Çavdar Tarlasında Çocuklar ‘ı okudum ama açık konuşayım bana fazla geldi. Kitabı etkileyici bulmadım, hatta çoğu yerde sıkıldım. Çünkü Holden Caulfield diye bir çocuk var ki, tam bir ergen klişesi. Her sayfa aynı trip, aynı “herkes sahte” modu. Abartmıyorum, sayfalar ilerledikçe insanın içinden “Abi tamam artık, rahat bırak da başka bir şeyler olsun” demek geliyor. (Ama bazen hak verdiğimde oluyor herkes bencede sahte :)))
Tamam, ergenlik böyle olabilir, kabul ediyorum. Ama bu kadar tekdüze, bu kadar melodramatik olması, inanın bazen “Ya evet, biz de ergen olduk, ama bu kadar da olmaz” dedirtiyor. Holden’ın dünyası, bir “off” haliyle dolu, sanki hayatın anlamı sadece etrafındakilerin ne kadar sahte olduğuymuş gibi.
Kitap yeraltı edebiyatı havasında, ama o havayı veren çoğunlukla Holden’ın sürekli dönen, tekrarlayan, sinir bozucu tripleri. Derinlik arayanlara biraz eksik kalabilir. Çünkü Holden’ın yaşadığı bunalımlar gerçek, tamam da, anlatımı öyle iç içe geçmiş, o kadar çok dert dökme var ki, bazen nefes almak bile zorlaşıyor.
Bir yandan onun dünyasını anlamaya çalışıyorsun. Öte yandan, o kadar çok dramatik, o kadar çok “beni anlasanız da kurtulsam” havası var ki, bazen “Bu çocuk bir rahatlasın da dünya dönsün” diyorsun kendi kendine.
Sonuç? Eğer melodram ve ergen triplerine dayanıklıysan, belki bu kitabı seversin. Benim içinse biraz fazla yordu, bazen “Kardeşim, sus artık” dediğim bir hikayeydi. Yine de edebiyat dünyasında yeri büyük o ayrı…
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger