Avrupa insanı ve ulusların yok edilişi
Ticaret ve endüstri, kitap ve mektup trafiği, tüm yüksek kültürün ortaklığı, mekanın ve arazinin hızla değiştirilmesi, tüm topraksızların şimdiki göçebe yaşamı – bu koşullar zorunlu olarak ulusların, en azından Avrupa uluslarının yok edilişini getiriyor beraberinde: öyle ki sürekli melezlenme sonucunda, bu uluslardan melez bir ırkın, Avrupa insanının ortaya çıkması gerekiyor. Ulusların, birbirlerine karşı ulusal düşmanlıkların üretilmesi yoluyla birbirlerinden ayrılması, şimdiki bilinçli ya da bilinçsiz bu hedefi etkiliyor ama o karışım kısa süreli ters akımlara karşın yine de yavaş yavaş ileriye doğru gidiyor: bu yapay ulusalcılık da bir zamanlar yapay Katolikliğin oluşturduğu kadar büyük bir tehlike oluşturuyor, çünkü özünde azlar tarafından çoklar üzerinde ilan edilmiş şiddet içeren bir olağanüstü durum, bir kuşatma halidir ve itibarını koruması için hileye, yalana ve şiddete gereksinir. Söylendiği gibi çokların (halkların) çıkarı değil, her şeyden önce belirli hanedanların, sonra belirli ticaret ve toplum sınıflarının çıkarıdır bu ulusalcılığa sürükleyen; bu olgu bir kez görüldüğünde artık hiç çekinmeden kendini iyi bir Avrupalı olarak tanıtmak ve eylem yoluyla ulusların kaynaşması için çalışmak gerekir: bu sırada Almanlar, eski kanıtlanmış özellikleri, halklar arasında dilmaç ve aracı olmaları sayesinde katkıda bulunabilirler. – Yeri gelmişken bütün bir Yahudi sorunu sadece ulusal devletler içinde vardır, bu bakımdan azimlilikleri ve üstün zekaları, uzun süren acılar okulunda kuşaktan kuşağa biriktirilmiş tin ve istem sermayeleri her yerde haset ve nefret uyandıracak ölçüde üstünlük kazanmaktadır, öyle ki – ne denli yeniden ulusal davransalar da – Yahudileri olası tüm açık ve gizli felaketlerin günah keçisi olarak mezbahaya gönderme yazınsal kabalığı, günümüzün hemen her ulusunda tehlikeli bir biçimde yaygınlaşmaktadır. Ulusların korunması değil de olabildiğince güçlü bir melez Avrupa ırkının üretilmesi söz konusu olduğu sürece, harç olarak Yahudi de herhangi bir ulusal kalıntı kadar yararlı ve arzu edilirdir. Her ulusun, her insanın hoş olmayan, hatta tehlikeli nitelikleri vardır; Yahudi'nin bir istisna oluşturmasını istemek zalimcedir. Hatta bu nitelikler büyük ölçüde tehlikeli ve ürkütücü olabilir ve belki de genç borsa-Yahudisi insanlığın en iğrenç buluşudur. Yine de toplam bir hesaplamada tüm halkların içinde en acılı tarihi yaşamış olmasında hepimizin suçu bulunan ve dünyanın en soylu insanını (İsa Mesih), en arı bilgesini (Spinoza), en güçlü kitabını ve en etkili ahlak yasasını kendisine borçlu olduğumuz bir halkta ne kadar kusur aranacağını bilmek istiyorum. Ayrıca: Ortaçağın en karanlık dönemlerinde, Asyalı bulut kümesi Avrupa'nın üzerine çöktüğünde, Aydınlanma'nın, tinsel bağımsızlığın bayrağını en sert kişisel baskılar altında dik tutan ve Avrupa'yı Asya'ya karşı savunanlar Yahudi özgür düşünürleri, bilginleri ve hekimleriydi; dünyanın daha doğal, daha akla uygun ve her halükarda mitsel olmayan bir açıklanışının, sonunda yeniden galip gelebilmesinde ve şimdi bizi Yunan-Roma antikçağının Aydınlanmasıyla birleştiren kültür halkasının kırılmadan kalmasında onların çabalarının payı hiç de az değildir. Hıristiyanlık, batıyı doğululaştırmak için her şeyi yaptıysa, Yahudilik de esas olarak batıyı yeniden batılılaştırmaya katkıda bulunmuştur: belirli bir anlamda Avrupa'nın görevini ve tarihini, Yunan görevi ve tarihinin bir devamı kılmak anlamına gelir bu.
Sayfa 278 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
·
138 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.