·184 syf.····Okunma: 16 Haziran 2025 09:23 İsmi ilgimi çektiği için başladım ancak hayal kırıklığı ile bitirdim. Ne anlatıyor başı nere sonu nere diyebileceğim bir kitaptı. Michel Avantin kız kardeşi Elisabeth'in ölümünden sonra kendi kabuğuna çekilmiş bir senaryo yazarıdır. Sadece bir filmde başrolü oynamış ve film sinema camiası tarafından görmezden gelinmiş. Sevgilisi Lilliane'dan ayrıldıktan sonra evinden dışarı ufak tefek işler dışında pek çıkmayan işsiz bir adam olarak yaşamaya başlamış. Bir gün yaşadığı rahatsızlıklardan ötürü hastaneye (kız kardeşinin yattığı hastane) gidiyor ve kız kardeşinin yattığı 18 numaralı odada tuhaf bir adamın kendisine (parmağındaki şövalye yüzüğüne) nefretle baktığını görüyor. Zaten kitabın ilk sayfası da bu andan başlıyor. Bu tuhaf adam Michel'e bir mektup ve içerisinde sadece "6" rakamı olan bir mektup gönderiyor ve hastaneden kaçıyor. Olayın polisiye kısmı bu andan sonra başlıyor. Aynı zaman diliminde başka bir mektubu Evelyne Doublier adında avukat bir kadına daha gönderiyor. Kadına gönderdiği mektup aşk itirafından oluşuyor. Michel allem edip kallem edip bu mektupta ne yazıyor acaba kendisine yazılan "6" rakamı ile bir ilgisi var mı mantığında iz sürmeye çalışıyor. Açıkçası okurken hikaye bu gizemi çözmeyi anlatıyor sanıyordum. Ancak tekrar eden olayların (Michel'in parmağındaki yüzük, kız kardeşinin ölümü, tekrar eden sayılar ve günler vb.) birbirine bağlanmaması hayal kırıklığıydı. Cyril Mallier adındaki -ki gerçek adının bu olmadığı anlaşılan- adamın Michel ve Evelyne i neden hedef aldığı anlatılmamış. Eva Tircee adındaki hemşire kadının sonlara doğru ortaya çıkan günlüğü ve Michel'in başından geçenleri günlüğe yazması için Eva'ya anlatması bana saçma gelmişti.
Cyril Mallier'in kitap yazarı olduğu ve o kitapta yazanları kimse öğrenemeyecek demesi üzerine Michel'in kitabın izini bulması o kitapta geçenleri Yazgı'ya kaderi değiştirme ve tüm insanların ölümüne yol açma kurgusu) rüyasında görmesi ve sonrasında aslında böyle bir kitabın bambaşka birisi tarafından yazılması ve konusunun da farklı olaması gibi daldan dala atlayan bir olay örgüsü var. Sürekli bir varsayımda bulunarak okudum ama sonunun bir yere bağlanmayacağını biliyordum ki öyle de oldu. Michel'in "İnsanlara 'dün' derken, 'benim' 7'si Salı güünümden söz ediyordum, oysa onlar 6'sı Pazartesi'nden söz ettiğimi sanıyorlardı. Farklı günlerden söz ediyorduk, buna karşın konuşurken tam bir anlaşmazlık yaşamıyorduk..." sözlerinden etkilenip "acaba insanlar bir gün öncesini yaşarken anlatıcı sonraki günü mü yaşıyor" diye etkilenmiştim ama devamında bunu göremedim. Kısacası yaşananlar rüya mı, anlatıcının kullandığı uyku ilaçları yüzünden yaşadığı sanrılar mı, yoksa kitap içinde kitap mı olduğu belli olmayan kurgusuz bir kurguydu okuduğum. Anlatımı akıcı olmasaydı bir de merakımı çekecek olaylara yer vermeseydi çoktan yarıda bırakırdım.