Aldığım ders için okuduğum bilmem kaçıncı muhteşem ötesi eser... Her seferinde olayların akışı üzerinde durup, kurguyu düşünüp ve hatta bu kitabın tamamen kurgu olduğunu hatırlayıp "Yahu Orhan Pamuk bunu nasıl yaptı, nasıl kurguladı" diye defalarca sorguladığım anlar çok oldu. Orhan Pamuk zekası ve ince işlenmiş kurgusunu "Veba Geceleri" kitabında bir kez daha görüyoruz.
Geç çöken Osmanlı ve yeni kurulacak Türkiye Cumhuriyeti içerisindeki geçiş döneminde hızla yaygınlaşan veba salgınından neredeyse kırılmakta olan kurgu bir ada olan Minger'i hep birlikte okuduk, Komutan Kamil'in ülke sıkıntısına ortak, Bonkowski paşanın katilini ararken deyim yerindeyse Sherlock Holmes olduk. Oldukça başarılı bir Türkiye alegorisi karantina, veba ve hastalık metaforları üzerinden oldukça ustalıkla kaleme alınmıştır.
Kitabın sonunda bu üst kurmaca yani metafizik olan "Mina Mingerli" yazarın kim olduğunu, atalarini ve bu kitabın nasıl bir oluşma sürecinden geçtiğini de öğrendikten sonra kitaba veda ettik. Son olarak yazarın genel olarak ele aldığı önemli noktalar kendini kitap boyunca tekrar etmiştir: "doğu-batı ilişkileri , oryantalist söylemler ve bunu her iki tarafın gözünden yorumlayarak verme, seküler-muhafazakar kesim çatışması ve en önemlisi ise din-bilim çatışması karantina teması/mekanizması" olarak açıklanabilir.
10/10
Veba GeceleriOrhan Pamuk