·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Haziran 2025 15:09 Yıllar yıllar önce Fransız Teğmenin Kadını ile tanımıştım John Fowles’ı. Kalemine hayran kalmış, birkaç kitabını daha kitaplığıma eklemiştim. Ancak araya başka kitaplar girdi ve ikinci buluşmamız bir türlü gerçekleşemedi. Şimdi ise, o beklenen buluşmanın keyfini yaşıyorum.
Koleksiyoncu, sevgi kisvesiyle örtülmüş bir tutsaklık hikâyesi. Frederick Clegg, kelebekleri toplar gibi bir insanı da toplayabileceğini düşünen oldukça sorunlu bir karakter. Tutsak ettiği Miranda ise bir kadın değil, adeta cam bir fanusta sergilenmeyi bekleyen bir obje.
Bu kitap, saplantının ne kadar sıradan görünebileceğini ve normalliğin ardında nasıl sinsice gizlenebileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. En sarsıcı yönüyse anlatımın çift yönlü oluşu: Hem avcıyı hem de avı dinliyoruz.
Fowles, okurun vicdanını sürekli sınava sokuyor; kimi zaman empatiyle, kimi zaman tiksintiyle baş başa bırakıyor. Koleksiyoncu, karanlık bir zihni tamamen aydınlatmıyor belki ama oraya güçlü bir fener tutuyor. Çok sevdim.