine kurulan ahlak ve erdem anlayışının ikiyüzlülük olduğunu söyler. "Her kim gerçekten özveride bulunduysa, bunun karşılığında bir şey istediğini ve aldığını bilir - belki de kendinden bir şey karşılığında kendinden bir şey- Bilir bir tarafta daha fazlasına sahip olmak için, bir tarafta özveride bulunduğunu" demiş. Ahlakın muhataplarına, hükmettiği türe göre farklı standartlarının olmasını da bence eleştiriyor bir yerde. Tam da burada aklıma “Bir hamamböceği öldürürsen kahraman, bir kelebeği öldürürsen şeytansın. Ahlakın estetik standartları vardır.” sözü geliyor, nokta atışı ile Nietzsche'nin ahlâkla ilgili düşüncelerini özetler bu söz. Bir de şu söz var "Saksağanı vur vurabilirsen ama bülbülü öldürmek günahtır" Bu durum, ahlaki yargıların estetik algılarla nasıl iç içe geçtiğini ve bazen mantıktan ziyade duygusal tepkilerle şekillendiğini gösterir. Eserinde efendi ahlakı ve köle ahlakını tanımlar ve bu ahlâk çeşitlerini benimseyenleri değerlendirir. Ona göre; Efendi ahlakı yalnızca kendisi gibilere karşı ödevleri olduğu ilkesinin kesinliğinde titizlenmektedir; düşük mertebedeki varlıklara, yabancı olan her şeye karşı kanaatine göre ya da "canı nasıl isterse" öyle ve her halükarda "iyinin ve kötünün ötesinde" davranabileceği ilkesindedir. Köle ahlakı ise yararlılık ahlakıdır. "Ahlaki değer tanımlarını ilk önce insanlara daha sonra da ancak türetilmiş halleri ile eylemlere verildiği açıktır." der ve ekler; "Şimdiye kadarki tüm ahlâk felsefesinin can sıkıcı olduğunu ve uyku ilaçlarından biri olduğunu keşfettiğim için bağışlayın beni" Bu sözleri 'Din halkın afyonudur' düşüncesini de destekler. Bir sonraki eseri olan Ahlakın Soykütüğü eserinde kendi ahlak inancını daha net bir çerçevede anlatacak. Nietzsche, hayatın insanın düşünün yansıması olabileceği, görüşünü etraflıca değerlendiriyor. Düşüncelerini kabul ettirme çabası yok daha çok sesli düşünüyor gibi. Bazen düşüncelerimizde bir şüpheye düştüğümüzde, şüphe ettiğimiz o durumla ilgili herşey bize delil olarak görünür. Çoğu zaman yanıldığımızı sonradan anlarız. Bir insanın yüzündeki ifadeden bir tebessümden bir çok farklı insan bir çok farklı anlam çıkarabilir bir alay olabilir, belki gayri ihtiyari bir ifade, belki mutluluk, belki karşı çıkma... -çoğaltılabilir- Fakat gerçek olan hangisidir? Herkese göre farklı bir olay gerçekleşmiştir. O zaman burada olan durum gibi yaşadıklarımız bizim düşümüzün yansımasıdır diyemez miyiz? Sanıyorum Nietzsche biz ne düşünürsek onu yaşarız, demek istiyor. Toplumun çoğunluğunu “sürü” olarak görür ve bu sürüye uymayı eleştirir. Bireyi merkeze alır. Bu "sürü"ye uymayanları “Üstinsan” (Übermensch) kavramı ile, sıradan insanın üstüne çıkan yaratıcı ve güçlü birey olarak yüceltir. Devlete de karşıdır. Ona göre devlet, bireyi köleleştiren bir yapıdır. 251. Paragrafta bazı keskin yargıları konusunda yaşadığı toplumdan etkilenmiş olabileceğini şu sözlerle ifade etmiş: "Ulusal tifodan ve politik hırstan mustarip olan bir halkın tininin üstünden bazı akımların, küçük aptallaşma nöbetlerinin geçmesini göze almalı: örneğin günümüz Almanlarında kâh Fransa karşıtlığı, kâh Yahudi karşıtlığı, kâh Hristiyan-romantik, kâh Wagnerci aptallıklar... Benim de çok enfekte olmuş bir bölgede, gözü karalıkla çok kısa bir süre kalınca, hastalıktan tamamen korunamayışım ve tüm dünya gibi benim de kendimi hiç ilgilendirmeyen şeyler hakkında düşünceler üretmeye başlayışım bağışlanır belki. Örneğin; Henüz Yahudiler hakkında iyi düşünen bir Almana rastlamadım."
Edebiyat
İyinin ve Kötünün ÖtesindeFriedrich Nietzsche · İş Bankası Kültür Yayınları · 20176,5bin okunma
·
162 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.