Evettt, Centilmen Piç serisinin ikinci kitabını da sonunda bitirdim... Locke Lamora'nın Yalanları efsaneydi zaten ve aksini iddia eden olsa bile görüşlerine saygı duyarım; fakat ansızın gece yatak odalarına girerek gırtlaklarını bir kulaktan diğerine boydan boya kesme ihtimalim de her zaman mevcudiyetini koruyor.
Çoğu zaman, bu bir film de olabilir buradaki gibi bir kitapta, yapılan ilk mükemmel işin ardından bir hayal kırıklığı gelir. Bana kalırsa Centilmen Piç serisi bu hataya düşmedi; ikinci kitabı da ilki kadar çok olmasa dahi fazlasıyla sevdim ve başarılı buldum. Yani Locke zaten başlı başına mükemmel bir karakter ve Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler kitabında da düzenbazlıklarına tam gaz devam etti. Ortağı Jean ise en az onun kadar harikaydı; o olmasa ne yapardık acaba?
İşte Camorr’dan zor bela canlı çıkmayı başaran ikilimiz kapağı Vel Virazzo’ya atıyor ki orası da anlaşılmaz mekanik mucizelerin şehri olan Tal Verrar’ın g*t deliği vazifesi görür; ki bunu ben değil karakterlerimiz söylüyor. Locke per perişan, hem fiziken hem de ruhen; Jean ise arkadaşını toparlamaya uğraşıyor, işte ne yapsın. Çünkü Locke, yaşanan kayıpların kendisinin suçu olduğuna inandığı için tamamen hayattan kopmuş durumda; günlerini içerek ve kendine acıyarak geçiriyor. Jean bir süre onu kendi hâline bırakıyor ve Locke’un kendi kendine toparlanmasını bekliyor; o sırada da bölgedeki çok da başarılı olmayan Dürüst Vatandaşlar’ın liderliğine soyunuyor. Aslında başta amacı para kazanmaktı ama buna zamanla kafa dağıtma ihtiyacı da eklenince sonuç bu oluyor işte.
Aradan zaman geçmesine rağmen Jean baktı ki Locke onun getirdiği parayla ucuz içkiler alıp kafayı bulmaya devam ediyor; hiçbir ilerleme yok, ne yaralı vücudunu toparlamaya çalışıyor ne de incinen duygularını bir hâle yola yatırıyor. “İş başa düştü,” diyerek Locke’u eski hâline döndürebilmek için çeşitli ibnelikler yapmaya başlıyor. En sonunda tepesinin tası atan Locke da “Ben hâlâ eskisi gibiyim, maharetlerimden hiçbirini kaybetmedim,” diyerek gece gece dışarı çıkıyor; oranın valisinin evine giriyor, yataklarında bizzat adamın yanında uyuyan — sevgilisiydi sanırsam o — kadının boynundaki kolyeyi çalıyor ve topuk. Haliyle anında vali adamlarını peşine takıyor ve bizimkiler aşırı inandırıcı birer hasta imajıyla Vel Virazzo’ya veda etmek zorunda kalıyorlar ama Jean nihayet dostunu düzeltebildiği için buna değmiş oluyor.
Sonra bunlar kitabın asıl olayı olan Tal Verrar’daki Günahane isimli kumarhaneyi soymak için birkaç yıl süren planlarına başlıyorlar.
Şimdi bana kalırsa hırsızların olduğu böyle bir hikâye için kumarhanede geçen bir kısım kesinlikle gerekliydi; en başta temasına çok uyuyor zaten ama olayın oradan korsanlığa bağlanması biraz “wtf” dedirtti. Şimdi zaten ikinci kitabın adı Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler ve kapağında da gemiler falan var; yani yazar çok da şaşırmayalım diye bize daha okumadan bazı şeyleri çaktırmaya çalışmış ama yine de Locke, Jean ve biz okuyucular gibi kara seviciler için denizde geçen böylesine bir macerayı hem yaşamak hem de okumak haliyle zor oldu. Sonuçta onlar toprak üzerinde hırsızlık yapmaya alışkın, gemi yağmalamaya değil; bizimse tek tük istisnalar dışında gemi kültürüyle alakamız olduğunu söyleyemem. Neyse, iki taraf da öyle ya da böyle bunun üstesinden geliyorlar çok şükür.
Şimdi bu kitapta “sevmediğim” demeyelim de çok fazla hoşuma gitmeyen bazı hususlar vardı; aslında ilk kitapla aralarındaki en büyük fark da bu oldu çünkü Locke Lamora’nın Yalanları’nda hiçbir kusur bulamamıştım (kişisel görüşüm tabii). Bu bahsi geçen kusurlar da şunlar:
Şahinci yüzünden Karthainli Bağlıbüyücüler bizimkilere kin güdüyor ya hani ve hatta Tal Verrar’da onların karşısına çıktıkları o ilk anda ufaktan altımıza kaçırmamıza neden olmuşlardı. İşte keşke öyle devam etselerdi; ara ara Locke’la Jean’i yoklayıp korkutsalar, az başlarına bela açsalar falan daha keyifli olurdu. Yani gücünüz de var, niye o zaman bizim Piçlerin faturasını kendiniz kesmek yerine onları o yaşlı Argon ve Priori’ye havale ediyorsunuz ki? Hangi insani kusur size engel oluyor acaba, ben şahsen çok merak ettim!
Sonra şey var; tamam, bizim Locke fevkalade bir yalancı, istese insanı ayakta uyutur falan ama hem şu Stragos hem de Requin denen adam bunun her dediğine biraz çabuk mu ikna oldu yoksa bana mı öyle geldi? Yani hiç mi şüphe etmiyorsunuz ondan ya da ne bileyim, o kadar mı beceriksizsiniz ki tüm o dağ kadar paranıza ve emrinizdeki adamlara rağmen bizimkilerin bir yalanını bile ortaya çıkaramıyorsunuz? Bana kalırsa bu tarz bir zorluk da yaşamalılardı. Gerçi başlarından hiç dert eksik olmuyor, yazar sağ olsun hiç boş bırakmıyor bu konuda onları ama inandırıcılık açısından bu da olmalıydı diye düşünüyorum.
SPOİLER ALERT
Son olarak değinmek istediğim şey şu: Hadi Locke ve Jean’in vurgunları fos çıktı, ona bir şey demeyeceğim çünkü gerçek hayatta da oluyor öyle şeyler ama taa en başından hedeflerini çok düşük tutmuşlar ya. Siz tutun iki yıl bu soygun için uğraşın ama sonunda gidip aldığınız şey bir iki tane tablo olsun... Ben de sanıyorum ki bunlar ciddi ciddi o kasaya girip dişe dokunur bir şeyler çalacaklar ama yok, maşallah okuyucuyu bile kandırmayı başarmışlar.
Ve bu arada buradan Jean’e en içten baş sağlığı dileklerimi yollamak istiyorum. Cidden Ezri adam gibi bir kadındı. Ondan daha kahraman, daha harika bir korsan bulamayız; eğer ki o olmasaydı bizimkileri bir daha göremezdik, bu yüzden bile ona minnettarım. Jean, yazar yardımcın olsun tosunum; kalbindeki acı geçmez biliyorum ama zamanla tahammül edebileceğin bir seviyeye iner. Sen sakın ola kendini salma bazıları gibi, yoksa Locke da tahtalı köyü boylar sende.
Ben aslında bu kitapta takıma yeni üyeler gelir diye beklediydim de gele gele bir adet pussy geldi; neyse, ona da şükür.
SPOİLER IS OVER
Sonuç olarak kitaba puanım 8 ile 9 arasında gidip gelmekte. Yazar aynen ilk kitapta olduğu gibi konu mekânlar olunca kendini hiç geri tutmamış, hikâyenin temposu da bir harika; zaten konu değişikliği desen var. Bakalım 3. kitapta Bağlıbüyücülerle tekrar karşılaşacak mıyız ve daha ne maceralar okuyacağız. Eğer ki Sabetha sonunda gelme nezaketini gösterirse de umarım birileri onu kapıdan kış kışlar. Bye canlarım.
__________________________________________
* Centilmen Piç Serisi Kitapları İncelemelerim:
1) Locke Lamora'nın Yalanları → #271625065
2) Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler → #273627939
3) Hırsızlar Cumhuriyeti → #294407239