Gönderi

Felsefe, düşüncenin mikroskobudur.
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 20:19
Fransız Aydınlanmacı filozof, ansiklopedi yazarı Diderot'un 1746 yılında henüz 33 yaşında kaleme aldığı ve isimsiz bir şekilde yayımladığı eser olan Felsefe Konuşmaları yazarın aydın çevresiyle yaptığı konuşmaları kaleme almasıyla oluşmuştur. Karşılıklı konuşma, diyalog şeklinde yazıldığı için okunması kolay ancak barındırdığı felsefi konularla sindirmesi zor bir eser. Zaten yayınlandıktan kısa bir süre sonra Fransa Parlamentosu tarafından toplatılıp yakılması, içerdiği radikal düşüncelerin bir göstergesidir. Kitapta sıkça adı geçen ve bilimsel konularda Diderot ve Bordeu'ya nispeten daha oturaklı cümleler kuran MADEMOISELLE DE L'ESPINASSE, Diderot'un da sık sık gitmiş olduğu Aydınlanma salonlarının etkin figürü "Jeanne Julie Éléonore de Lespinass'nin" ta kendisidir. Lespinasse'ın salonu, Jean le Rond d'Alembert, Condillac, Condorcet, Turgot ve Denis Diderot gibi ansiklopedi çevresinden birçok önemli ismi ağırlıyordu. Bu salon, sadece entelektüel sohbetlerin yapıldığı bir yer olmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni fikirlerin tartışıldığı, bilginin paylaşıldığı ve aydınlanma düşüncesinin şekillendiği bir platform görevi görüyordu (keşke ülkemizde de böyle salonlar kurulsa). Hatta Diderot'un ansiklopedi projesinin bu salonda "şekillendiği" ifade edilir. Eserde insanın varoluş amacından, dinin uhrevi önemine kadar birçok konuda tartışma mevcut. Diderot, sanıyorum ki fikirlerine karşıt görüşlü arkadaş çevresini eserine birer karakter olarak yedirip dışarı vuramadığı düşüncelerini yazıya dökmüş. Özellikle kilisenin tüm Avrupa'da krallıktan daha fazla söz sahibi olduğu bir zamanda Diderot'un Hristiyanlık üzerine yaptığı ağır eleştirilerileri okuyunca kitabının neden toplatılıp yakıldığını anlıyorsunuz. Son olarak Diderot'un, üzerinde uzun uzun düşünülecek birkaç diyaloğunu aşağı bırakıp incelemeyi bitiriyorum. "...üzerinde en çok laf edilen şeyler en az an­laşılan şeylerdir. Bizim her gün kullandığımız sözlerden çoğunun hiçbir anlamı yoktur. "Tanrı onu yanına aldı! " Bunu nereden biliyorsunuz? Tanrı size sırrını mı açtı? "Tanrı ona kavuşmak için acele ediyor! '' dedikleri bir yaratık doksan bir bahar görmüştü. Görülüyor ki bu­rada aceleye yer yok. Dindar anasının bağrından kopa­rılan genç kız için demin "Cennete gitti.'' demiştiniz... Ama bu cennet dediğiniz nedir, nerededir? Öncelikle oraya çıkılıyor mu? "Yukarıda." dediniz. Ama dünya döndüğü için sabah yukarda olan, akşama "Aşağıda." olacaktır. Bunun böyle olmadığını söyleyebilmek için Papa Urbain ve Kutsal Engizisyon gibi dünyanın dön­düğünü inkar etmelisiniz." Sy 135 "Rouen Tiyatrosu'nda, yanında oturan hiç tanımadığı ve hiç gör­mediği genç kızı hançerleyerek öldüren katili unutma­-mışsınızdır! Bu cinayeti işlemesinin sebebi boynu vurulmadan yahut asılmadan önce günahlanndan arınmakn. Oysa intihar etseydi Tanrı'ya karşı en büyük günahı işle­miş olarak öteki dünyayı boylayacaktı. Sy 140 "Dünya ne zaman ve kimin tarafından yara­tılmıştır? Öldükten sonra nereye gidiyoruz, ne olacağız? Sizin birinci derecede önem verdiğiniz bu sorunlar benim umurumda bile değil. Yüzlerce, binlerce asırdan beri hiç kimse çözümlernek şöyle dursun, bunları biraz olsun ay­dınlatamamıştır. O halde?... Tanrı, ruh, ahiret gibi şeylere ne inanırım, ne de bunları inkâr ederim. Bu meseleleri bir kenara bırakıp gözlerimi içinde bulunduğumuz ha­yata çeviririm ve tıpkı Spinoza gibi öbür dünya ve ölüm üzerindeki bütün düşünüşleri faydasız, boş ve gereksiz sayarım. ...yaşadığım zamanın içinde kalmak ve ne olmuşsam, ne görüyorsam ona bağ­lanmakla yetiniyorum. Ayrıca niye iki kafam, üç kolum yahut dört bacağım yok diye üzülmediğirn gibi, Tanrı'nın varlığı, ruhun ebediliği gibi meseleler üzerinde de fikir sahibi olamadığırndan ötürü kendimi kahretmiyorum! Hayatı olduğu gibi kabul ediyor ve onu mümkün olduğu kadar rahat, hoş ve dürüstçe geçirmeye çalışıyorum. Herhalde beni bilgisizliğimden, düşkünlüğümden ve açık sözlülüğümden dolayı cezalandıramayacaktır. Aksi takdirde ona şunları söyleme hakkım doğar: ''Tanrım, daha açık konuşmanız gerekirdi. Muammaları çözemediysem, bu benim kabahatim mi? Beni içine soktuğunuz karanlıklar­ da yol alabilmek için, fenerimi, şu tek ve biricik alevimi, şu titrek ışığı, bana bağışladığınız şu küçücük aklı sön­ dürmem gerektiğini nereden bilebilirdim ki?" Sy 156-57
Felsefe
Felsefe KonuşmalarıDenis Diderot · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020526 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.