İnsanı anlamak = x + y + z….
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2025 11:46
Bu bir inceleme mi, bilmiyorum. Bu, bir başkasının zihnine bırakılmış birkaç kişisel not. Kitabın kendisini değil, bana düşündürdüklerini yazdım. Özet yok, hikâye yok, son da yok. Çünkü bu kitabın hikâyesini anlatmak, doğrudan sonunu söylemek olurdu. Ve bu kitap öyle bir kitap değil. Okurken aldığım notlar bazen bir karakterin ağzından çıkmış bir söz, bazen Sezgin Kaymaz kurduğu bir denklem, bazen de kendi iç sesimden dökülen cümleler. Aşağıda, işte o notlar var. Okuyup geçebilirsiniz. Üstünde düşünebilirsiniz. Karar sizin. Ben sadece Musa gibi, çözülememiş bir denklemle uğraştım biraz. Çünkü bu dünyada, "bilgi ancak denklem kurulmuşsa bilgidir," diyor yazar. Bu cümle, kitabın içindeki her çatışmanın, her sorgulamanın temelini atıyor. Anlamak istiyorsan, önce denklem kurman gerek. Yoksa sadece seyredersin. Ama çoğu insan denklem kurmuyor artık. Sadece tekrarlıyor, devrediyor, kabulleniyor. Bir hayalet gibi yaşayıp gidiyor; konuşuyor ama anlatmıyor, yürüyor ama gitmiyor. Yazar bunu doğrudan söylemiyor belki, ama hissettiriyor: Yaşayan ölüler alemi. Sessiz bir ağırlık gibi sayfalara sinmiş. Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir’i okuyacaksanız, siz de ya Musa olacaksınız, ya da Musa’nın peşinden gideceksiniz. Ve sonunda bazı şeyleri anlamaksa mesele — anlamanız da, anlamamanız da çok önemli değil belki. Çünkü bazen anlamak değil, sadece hissettiğinizi fark etmek yeterlidir. ~~~ Musa, Beyabi’nin konuşmasını kendine tercüme etmeye çalışırken, sanki benim için de yapıyordu. Bu kadar imaya, bu kadar laf oyunu arasına sıkışmış bir anlamı çözmeye çalıştım. Gülmek mümkün, ama neden güldüğümü de tam bilmiyorum. ~~~ Savunma mekanizmalarını ve yargılar üzerinden yürüyen çatışmaları çok katmanlı bir şekilde gösteriyor bizlere yazar. Özellikle Misafir’in Musa’yı adım adım sıkıştırması, ahlaki yargıların ne kadar kolay sarsıldığını ortaya koyuyor. Üstelik bunu sert bir çatışmayla değil, oyunbazlıkla, iğnelemeyle, zekice bir diyalogla yapıyor. Ben de Musa gibi kıvranıp durdum okurken. Kadın denklem kurdukça benim de aklım karıştı, “Ben olsam ne yapardım?” diye düşündüm. Sonra Misafir tokadı indirdi: “Sattın lan işte etini!” Ne diyeyim, hem düşündürdü hem enseme şaplak attı bir çok sahne. ~~~ Buradaydı Misafir. Çirkefti, şirretti, patavatsızdı, yaygaracıydı, huysuzdu, edepsizdi, küfürbazdı, densizdi, farfaraydı, ama buradaydı, ama çok güzeldi, hârikaydı, olağanüstüydü, müthişti, benzersizdi. S:146 Ama hangi misafir? ~~~ Bu kitapta herkes denklem kuruyor, herkesin bir hayat felsefesi var; sanki memleketteki tüm filozoflar bu mahalleye taşınmış gibi. ~~~ Kitabı okurken bir an geliyor, her şey çözülmüş sanıyorsun. Sırlar açığa çıkmış, taşlar yerine oturmuş gibi. “Bundan sonra ne olabilir ki?” diyorsun kendi kendine. Ama sonra tek bir cümle geliyor bir karakterden — öyle bir cümle ki, aslında hiçbir şey bilmediğini yüzüne tokat gibi çarpıyor. Kendini Musa gibi hissediyorsun: her şeyi anlamaya çalışan ama her seferinde afallayan o karakter gibi. Dinlesen keriz oluyorsun, anlamaya çalışsan bile kerizsin zaten. Yazar ‘her şey çözüldü’ yanılgısını ustalıkla ters yüz ediyor. Bir de arkadan sesleniyor: ‘Keriz!’ ~~~ Sahici ve gündelik diyaloglar: Karakterler, özellikle Musa, iç sesiyle konuşuyor gibi. Okur da onunla birlikte savruluyor. İroni ve mizah dolu... Ağır metaforlar basit kelimelerle: “Sizde olan sizde kaldığı sürece sizde değildir.” gibi ifadeler, aslında çok derin; ama öyle sade söyleniyor ki okuyucuyu çarpmadan içeri sızıyor. ~~~ Musa aslında her karakterin bir parçası: Bildiği hâlde yapmayan, hazır olup da cesaret edemeyen, kendi içinde “gözleri açık ama kör” olan herkes. Sezgin Kaymaz, onu alaycı bir şekilde mahcup ederek bize gösteriyor. Evet, Musa ikna olmaya hazır biri. Çünkü onun ikna olması, aslında içindeki kabullenmenin dışa vurumu. Direnişi içgüdüsel ama zihinsel olarak çoktan pes etmiş biri. ~~~ Denklemi Çöz Ya Da Denklemini Çöz!!! Denklem çözülünce insan da bir yere oturuyor, hem içsel hem toplumsal konumu belirleniyor. Musa “neden?” sorusunu sormaya yatkın biri. Yazar da bunu alıp onun karşısına sürekli “neden-sonuç bağı kuran” karakterler çıkarıyor. Yani Sezgin Kaymaz burada Musa'nın arayışını görünür kılmak için denklem üstünden kuruyor bu dünyayı. Bir şeyi anlamak istiyor Musa ama o anlam da ancak “denklemle” geliyor: Sebep + sonuç + gözlem = anlam. Ama işin ironisi şu: Bu denklemler aslında hiç de matematiksel kesinlikte değil. Bayağı uydurma, felsefi, yer yer abartılı denklemler. Yani: “Siz karaciğerinizi kullanamıyorsunuz, o zaman körsünüz.” “Diplomanız var ama mesleği yapmıyorsunuz, o zaman diplomalı değilsiniz.” Bu absürt keskinlik, denklem fikrini yüceltirken onu hafifçe aşağılayarak okuyucuyu güldürüyor da. İşte Sezgin Kaymaz’ın ustalığı burada: Hem ciddi hem komik, hem derin hem saçma. Musa kendi denklemini çözmezse, başkalarının kurduğu denklemin nesnesi olmaya mahkûm. Yani yazar, okura da şunu söylüyor aslında: Senin de içinde çözülmemiş bir denklem var. Gözünü kendine dik, başkalarının kurduğu formüllerle kendini tartma.
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · April Yayıncılık · 20172,309 okunma
··
13 +1'leme
·
6,7bin Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sezgin Kaymaz kalemini ve tabi ki kitabı yine çok güzel bir incelemeyle anlatmışsınız 💯 Alper Turgay Ama lütfen lütfen Lucky de okuyun. ☺️ ısrar kıyamet tavsiye ediyorum 🙈😂
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Sezgin Kaymaz’ın kalemini seven, birçok kitabını okumuş biri olarak yazdığım incelemeleri beğenmeniz beni gerçekten çok mutlu etti, çok hoş bir his, teşekkür ederim 🙏 . Şu an Kün'ü okuyorum, kitap bittiğinde Sezgin Kaymaz’dan bir kitap daha mı okusam yoksa araya bir iki kitap mı sıkıştırmalı, henüz karar veremedim. Ama ‘ Lucky ’ hakkında birkaç inceleme okudum, sizin incelemenize de denk geldim; oldukça ilgimi çekti ve gerçekten beğendim ✨ . Kesinlikle okuyacağım, listeme eklendi bile. Tavsiyeniz için tekrar teşekkür ederim ☺️
Ne güzel bir inceleme yazısı bu. Teşekkür ediyorum. Fakat okumak istediğim kitap sayısı(nı) artı(rı)yor(sunuz) böyle güzel incelemelerle! Ekliyorum okumak istediğim kitaplar listesine. İyi ki inceleme yazan arkadaşlarımız var.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
O “suçun” bende kaldığını bilmek güzel doğrusu 😊 Kitap sayısının artması bazen küçük bir telaş yaratıyor ama itiraf edelim, en güzel telaş o. Eğer bu incelemeler o listeyi kabartıyorsa, ben görevimi layıkıyla yapıyorum demektir. Teşekkür ederim, iyi ki okuyan gözlerle buluşuyor bu yazılar 🌿
Hadi gel buradan yak😂... Zindankale harika gidiyor👌 o zaman bittiğinde buna başlıyoruz 😉 teşekkürler🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Hadi bakalım, yaktım ateşi — hadi gelelim, yakalım birlikte! 😄🔥 Zindankale sonrası için isabetli bir tercih olur; aynı beğeniyi, üslubu ve keyfi burada da bulursunuz. Şimdiden keyifli okumalar, ben de teşekkür ediyorum!😊🙏
Sızın inceleme ve paylaşımlarınızı görünce dırekt beğeniyorum. Kıtapla ilgili o kadar güzel tespitleriniz oluyor ki, her okumada farklı lezzet bırakıyor yürekte ve dimağda... Emeğinize, yüreğinize sağlık, kaleminiz daim olsun 🍀👏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Güzel ve zarif yorumunuz için çok teşekkür ederim. Uzun zamandır birbirimizi takip etmenin getirdiği o ortak duyguyu hissetmek çok kıymetli. Yazdıklarımın sizde bir karşılık bulması benim için en büyük ödül. Eksik olmayın, tekrardan çok teşekkür ederim.😊🙏