Martıların gözünden ve dünyasından
anlatılan eserde, tüm martılardan farklı olarak özgür olmak isteyen, kendini geliştirmek
ve öğretilenlerin dışına çıkmak isteyen bir martının hikayesi anlatır. Martı Jonathan
sürüsünden dışlanmak pahasına farklı yeni uçuş denemeleri yapması, sınırlarını aşması ve
bunu başarmış olması ele alınıyor. Aslında martının dünyası üzerinden insanlığa ve
toplumsal sisteme atıf yapılmış bir eserdir. Kesinlikle okuduğumda bana farkındalık
katan ve beni daha fazla cesaretlendiren, kendi düşüncelerimi desteklediğini fark
ettiğim ve toplumdaki çoğunluğa uymayarak kim olduğumu daha fazla farkında olmamı
sağlayan eserdir. Kitaptan sevdiğim birkaç alıntıyı eklemek istiyorum.
● Onların tek farkı, gerçekten kim olduklarını anlamaya ve bunu bilerek yaşamaya
başlamaları.
● Eğer ne yaptığını iyi biliyorsan her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek
gerek.
● Nereden geldiğimizi hemen unutup nereye gittiğimizi merak bile etmeden, günübirlik
yaşayarak çoğu kez birbirinin aynısı olan şeyi yaptık; bir dünyadan gelip diğerine gittik.
Yemekten, birbirimizle mücadele etmekten, sürüye gücümüzü kanıtlamaya
çalışmaktan daha başka yaşama nedenleri olduğunu öğrenmek için kaç yaşamdan
geçmek zorunda kaldık, bir fikrin var mı Jonathan?
● Günler geçtikçe, Jonathan geldiği dünyayı daha sık düşünmeye başladı. Eğer burada
öğrendiklerinin sadece onda birini, yüzde birini orada öğrenmiş olsaydı, ne anlamlı bir
yaşam olurdu. Orada hala, sınırlarını aşmaya çabalayan, bir lokma ekmek için
teknelerin etrafında dönüp dolaşmaktan öte, uçmanın gerçek anlamını bulmaya çalışan
bir martı var mıydı, merak ediyordu. (Özellikle son iki alıntı kitabın hiç bahsetmediğim
kısmından ve aslında sadece bu dünya için değil inanan bir insan için ahiret hayatına
atıf yapıldığını düşündüğüm bölümüydü ve çok hoşuma gitti.)