Edebiyat tarihine baktığımızda, iç dünyasını ve gizemini paylaşmaktan çekinmeyen, hikâyelerini sağlam karakterlerle renklendiren akıl romanları yazan yazarlar her zaman beni derinden etkilemiştir. Lev Tolstoy numaralı yazar da bu anlamda benim için çok özel bir yere sahip. Okumakta geciktiğim Diriliş kitabına başlarken beni bekleyen, yazarın yaşanmışlıklarını romana aktardığı heyecanı sabırsızlıkla hissediyorum. Çünkü karşımızda basit bir kalem değil, derinlikli bir anlatıcı var.
"Diriliş"e başlarken, ilk sayfalarda İncil’den ayetler görmek mümkün:
> "Bunun üzerine Petrus, İsa'ya gelip, 'Ya Rab,' dedi, 'Kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlamalıyım? Yedi kez mi?'
İsa, 'Yedi kez değil,' dedi. 'Yetmiş kere yedi kez derim sana...'"
Yeni Ahit, Matta 18:21-22
Affediciliği vurgulayan bu ayetlerle başlayan romanın baş karakteri, gençlik yıllarında hazların ve tutkuların baş döndürücü etkisine kapılan Nehludov’dur. Hizmetçi bir kıza —Katyuşka’ya— karşı duyduğu yoğun tutku, onun hayatını altüst edecek bir dönüm noktasına dönüşür. Nehludov’un bir gecelik arzusu, Katyuşka’nın ömür boyu taşıyacağı bir yük halini alır. Masum ve saf bir karakter olan Katyuşka, hayatın sunduğu zorluklarla baş etmeye çalışırken, kendini bir anda bu genç prensin yarattığı fırtınanın ortasında bulur.
Hz. İsa'nın dirildiği günün arifesinde, Katyuşka adeta kurban edilir. Acizliğin ve çaresizliğin yakasına yapıştığı insanlardan biridir o. Bazı insanlar, başkalarının bu zaaflarından faydalanır; tıpkı onun başına gelenlerde olduğu gibi.
Yıllar sonra, bir mahkeme salonunda, jüri üyesi olarak görev yapan Nehludov, Katyuşka'yı sanık kürsüsünde görür. Hayat, onları bir kez daha bir araya getirmiştir. Bu karşılaşma, Nehludov’un iç dünyasında unutulmuş vicdan hesaplaşmalarını tetikler.
Kendi içinde bir muhasebeye girişen Nehludov, Katyuşka'nın yaşadığı tüm acıların sebebinin kendisi olduğunu düşünmeye başlar. Artık onun tek amacı, bu genç kıza yaşattığı yıkımın telafisini aramak ve masumiyetini ispat etmektir.
Roman sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda adaletin ve vicdanın sorgulandığı güçlü bir toplumsal eleştiridir. Katyuşka gibi birçok mahkûmun suçsuz yere cezalandırılması, adaletsiz bir sistemin acı gerçeğini gözler önüne serer. Siyasi gücü olmayan, sesini duyuramayan insanlar için adaletin tecelli etmesi ne yazık ki çoğu zaman mümkün değildir.
Yasa koyucuların ve karar vericilerin ölçüsüzlüğü, sanıkların iç dünyasına kayıtsız kalışları, sistemin adalet anlayışını tartışmaya açar. Bu bağlamda Nehludov’un değişimi, hem kişisel bir yüzleşme hem de toplumsal bir uyanışın ifadesidir.
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma