·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Haziran 2025 23:37 Tılsımlı deri, okurun aklına ruhuna kazınan kitaplardandır. Okudukça, insan kendini bir aynada görür sanki; bu ayna süslü değil, acımasızdır. Ne gösterirse göstersin, elini uzatınca kesen bir cam gibidir.
Raphael. Bizden biri, adeta içimizdeki her dileğin sesi. Derinlerde sakladığımız o arzular var ya, yitip gitmesinler diye tuttuğumuz, ama tuttuğumuz her an biraz daha içimizi ezen… İşte Raphael onları dillendiriyor. Fakat her dileğin bir bedeli var ve o bedel, doğrudan ömürden kesiliyor.
O deri parçası küçüldükçe sanki kendi içimde bir şey daralıyordu; bu tılsım sadece romanda değil, bizim çağımızda da var. Biz dileklerimizi ekrana dokunarak, ya da "bir gün belki" diyerek harcıyoruz. Karşılığında ne kadar ömür gittiğini kimse sormuyor.
Kalabalığın içindeki yalnızlık ve Paris... Balzac’ın kaleminden dökülen şehir, bir masal diyarı değil. Balo salonları, sokak lambaları, fısıltılarla dolu köşeler... Hepsi şık görünüyor, ama arkasında büyük bir boşluk saklıyor. Tıpkı bugünün vitrinleri gibi: Göz alıyorlar ama içine girdiğinde soğuk.
Bu şehirde yaşamak bir sanat değil, bir mücadele. Kapitalizmin, sınıf farkının, gösterişin ve yalnızlığın dans ettiği bir sahne burası. Raphael o sahnede yere düşen bir perde gibi, sessiz ama dikkat çekici.
Yaptığı sessiz anlaşma, Raphael'e vazgeçmeyi ve bazı şeylere sahip olmadan da yaşamanın mümkün olduğunu öğretir. Ama deri küçülmüş, ömür tükenmiştir...