Gönderi

Puan vermedi·160 syf.··
2025 87. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2025 18:56
Psikanaliz ve hikâye anlatıcılığı, derin bir şekilde birbirine bağlı iki alandır. Her ikisi de insanın iç dünyasını, bastırılmış duygularını, bilinçdışı süreçlerini ve kimliğini keşfetmeye çalışır. Kitabı okuyunca ilk olarak anlayacağımız şu ki hikaye anlatıcılığı, psikanalizin en güzel ve mükemmel bir aracı olabilir. Hepimiz hayatın belli noktalarında Freud'u bi şekilde tanımışızdır. Az çok ona aşina olanların da bileceği gibi Freud’un çalışmalarında olsun diğer psikiyatrik araştırmalarda olsun, insanlar genelde yaşadıklarını doğrudan anlatmak yerine metaforlar, rüyalar, dil sürçmeleri ve anlatılar yoluyla ifade ederler. Psikanaliz ise, bu anlatıların altındaki anlamları çözümlemeye çalışır. Terapi süreci, bir bakıma kişinin kendi yaşam öyküsünü yeniden kurgulamasıdır. “Hasta konuşur, analist dinler” – Bu cümle aslında hikâyenin aktığı ve çözümlendiği bir anlatı sürecini tarif eder. Hikâyeler Bilinçdışına Açılan Kapılar Gibidir Mitler, masallar, edebi eserler çoğu zaman kolektif bilinçdışının ürünleridir. Jung’un arketip teorisi, hikâye anlatıcılığının psikanalitik boyutunu çok güçlü şekilde ortaya koyar. Kahramanın yolculuğu, gölgeyle yüzleşme, anne/baba figürleri gibi temalar hem anlatılarda hem de bireysel psikolojide karşımıza çıkar. Paylaşmak, anlatmak, travmayı işlemeye yardımcıdır. Psikanalize göre, anlatı kurmak iyileştirici olabilir. Bir travmayı kelimelere dökmek, onu anlamlı bir yapıya kavuşturmak kişiye kontrol ve rahatlama hissi verebilir. Bu yüzden edebiyat, özellikle otobiyografik ya da yarı-otobiyografik eserler, sıklıkla psikanalitik olarak yorumlanabilir. Bu kitapta verilen bir çok yazar ve eser örneğinde olduğu gibi yazarlar bilinçdışıyla oynayan birer analist gibidir. Bunlardan en bilineni Dostoyevskidir mesela bana göre. Hatta Kafka, Virginia Woolf, Proust vb. uzayıp gidecek bir liste çıkar.. Bu yazarlar karakterlerinin iç dünyasını öyle derinlemesine işler ki neredeyse bir psikanalistin bakış açısıyla yazdıkları hissedilir gibidir, öyle ki ne kadar ben, ne kadar biz diye diye okuruz tüm karakterlerini. Bu tür anlatılar, okuyucunun kendi bilinçdışıyla temas kurmasına vesile olabilir. Anlatıcı ya da karakter üzerinden yaratılan hikayeeler, yazarın ve bazen okuyucunun bastırılmış arzularını, çatışmalarını, kimlik arayışını dışa vurur. Bu bağlamda yaratıcı yazarlık da bir çeşit psikanalitik süreçtir. Kitap ise alanıyla alakalı olarak bu konulara derinlemesine değiniyor, genel olarak ilgilisinin beğeneceği bir deneme-inceleme kitabı olarak düşünüyorum. Sonlara doğru röportaj havasına girdiği için biraz sıkıldım sadece. Keyifli okumalar dilerim..
Psikoloji
Psikanaliz ve Hikaye AnlatıcılığıPeter Brooks · Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi · 201413 okunma
··
1.089 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık güzel inceleme. 👏
Demet
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.😊
Emegine saglık canimcim 😍📚👏👏
Demet
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim gülüm😊😊🙌🏼🫂💖🌸