Boşa çıkan umutların,hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren güzel bir eseri gelin beraber analiz edelim.
Merhaba arkadaşlar uzun soluklu bir okuma sürecini geride bırakmış oldum yer yer üzüldüğüm yer yer sistemi komple değiştirmek istediğim ve aslında insanın eline güç geçtiğinde ne kadar acımasızlaştığını gördüm.
Gazap Üzümleri kitabın eseri, benim ise anladığım insan emeğinin üzüm gibi sıkılıp şaraba dönmesi günün sonunda ise sıkanın değil sıkılanın açlık çektiği, yaşam savaşı verdiği ve bitmek bilmeyen uzun yolculuklar...
Eser karakterimizin ailesinin yanına dönmesiyle başlar;
Bazen hayat öyle bir yere sürükler ki istesen de dönemezsin. Dönsen de bıraktığın gibi bulamazsın. Her şey değişir zamanla.Ve birçok şey hep eskisinden daha kötü olur.İşte karakterimiz tüm bu çıkmazların içinde...
Genç,yaşlı,kadın,erkek güzel bir hayat umuduyla kök saldıkları topraklardan koparak yeni umutlarla yola çıkmıştır oysa ki hayat bu kadar toz pembe değildir. Sistemin tüm acımasızlığına karşı karşıya kalarak yaşam mücadelesi verirken sevdiklerinden de olurlar.
Emek,insan yaşamı ,onurca yaşamak ve en önemlisi insanca ölebilmek bunlar sadece bir kelime dönemin Gazap Üzümleri'nde. Bir lokma ekmek için birbirini boğazlayanlar , örgütleşip hak aramak isteyenlerin haince öldürülmesi... yani kısaca kapitalizmin görünmeyen yüzü apaçık ortada.
Hızlı bir sanayileşme süreci yaşayan Amerikan toplumunda, toprağa bağlı yaşamaya alışmış büyük bir ailenin değişim rüzgârları karşısında acımasızca savruluşunu ve tükenişini anlatıyor. Aynı zamanda ayakta kalma mücadelesi veren bir ailenin destanı da diyebilirim.
Eserden bahsedip fazla spoiler vermek istemiyorum, biraz da hissettiklerimden bahsedeyim;
Okurken acıma,üzülme,sinirlenme ve en önemlisi isyan,kabullenmeme gibi insani duygular besledim. Eserin son sayfalarında ise insanoğlunun derinliklerinde de olsa yaşamak için minik kırıntıların olduğunu görmek umut vericiydi.
Keyifli okumalar dilerim.