Şimdiye kadar, ahlaklı eylemin asıl karakteristiğinin, kişisel olmayan yönü olduğu kabul edilmiştir; başlangıçta kişisel olmayan tüm eylemlerin övülmesinin ve ödüllendirilmesinin nedeni genel yararı gözetmeleriydi. Şimdi tam da kişisel gözetmede genel olan için de en büyük yararın bulunduğu, her geçen gün daha iyi anlaşıldığına göre, bu görüşlerde bir değişikliğin sırası değil midir: tam da kesinlikle kişisel bir eylemin, (bir genel yararlılık olarak) ahlak kavramına karşılık düştüğü bir zamanda? Kendinden tam bir kişi yapmak ve tüm edimlerinde bu kişinin en büyük esenliğini dikkate almak – böylesi ötekilerin yararına merhametli heyecanlardan ve eylemlerden daha ileriye götürür. Elbette hepimiz, hâlâ kendimizdeki kişisel olanı çok az dikkate almaktan muzdaribiz, kötü yetişmiştir o, – itiraf edelim bunu: daha çok, bilincimiz bu kişisel olandan zorla uzaklaştırıldı ve devlete, bilime, yardıma muhtaçlara kurban edildi, sanki kötü olan, kurban edilmesi gereken oymuş gibi. Şimdi de çevremizdeki insanlar için çalışmak istiyoruz, ama sadece bu çalışmada kendimiz için en büyük yararı bulduğumuz ölçüde, ne fazla, ne eksik. Tüm sorun kişinin kendi yararından ne anladığında; tam da olgunlaşmamış, gelişmemiş, ham birey en ham biçimde anlayacaktır onu.