balkandays.blogspot.com/2025/05/ylan-ol...
Hayatın gerçekleri içinden çok çarpıcı bir eser Yılanı Öldürseler… Bitirdikten sonra uzun müddet etkisinde kaldım. Kısacık bir novella ama bize kökleşmiş yanlış töreler üzerinden kadının sorunlarını göstermekte. Hatta eser Nobel Edebiyat Ödülü için düşünülmüş, fakat bazı farklı nedenlerden dolayı vaz geçilmiş.
Çukurova’nın bir köyünde Esme adında bir genç kız Abbas adında bir delikanlıya âşık olur. Abbas Esme’yi üç defa istemesine rağmen, babası onu vermez. Güzelliği dillere destan olan Esme’yi komşu köyden gelen Halil evinden zorla kaçırır ve kendi evine götürür. Böyle çirkin bir adımla başlayan bu evliliğe Esme’nin vereceği tek tepki aylarca konuşmamak olur. Tâki evladı Hasan doğana kadar. Hasan doğduktan sonra başına gelenleri kabullenip hayata tekrar tutunmaya çalışan Esme’nin çilesi burada bitmeyecektir. Bir gün Abbas çıkıp gelir ve eski aşıklar görüşmeye başlar. Buna bir müddet göz yuman Halil sonunda Abbas’ı öldürmek ister. Ama Abbas ondan önce davranır ve Halil’i vurur. Burada dini ve ahlaki değerlerden uzaklaşan insanların duygularını referans alarak hareket etmelerinin acı hikayesini okuyoruz aslında. Cehaletin özellikle kırsalda hangi boyutlarda olabileceğini gözler önüne sermiş Yaşar Kemal. Şehirlerde yaşanan cahillikleri anlatmayı ise başka yazarlara bırakmış…
Yılanı Öldürseler’i okuduktan sonra göğsüme çöken sıkıntıyı Yaşar Kemal’in olabilecek en kötü senaryoyu yazmış olmasına verirken, yazarın şu sözü bu tezimi destekler nitelikte oldu: “Her yazar kendi Çukurova’sını yazar”
Bir diğer mesele de “Hortlaklar”. Palto’dan (1842) sonra Yılanı Öldürseler (1970) kitabında da karşıma çıkan “hortlaklar” Palto’da yanlışı yapanın cezasını dünyada çekmesi için kullanılırken, Yılanı Öldürseler’de ise dini saiklerin kötü niyetleri gerekçelendirmek adına nasıl heba edildiğini gözler önüne sermektedir.
Bir diğer ve temel mesele ise anneliğin kutsallığı…Ölümü pahasına kalan, anne Esme’nin, ölümünün en sevdiğinin elinden gelecek olması nasıl bir trajedidir.
Hasan’ın sonunda işlediği bu akıl almaz suç, bana “bir çocuğu bir köy yetiştirir” Afrika atasözünü hatırlattı. Hasan’ı her türlü sözlü tahriklerle, en sonunda da ters psikoloji yöntemiyle annesini öldürmeye sevk eden babaannesi; tüm bunlar yetmeyince hortlaklar üzerinden devşirilen yeni hikayecikler, Hasan’ın küçücük dimağında öyle tahribatlara yol açmış olacak ki sonunda bir buhran halinde annesini öldürmesini okuyoruz yüreğimiz ağzımızda…
İnsanın ayaklarını yere sağlam basacağı ahlaki ve dini değerleri olmadığında nerelere savrulabileceğinin çok veciz bir şekilde anlatıldığı bir roman Yılanı Öldürseler. Peki asıl yılan kim bu hikâyede? Esme mi? Halil mi? Yoksa babaanne mi? Ya da Hasan’ın aklını çelen tüm köylüler mi? Nerede bizim aklı başında büyüklerimiz, demeden edemiyor insan…