9/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
balkandays.blogspot.com/2025/05/the-ove... En son ne zaman bir kıyafet diktirdiniz ve onun için altı ay boyunca kumaşçı kumaşçı gezdiniz? Yalnız burada yemek takımına uyması için en az altı AVM gezip çay kaşığı aramaktan bahsetmiyorum. Saraybosna’ya geldikten sonra bir gün uyandığımızda çeşmeyi açtık ve su akmıyordu! İnanamadık… Sular nasıl giderdi… Bir zaman sonra gün içinde elektrik gitti ve öylece internetsiz kalakaldık. Kışın ise gaz kesintisi olarak çıktı karşımıza… Zira Ankara’da orta halli bir evde oturmamıza rağmen su depomuz ve jeneratörümüz olduğundan ne de çabuk unutmuştuk bu yokluk hallerini… Palto işte bu unutan yüzümle karşılaştırdı beni… Yokluğu ve sabretmeyi unutan yüzümle…Bu arada az önce yarın sular kesileceği için birkaç kovayı doldurup geldikten sonra yazıma kaldığım yerden devam ediyor olmam da dikkate şayan…Hani şeytan demişti ya Sen bir de elinden her şeyini alınca gör Eyyüb’ün durumunu diye. Ama Eyyüb değildi o aslında, Eyyüb AS’dı ve her şeyi gitmesine rağmen bir an dahi şikâyetlenmedi. Tabi hepimizden bir Eyyüb AS olmamız beklenmiyor çok şükür lakin bu kıssada odaklanmamız gereken kısım içimizde bir Eyyüb AS potansiyeli ile yaratılmış olmamız. Bize düşen de onu bulup olabildiğince açığa çıkarmak olsa gerek. Palto… Ne kadar da bizden bir hikâye kaleme almış Gogol bundan neredeyse iki asır önce. Biz miydik değişmeyen yoksa hikayeler mi? İşini düzgün yapan sıradan bir memur olan Akakij Akakijeviç bir memurun hayal bile edemeyeceği bir şey yapmış, artık kevgire dönen ve dikiş dahi tutmayan paltosunu değiştirerek, yeni bir Palto diktirmeye kalkışmıştı. Lakin soğuktan korumasını beklediği palto, bir gecede tüm hayatını değiştirmiş ve onu soğuktan donmaktan beter etmiştir. Yalnız bu hikâyenin muhtemelen tek güzel tarafı, kötülerin yaptıkları kötülüklerin cezasını, çok da vakit geçmeden, hem de herkesin gözü önünde almış olması olsa gerek. Ama Gogol’un bu kör göze parmak hikayesi yerine ulaşmış olmalı ki, onu okuyan mühim bir kişi şöyle diyecektir: “Şu Gogol’ün Palto’su amma da dehşet verici bir hikâye. Kalinkin Köprüsü’ndeki hortlak bir gün hepimizin sırtından paltosunu çekip alabilir. Hikâyeyi okurken ne hale düştüm, varın siz düşünün.” Talihsiz bir şekilde Palto ’sunu çaldıran Akakij Akakijeviç son çare olarak “Önemli Kişi” ye gider. Bu kısım gerçekten hikâyenin en traji komik bölümüdür. Burada Gogol’un yozlaşmış bürokrasiye olan eleştirisini “güleriz, ağlanacak halimize”, diyerek okuyorsunuz. Neredeyse tüm hikayelerinde bu dünyada kötülüğü kaldıramayacağına inanan Gogol, bugün duyduğum Mahmut Erol Kılıç hocanın şu sözünü hatırlattı: “Karanlıkla uğraşmak yerine ışığı arttırmaya çalışalım, çünkü ışığın olduğu yerde karanlık olmaz; hakk olan yerde kötülük barınamaz.” Gogol da aslında bunu yapmak istemiş olsa gerek ki en sevdiği hocası Puşkin’in ölümünün ardından eser vermeye devam etmiş ve onu tanıdığımız o meşhur eseri olan “Ölü Canlar”ı ve “Palto” yu Puşkin’in ölümünden sonra kaleme almıştır. Karanlığa bıraktığı aydınlatıcı bir eser olarak… Zamanın ruhunu ve ne kadar da benzer süreçlerden geçtiğimizi görmek adına kitabın çevirmeni Aslı Hanımın şu notunu da eklemek istiyorum: “‘Ulus’tan kasıt nedir? Ulus denilen kesim, kendilerinden daha iyi eğitim almış ve genelde Avrupa geleneklerini benimseyen toprak sahiplerinin boyunduruğu altında yaşayan Rus köylülerinden oluşan geniş kitleden mi ibarettir, yoksa Rus toplumunun Fransızca konuşan elit kesiminin kültürü de bu kavramın bir parçası mıdır? Rusya kendi içine ve kendi geçmişine dönük bir tavır mı sergilemelidir, yoksa Avrupa’nın bir parçası mı olmalıdır? Bu tartışma özellikle 1840’lı yıllarda Slavcılar ve Batıcılar adıyla anılan iki grup arasında varolan fikir ayrılığının tam da merkezinde yer alır. Bu öyküyle birlikte o güne kadar ihmal edilmiş, görmezden gelinip eserlere konu edilmemiş, kent toplumunun bir parçası olan küçük memurların yaşantıları ve dramları Rus edebiyat tarihindeki yerini alacaktır. Eski Rusya’nın değerlerini yaşatan, sahip çıkan, yansıtan Moskova ve yeni, Batılı Rusya’yı temsil eden Petersburg.” “Gogol öyküyü, bir arkadaş toplantısı sırasında anlatılan bir olaydan esinlenerek yazar: Ava çıkmaya çok meraklı olan küçük bir memur, yıllarca bin bir güçlükle para biriktirerek bir av tüfeği satın alır. Yeni tüfeğiyle ava çıktığı gün sandala biner ve her nasılsa tüfek suya düşüp kaybolur. Memur üzüntüsünden yataklara düşer; günlerce ateşler içinde kıvranır. Başka bir çözüm yolu bulamayan arkadaşları aralarında para toplayarak kendisine yeni bir tüfek alır ve memur ancak o zaman iyileşir.” Dostoyevski’nin; “Hepimiz Gogol’ün ‘Palto’sundan çıktık” sözünü de yazmasaydım olmazdı
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol ·  İlke Kitap · 200846,2bin okunma
·
89 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.