Gönderi

Düğme mi yanlış yoksa ilik mi fazla geniş?
3/10
·288 syf.··
2025 5. kitabı
Beklentilerle Gerçekler Arasında Hyunam-dong Kitabevi Bir Okuma Yanılsaması Hyunam-dong Kitabevi kitabında geçen “Düğme var ancak ilik yok” cümlesi, eksikliği ve tamamlanmamışlığı anlatmak için kullanılan sade ama etkileyici bir metafordu. Benim bu kitaba başlarken yaşadığım şey ise tam tersi oldu. O kadar çok övüldü, o kadar fazla önerildi, baskı üstüne baskı yaptı ki... Okumadan önce zihnimde büyükçe bir ilik açtım — daha derin, daha edebi, daha sıcak bir şeyle karşılaşacağımı düşünerek. Ama kitap, o açtığım yere uymayan, yerine oturmayan küçük bir düğme gibi kaldı. Ne o boşluğu doldurdu ne de yerini anlamlı kıldı. Elbette herkesin okuma zevki farklıdır; yine de bu kadar çok satılan bir eserin en azından edebi bir tat sunmasını beklerdim. Ancak ne yazık ki benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. İncelememin özünü, kitabın içinden bir alıntıyla başlatmak istiyorum: “Milyonlarca izleyici tanıtımın kölesi olmuş demek istiyorum. Seyirci üç milyonu geçince yapım şirketi 'Bu film üç milyon izleyiciye ulaştı' diye reklam yapıyor. O zaman da insanlar 'Ooo, üç milyonu geçmiş, ben de gidip izlesem mi?' diye düşünüyor. Böylece dört milyonu geçiyor. Sonra yapım şirketi yine reklam yapıyor. 'Bu film dört milyon izleyiciyi geçti.' İnsanlar yine aynı düşüncelere kapılıyor. Böyle böyle beş, altı, yedi milyon... Bir filmin on milyon izleyiciye sahip olması, on milyon seyircinin de beğenisini kazanacak kadar iyi bir film olduğu anlamına gelmiyor.” Kitabın da tam olarak bu döngünün ürünü olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Okurken sürekli bu ironiyi hissettim: Kitapta karakterin eleştirdiği bu popülerlik ve reklam etkisi, kitabın kendisi için de birebir geçerli değil miydi? Ne yazık ki kitap beni içine çekmeyi başaramadı. Ne sıkıcı denecek kadar yoğun ne de akıcı denecek kadar sürükleyiciydi... Sadece tuhaf bir sıradanlık vardı. Karakterlerden yalnızca Minju'ya az da olsa ısınabildim. Ama “Düğme Var Ancak İlik Yok” ve “Son Söz” bölümleri dışında beni yakalayabilen bir kısım olmadı. Yine de sabırlı bir okur olarak sonuna kadar ilerledim; daha çok alışkanlıkla, biraz da inatla. -Bitirince hissettiğim rahatlamanın kitabın içeriğiyle değil, sona ermiş olmasıyla ilgili olduğunu da eklemem gerek.- Edebi anlamda güçlü, içten ama sığ olmayan anlatımları seven biri olarak bu kitap bana hitap etmedi. Yarıda bırakmadım ama okurken keyif de almadım. Sadece bazı dersler çıkardığım bir deneyim olarak görmeye karar verdim bu okumayı. Bana “Sıcacık" ya da "samimi" gibi etiketlerle nitelendirilen bu tarz eserlerin içinin neyle doldurulduğuna biraz daha dikkat etmek gerektiği düşüncesini verdi. Popüler olanın her zaman derinlikli olmadığına daha önce de çok kez tanık olmuştum. Bu anlamda kitabın, bu düşüncemi pekiştirdiğini söyleyebilirim. Elbette herkesin beklentisi farklıdır ama edebi anlamda daha fazla şey arayan biriyseniz bu kitap sizde de büyük bir iliği karşılayamayan küçük bir düğme etkisi yaratabilir. Aslında yazarın niyetini anlıyor ve saygı duyuyorum. Kitabın sonundaki "Son Söz" bölümünde yazarın içtenliğini hissedebildim. Kitabın bilinçli olarak durağan tutulduğunu, sıradan insan hayatlarını ve küçük anları görünür kılmayı hedeflediğini anlıyorum. Bu bağlamda yazarın hedeflediğiyle ortaya koyduğu şey örtüşüyor diyebiliriz. Fakat bu temsilin beni duygusal olarak yakalayamadığını, bana “sıcacık bir teselli” vermediğini de belirtmem gerekir. Tüm bunları, bu kitaba büyük beklentilerle başlayacak olan okurlar için bir okur sorumluluğuyla yazmak istedim. En azından beklentiler düşerse kitap, belki birileri için daha anlamlı bir okuma deneyimine dönüşebilir.
İnceleme
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
·
216 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitabı pek tabii takdir etmek olası değilse de “kapak tasarımından ve adından” etkilenip almıştım ki hâlâ içimde büyümeye devam ediyor. Sıcak muhabbet, samimi merhabalar ve en önemlisi şu ki “birileri gerçekleşen hayaller” için gösterdiği gayreti sergileyecekmiş gibi düşünüyorum. Senin “okuma yanılsaması” ifaden, az önce yazdıklarımın aksini söylüyor sanki demeye kalmadan o milyonluk izleyici mi(?)… Ve içimden bir tebessümle okudum şu cümlelerini: “Bana “Sıcacık" ya da "samimi" gibi etiketlerle nitelendirilen bu tarz eserlerin…” Parça parça yazıyorum bu yorumu. Yukarıdaki beklenti ile hiçbir satırı kaçırmamak için uygundur diye geçmişken aklımdan, aklım okuduğum satırlarda kendini görüyor. Popüler kitaplar için ve elbette bu yelpazede filmler de yer alıyor, çok direnç gösterdiğimi biliyorum fakat nadir olur hiçbir şey ile döndüğüm. Hattâ “kahve soğumadan önce” adlı kitapta yaşadığım o kargaşada kitabı tüm samimiyetimle söylüyorum ki okuyup okumadığıma emin bile olamadım. Karlı kış gününde soğuk duş etkisi idi. Öylesi bir hiçlikte aklımda ilk kahvenin öyküsü hâlâ çok diri. Bu kitabın kapak tasarımı ve ismi çok etkileyici geldi bana. Ve sen bu kitabı bir buz kütlesine dokunmuş hissi ile yazmış gibisin. Aklımda şöyle bir soru: “azıcık da mı yok o duygu” cevabın üzgün bir bakış gibi hissediyorum. Henüz okumadım, yakın zamanda okuyamam ama kitaplığıma baktığımda görmek iyi geliyor. Kitapta samimiyetin beklenti ile örtüşmemiş olmasına rağmen fikrin ve duygun yazıda okurun hissedebileceği ölçüde samimi. Teşekkürler.
Hyeya
Gönderi Sahibi
Değerli yorumun için teşekkür ederim ^^ Benim ablam ve en yakın dostum bu kitabı çok sevdi belki de kitap sana da hitap edecek bu konuda bir şey diyemem. Sadece bana hitap etmediğini biliyorum 🥲 Biraz sert eleştirdiğimin farkındayım ama kitabın beni hayal kırıklığına uğratması beni biraz üzdü sanırım
İki inceleme birden mi ))) Burada epey kalacakmışım gibi geliyor. Henüz okumadım, pek iyi hissettim. Bitince konuşuruz. Teşekkürler.
Hyeya
Gönderi Sahibi
Çok mutlu olurumm ^^ kıymetli düşüncelerini eksik etme lütfen