Gönderi

Rota yeniden oluşturuluyor
Puan vermedi·208 syf.··
2025 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2025 10:40
Kırmızı. Üzerinde beyaz kalpler olan çok köşeli bir kutu. İçinden bir kutu daha çıkıyor. Onu açınca biri daha. Birbirinin içine sığabilecek boyutlarda hazırlanmış birbirinin aynı, kırmızı ve üzerinde beyaz kalpler olan kutular. Kutuların iç yüzeyine film şeridi halinde fotoğraflar basılmış. İki kişilik fotoğraflar. Özenle biriktirilmiş ve o kutulara koyulmuş anlar. Anılar. Zaman. İç içe kutuları açtıkça dışarıya vuran yaşanmışlık. Bana değil başkalarına ait bir hayat. İzlediğim uzaktan. Kutunun kapağında seni seviyorum yazıyor. Kim kimi seviyor? Ben bilmiyorum. Ben, kırmızı bir kitaptan okuduklarımla baş başayım. Öğrenemediğim şeyler yazıyor onun da içinde. Uzun uzun... Anlayamadığımı düşündürse de okudukça sadeleşen bir zorluk seviyesi. Seni sevmeyen birinin sende bıraktığı bir kutu dolusu his. Seni istemeyen birinin sende bıraktığı sayfalar dolusu iz. O hayatın kendisini seçme yürekliliğini gösterdi. Ben yüksek bir köprüden aşağıya atlamayı seçtim. Ölü olduğu halde ölümden korkanların arasına düştüm. Hırsları insanlıklarına ağır basanların arasına... Hayatın herhangi bir katmanındaki zamanda takılı kalmayanlara biz normal diyoruz ya. Tüm etapları başarıyla tamamlayan bu zatların ellerinde zafer bayrakları. İşte bu kitaplar onlar için yazılmadı. Bu kitabı okumadan önce sitede kitap hakkında yazılan incelemelere göz attığımda gördüğüm cümlelerden anladım bunu. Çoğunluğun beğenmediği kitapları okumaz normaller. Yarıda bırakırlar. Yarıda bırakanları da yarıda bırakılan şeyleri de kabullenemediğim için hayatın bir seviyesinde takıldım kaldım herhalde. Bitmesi gereken şeyleri beklerken yığılıp kaldığım bir katmanda okudum bu kitabı da. Yarıda bırakmadım. Sonuna kadar okudum. Yarı yolda bırakılanların anlatıldığı bir evrenden bir kutunun içindeki fotoğraflara bakar gibi okudum. Etime saplanmış bir kancaya bağlı olan ip, sayfaları çevirdikçe uzar sandım. İp çok kısaydı, ilerledikçe gerildi, çektikçe canım acıdı. Bir oltanın çatallı ucu gibiydi kanca, yakalanmıştım. Dönen bir makara bağlı olduğum ipi kendine sarıyordu. Kurtulamıyordum. Kitap başladı ve sürdü sürdü sürdü. Son sayfaya kadar. Bölümler halinde değil çünkü. Bitene kadar yanımda konuşan bir ses hiç susmadı ve durmadı makaranın dönüşü. Beni o kancayla senin bıraktığın boşluğa bakarken yakaladılar. Saatler ilerlemeye devam ederken ve ben bizim zamanımızın durduğu karanlıkta beklerken, onlardan biri gibi yaşayamadığımı ve yalnızca seyredebildiğimi anladım. Bu kitabı okumak olduğum yerde beklemekti. Okudukça, beklemenin de bir anlamı olmadığını anlamaya başladım. Kitap bittiğinde ben artık beklemiyordum kimseyi. Kırmızı Kitapla birlikte sen de bitmiştin. Seni o kırmızı kutuya koydum. Benden sakladıklarının arasına. Bazen insan günlük hayatın dışında olmak, hatta bir düşü gerçekmiş gibi yaşamak ister. Değişik görünen şeylerin peşinden gider. Oysaki değişik görünen şeyler ve gerçek değişiklik birbirinden farklıdır. O yüzden gerçek bir değişiklikten korkan insanlar değişik görünen şeylerin peşinden koşarlar. Arkalarına dönüp bakmazlar. Zamanda bir boşluk oluşur. Siz de durup beklemeyin orada, çingene kampını geçip dümdüz ilerleyin, ama kırmızı kitabı yanınıza almayı unutmayın. Çünkü, köşedeki çömlekçi dükkanının arkasındaki dar koridordan geçerek girdiğiniz zaman tünelinden son sayfaya kadar çıkamıyorsunuz, haberiniz olsun. Kırmızı bir kitap. Kırmızı bir kutu. Eski bir Kent. Zamanda kaybolmuş insanlara katılmak isterseniz, buyurun. Her an yeniden yazılan bir kitabın içinde yaşadığınızı anlayacaksınız. Ne zaman gidilecek? Şimdi. Ne zaman yapılacak? Şimdi. Yarın yok, biliyorsun değil mi? Tuhaf bir dünya bu! Kırmızı Kitap Engin Geçtan
Hayata Dair
Kırmızı KitapEngin Geçtan · Metis Yayınları · 2021234 okunma
··
466 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tuhaf, köşe bucak aradığımız anlamın parmak izlerini taşıdığımız bir dünya... Okurken, oluşturduğun atmosfer, Poe'nun bir öyküsüne götürdü beni; polis önemli bir mektup aramaktadır ve defalarca daireyi didik didik eder, her köşesini arar, her şeyi ortaya döker ama önemli bir mektup başarılı bir şekilde kusursuz fakat hayâl gücü kıt olan bir polisten saklanmıştır, bu polis daireyi üç kere yağmalıdığı halde onu bulamamıştır; çünkü hırsız mektubu, masanın üzerinde herkese görülebilecek şekilde açık bırakarak "saklamaya" karar vermiştir. Onu gizli bir çekmecede gizlemekten ziyade, sırlı zarfı çok aşikar ve hiç kimsenin onun gerçek kimliğini tahmin edemeyeceği şekilde görünür bırakmıştır ve bu açıklığı sayesinde esrarını korumuştur. Poe'nun hikayesinde, gizlinin açığa çıkarılması gözden kaçan şeydir ve kimse bunun farkına varmamıştır... Normalliğin deliliğiyle, gözden kaçırdığımız şeyler... Işık sızıyorsa o gedikten... Kayıp legonun bize buldurduğu... Bana gönlüyle konuşanın şifa dağıttığını söylemişlerdi, öyle gerçekten... Gönlüne sağlık🌹👏🎗🎈
Özlem
Gönderi Sahibi
Evet, ortada olanın ardını görebilme, hayal gücünün de ötesinde bilinçdışını yakalayabilmek için öteki olmak gerekiyor kendine bile. İlk yabancılaşma kendinle başlıyor ve normali aştığında delilik mi bilmiyorum tam adı ama zorlayıcı. Kitaplar iyi ki var, Poe da sınır üstü düşündüren bir usta. Kırmızı kitap Jung'a kadar gider peşine düşersek... İyi ki varsın vakit ayırıp okuduğun için teşekkür ederim. 🤗🫶😘🌸