Tılsımın Bedeli: Hayatla Yapılan Sessiz Bir Anlaşma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 23:37
Tılsımlı deri, okurun aklına ruhuna kazınan kitaplardandır. Okudukça, insan kendini bir aynada görür sanki; bu ayna süslü değil, acımasızdır. Ne gösterirse göstersin, elini uzatınca kesen bir cam gibidir. Raphael. Bizden biri, adeta içimizdeki her dileğin sesi. Derinlerde sakladığımız o arzular var ya, yitip gitmesinler diye tuttuğumuz, ama tuttuğumuz her an biraz daha içimizi ezen… İşte Raphael onları dillendiriyor. Fakat her dileğin bir bedeli var ve o bedel, doğrudan ömürden kesiliyor. O deri parçası küçüldükçe sanki kendi içimde bir şey daralıyordu; bu tılsım sadece romanda değil, bizim çağımızda da var. Biz dileklerimizi ekrana dokunarak, ya da "bir gün belki" diyerek harcıyoruz. Karşılığında ne kadar ömür gittiğini kimse sormuyor. Kalabalığın içindeki yalnızlık ve Paris... Balzac’ın kaleminden dökülen şehir, bir masal diyarı değil. Balo salonları, sokak lambaları, fısıltılarla dolu köşeler... Hepsi şık görünüyor, ama arkasında büyük bir boşluk saklıyor. Tıpkı bugünün vitrinleri gibi: Göz alıyorlar ama içine girdiğinde soğuk. Bu şehirde yaşamak bir sanat değil, bir mücadele. Kapitalizmin, sınıf farkının, gösterişin ve yalnızlığın dans ettiği bir sahne burası. Raphael o sahnede yere düşen bir perde gibi, sessiz ama dikkat çekici. Yaptığı sessiz anlaşma, Raphael'e vazgeçmeyi ve bazı şeylere sahip olmadan da yaşamanın mümkün olduğunu öğretir. Ama deri küçülmüş, ömür tükenmiştir...
Edebiyat
Tılsımlı DeriHonore de Balzac · Yalçın Yayınları · 19961,239 okunma
·
355 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Keyifle okudum incelemenizi. Keleminize sağlık.. 🙏🏻🍀📚
Aida
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 🌟
Aida
Gönderi Sahibi
Pauline’in Gemi Günlüğü Raphael’den sonra yazdığım hayali bir sahne Geminin güvertesinde rüzgâr saçlarıma karışıyor. Paris geride kaldı; anılarının dumanı hâlâ üzerimde. Ama içimde bir şey ilk kez sessiz. Ne bir dilek var, ne de bir çığlık. Sadece… hafiflik. Yanımda duran genç adama hâlâ adını sormadım. Gerek de yok galiba. O, Raphael değil. Ve hiçbir zaman olmayacak. Ama elleri titremiyor. Gözleri bir şey istemiyor. Sadece orada, sessizce var. Raphael’in gözlerinde her zaman bir uçurum vardı,beni içine çağıran, beni yutan. Bu genç adamın bakışında ise sadece… deniz var. Sakin. Dalgalı ama öldürmeyen. Bana sorarsan, aşk değil bu. Belki de yorgun bir kadının yanında birinin yürümesine izin vermesi sadece. Belki de yıllarca bir adamın ölümünü izledikten sonra, bir başkasının sıradan canlılığına şükretmek… Bu gemi nereye gidiyor bilmiyorum. Ama artık her şeyi bilmek istemiyorum. Çünkü hayat, tılsımlar ve kehanetlerle değil, bir sabah martı sesinde uyanmakla yazılıyor. Raphael bana arzulamayı öğretti. Bu genç adam… unutturmayı.